Burhanettin DURAN
Zeytin Dalı operasyonu sadece Suriye denklemini değiştirmekle kalmıyor.
Türkiye'nin ABD, Avrupa ve NATO ile ilişkilerini de yeni bir düzleme taşıma potansiyeline sahip. Bu operasyon Batı ittifakının YPG konusunda uzun süredir devam eden "ikircikli davranma" yaklaşımına bir meydan okumada bulundu. Hem Washington hem de Avrupa başkentleri net bir karara varmak zorundalar.
Ankara-Washington arasındaki YPG gerilimi Avrupa başkentlerini de NATO'yu da endişelendiriyor. Batı medyasında Türkiye ile ABD'nin "karşı karşıya gelmesi" ve hatta "çatışma" riskinden bahsediliyor.
Bu arada, yapılan karşılıklı açıklamalardaki tezatlardan anlaşılan, Erdoğan ve Trump son telefon görüşmesinde birbirlerine "açık ve sert" konuştular. Zira NATO'nun iki büyük müttefiki arasında "varoluşsal bir tehdit" ile "taktik kazanımların kaybı" çelişkisi yaşanıyor. Ve bu taşınamaz bir yere geldi; çözülmek mecburiyetinde.
Alman Dışişleri Bakanı Gabriel, bu ihtilafın çözümünde NATO'nun rol alması çağrısında bulundu: "Fransa ile birlikte Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının dikkate alınmasından yana olacağız. Ancak Suriye'de barış ve istikrarın sağlanması konusunda siyasi müzakereler yapma fırsatı var ve bunun askeri çatışmalarla durdurulmaması lazım." Ancak NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Suriye'de NATO'nun asker bulundurmamasından dolayı bunun "ikili bir mesele" olduğu görüşünde.
Stoltenberg yayımladığı bildiride, Türkiye'nin "terörizmden en fazla acı çeken" ülkelerden biri olduğunu ve "her ulusun kendini savunma hakkı" bulunduğunu açıkladı. Bunun "itidalli ve orantılı şekilde olması" gerektiğini de sözlerine ekledi.
Terörle mücadelede "itidal ve orantı" nedir? Sivil kayıp olmaması için azami dikkat ve yerleşim yerlerinin yıkılmaması ise Türkiye zaten bu şekilde bir operasyon yürütüyor.
Fırat Kalkanı ile Deaş'a karşı bile bu şekilde savaştı. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cümlelerle gösterilen hassasiyeti vurguladı:
"Birileri ısrarla 'operasyon sınırlı olsun' diye telkinde bulunuyor. Ben de telefon görüşmesinde bu birilerine söyledim.
Gücü hoyratça kullanmaya kalksak. Tanklarımızla, toplarımızla, dümdüz edip geçsek bu operasyon birkaç günlük iştir. Kalkan olarak kullanmaktan çekinmedikleri masum sivillerin can ve mal güvenliğini de dikkate alıyoruz.
El Rai, Cerablus, El Bab'daki 2 bin kilometrekarelik alanı 100 bin insanın tekrar evlerine dönerek yerleşmelerine imkân sağladıysak Afrin'de de aynısını yapacağız."
"İtidal", Afrin merkezine ve Münbiç'e girilmemesi ise ne Washington'un ne de NATO'nun terörle mücadelede bunu isteme hakkı bulunuyor. Dahası, NATO, ABD'nin, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan YPG'yi silahlandırmasını hiç eleştirmedi. Türkiye'nin ısrarla ifade ettiği YPG kaynaklı "güvenlik" endişelerini gündemine almadı. Bir NATO müttefikinin diğer müttefikinin ayrılıkçı terör örgütü gördüğü bir yapıya (YPG) desteğini sorunsallaştırmadı. Artık ABD de NATO da PKK-YPG terörünü görmek zorunda.
Türkiye'nin Suriye'de Rusya ile işbirliği yapmasını ve S-400 almasını NATO'ya "aykırı" bulan çevreler Zeytin Dalı operasyonunu kullanarak yeni bir kampanyanın peşindeler.
Türkiye NATO'ya "zarar veriyormuş!" Ana argüman, operasyonun "ABDdestekli YPG'yi hedef alarak aslında dolaylı yoldan bir NATO müttefikinesaldırdığı" yönünde. Ve Türkiye bunu Rusya'nın "desteği" ile yapıyormuş. Zaten son dönemde Erdoğan, "NATO'nun temel değerleri olan demokrasi ve insan haklarını askıya almış." İlginçtir, özünde bir güvenlik ittifakı olan NATO, kendisinin de terör örgütü kabul ettiği PKK'nın kolunun Türkiye'ye karşı ordulaştırılmasını ittifaka yönelik "zarar" olarak görmüyor.
"İkili mesele" diyerek topu taca atıyor.
Zeytin Dalı, Türkiye'nin dolayısıyla Avrupa'nın istikrarına katkı sağlayacak bir stratejinin sonucudur. ABD'nin dar ufuklu Suriye ve YPG politikasının Türkiye'ye verdiği zararı kısmen telafi amacındadır.
Bunu ABD ya da NATO'ya "zarar" şeklinde formüle etmek belirsizlik dönemine giren Transatlantik ittifakının altını oyar. Rusya ve Çin gibi güçler de bundan sadece memnuniyet duyar. Hiçbir şey yapmadan avantaj elde etmenin keyfini çıkarır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2022
19.05.2021
15.05.2021
30.04.2021
24.04.2021
17.04.2021
6.01.2020
3.01.2020
13.10.2020