Celal DENİZ
Bilinen hikayedir, yaradılış inancına göre Nuh Tufanı. Efsaneye göre Tanrı kendi yarattığı insanların yaptıkları kötülükleri görünce büyük bir tufanla tüm canlıları yeryüzünden sileceğini söyler Nuh peygambere. Nuh inanmış biridir. Tanrı ona bir şans verir. Bir gemi yapan Nuh tufan işaretlerini gördüğünde kendisine inananları ve her tür hayvandan bir çift yanına alır. Tufan başlar. 6 ay süren dev dalgalar üzerindeki gemi yolculuğu yağmurların durup suların çekilmesi ile biter. Nuh'un gemisi Cudi dağının tepelerine konar. Ve gemidekiler kurtulur yeni bir yaşam başlar. Cizre bu yeni yaşamla kurulur. Kutsal kitaplar bu olayı birbirine benzer şekilde hikaye ederler.
Gelelim yaşanan gerçeğe.
Cizre'de yarı zamanlı sokağa çıkma yasağı sürerken, Cizre'den acıların görüntüleri bir sel suyu gibi sosyal medyaya akıyor. Cizre Cizre olalı böyle vahşet görmemiş. Cizre yıkılmış virane olmuş. Kimi evler tümden yerle bir olmuş kimi evlerde duvar kalmamış, içinde buzdolabı, çamaşır makinası, televizyon oturma gurubu kap kacak hep paramparça, kurşun izleri belirgin.
İnsanlar yıkık virane şehrin içinde çaresiz, öfkeli. Kimi kadınlar gözyaşı dökerken kimi kadınlar devlete olan tepkilerini ortaya koyuyorlar. Kimi kadınlar boşu boşuna öldü gençlerimiz diyor. Cizre efsane olmayan yeni, gerçek bir Nuh tufanı yaşıyor. Nuh Tufanı yaradılış inancına göre Allah'ın eseriydi. Yeni Nuh tufanı devletin eseriydi. İnsanlar yıkılan evlerine kaybettikleri işlerine mi yansınlar, yoksa genç, bebek yaşlı öldürülen, yakılan, bedenleri paramparça edilen yakınlarına mı yansın. Hem gidenler hem kalanlar yürek yakıyor. Anlaşılıyor ki kaybedenler yine Kürtler olmuş.
Cizre'yi bir ana şefkati ile sarıp sarmalayan Dicle'nin suları (Tigris) anaların gözyaşlarıyla çoğalmış, parçalanmış yanmış insan parçalarını içine alarak Mezopotamya topraklarında acıları suluyor sanki. Binlerce yıllık bu kadim kentin topraklarında yüzyıllarca unutulmayacak bir acı ekiliyor toprağa.
Tanklarla girildi şehrin sokaklarında. Hem de on bin asker, polis, keskin nişancı ile. Beyaz bayrakla sokağa çıkan yaşlı kadınlar erkekler çocuklar öldürüldü keskin nişancılar tarafından. Analar çocuklarını buzdolaplarında sakladı günlerce. Taybet İnan'ın cesedi günlerce sokak ortasında kala kaldı. Ana karnında 7 aylık bebek daha doğmadan katledildi keskin nişancı kurşunuyla. Doğan her çocuk nasıl olsa terörist olacak değil mi bari ana karnında öldürülsündü. Yılanın başı küçükken ezilmeliydi. 3 aylık Miray bebekte dedesi de öldürüldü yine aynı günlerde.
Neydi ne içindi bu ölümler?
Hendekler kazılmıştı ya sokaklara. Sebep buydu. Kapatılacaktı o hendekler. Ancak hendek bir bahaneydi devletin elinde. Yoksa üç beş hendek için bir kent yıkılır mıydı. Uluslararası politikaların iflasından ülke içinde ki hesaplara Kürtlere devletin gücü gösterilmeliydi. Kürtler yılların mücadele birikiminden bugüne daha fazla eşitlik taleplerinde bulunmamalıydı. Kürt illerinde bu ablukalar bu yıkımlar bu vahşet hep bunun içindi. Güney Kürdistan bağımsızlık yolunda ilerlerken, Suriye'nin Kuzeyinde bir Kürt Kantonları oluşuyordu. Türkiye'de Kürtler Özyönetim taleplerini yükseltmişlerdi. Kürtler Türkiye sınırlarının her yanında kendi kendilerini yönetir oluyorlardı. Böylesi bir dönemde Kürtlerin talepleri kanla da olsa bastırılmalıydı.
Cumhuriyet tarihi boyunca devlet hep Kürt fobisi ile yaşaya geldi. Yıllar önce "Kürt yoktur"dan "Kürtler vardır"a gelmek hala devletin kabul edemediği bir gerçeklikti. İşte bunun için açılımlar saçılımlar bir yere geldiğinde devletin ceberrut yüzüyle karşılaşıyordu.
Bugün Sur'da hala çatışma haberleri geliyor. Ölümler yaşanıyor. İnsanlara hala yaşam koridoru açılıp tahliye yapılamıyor. Devlet resmen hukuksuzluk batağında çırpınıyor. Bir cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesinin hak ihlalleri kararını tanımıyorsa, o ülkede yakmanın yıkmanın öldürmenin hesabı sorulamıyorsa, hükümet bunu yasalarla güvenceye alıyorsa o ülkede adaletten söz etmek mümkün müdür?
Tarihsel olarak Cizre deyince akla Nuh tufanı geliyor. Cizre deyince akla Mem-ü Zin geliyor. Cizre deyince akla Mem-ü Zinin aşklarına engel olan Bekir geliyor. Cizre deyince akla Cizre Bothan beyi, Kürdistan Miri Bedirhan geliyor. İsyanlar direnişler sürgünler geliyor. Cizre deyince akla binlerce yıllık medeniyetler geliyor.
Artık Cizre deyince akla Devletin AKP hükümeti eliyle 78 gün süren ablukası gelecektir. Artık akla Cizre deyince devletin işgal kuvvetleri gibi kendi kentlerini yaktığı, yıktığı, insanlarını öldürdüğü gelecektir. Miray bebek, Taybet ana, ana karnında kurşunlanmış adı konmamış yedi aylık bebek gelecektir. Artık akla devletin vahşeti şiddeti gelecektir. Artık ağlayan Kürt kadınının boşu boşuna öldüler dedikleri gençler gelecektir. Ve birde Cizre deyince "yanıldık devletin bu vahşetini bu kadar beklemiyorduk" diyenler gelecektir.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017