Cemil ERTEM
Bir süredir, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileriyle ilgili olarak, potansiyel, güncel veri setleri ve beklenti analizlerinden oluşan trend modelleri yerine, spekülatif, uydurulmuş haberlere göre pozisyon almaya çalışan bir “bel altı” kirli piyasa oluşturulmaya çalışılıyor. Bu kirli piyasanın belli kavramsallaştırılmaları da geliştirilmiş durumda. Örneğin, “kırılgan ülkeler”, “kırılgan beşli” gibi kavramlar son zamanların en operasyonel kategori anlatısı olarak bu “piyasanın” diline yerleştirildi.
Eskiden IMF’nin yönettiği ya da henüz IMF’nin el atmadığı ülkeler kategorisi vardı. Bu, IMF çıpası olarak nitelendiriliyor ve IMF reçetesinin pençesinde olan ülkelerin borçlarını ödemesi konusunda, çıpa adeta bir garanti oluyordu.
IMF çıpası kullanmayan ülkeler ise dalgalı okyanuslarda sürüklenen, batmaya mahkûm ülke muamelesi görüyorlardı. 90'lı yılların finansal kriz silsilesi ve Latin Amerika deneyimleri IMF çıpasının bizzat kriz nedeni olduğunu tüm dünyaya anlattı. IMF, Türkiye dâhil olmak üzere, birçok ülkeden itibar kaybederek kovuldu. Aslında kovulan bir ekonomi politikası anlayışı ve teorisiydi. Bundan sonra ise IMF çıpasının yerini bu ekonomi anlayışını amentü kabul eden küresel sermaye kurumları ve onların analistleri, ideologları aldı.
Derecelendirme kuruluşları ise bu anlayışın en ön cephedeki unsurları olarak öne çıktılar ve Arjantin’den Türkiye’ye kadar bütün yükselen ekonomiler üzerinde yeni bir ideolojik baskı, başka deyişle “çıpa” işlevini üstlendiler.
Borcu kim ödüyor?
Bunların temel argümanı, bu ülkelerin sermaye giriş çıkışlarını kontrol altına alacağı, borçlarını ödemeyecekleri ve/veya ödeyemeyecekleri üzerine kurulmuştu. Oysa tam aksine, başta Türkiye olmak üzere, şimdi “kırılgan beşli” diye anılan ülkelerin borçlarını ödememe, sermaye giriş-çıkışlarına kısıtlama getirme gibi hiçbir girişimi olmamıştır. Borçları ödeyemeyen AB’nin burnundan kıl aldırmayan ülkeleri olmuş, tam aksine, hiçbir “kırılgan beşli” ülkesi, yakın zamanda, borç ödeyememe sorunuyla karşılaşmamıştır.
Türkiye, 80'li yılların ortalarından itibaren hızlı bir liberalleşme sürecini, partiler üstü ekonomi politikası yapmıştır. Tabii ki bu politikanın hayli tartışmalı, düzeltilmesi gereken yanları vardır. Ama işin ilginç yanı, bu politikanın bütün temel yanlışları, IMF’den kalma para ve maliye politikaları anlayışının ısrarla sürdürülmesi nedeniyle oluşmuştur. Örneğin, Türkiye’yi 2001 krizine götüren kur rejimi ve yalnız borç çevrimi üzerine kurulan “kemer sıkma” politikaları, ithalata, borca dayalı bir sanayisizleştirme anlayışı olmuştur.
Bu politikalar, Erdoğan dönemiyle bitirilmeye çalışılan eskinin temel yanlışlarıydı. Aynı tablo mesela Arjantin’de de vardı.
Müdahaleci anlayış
Sermaye giriş çıkışlarını kontrol eden buna bağlı olarak sabit kur rejimine dayalı, dışarıya kaynak aktarmaya dönük aşırı borç üreten ekonomi-politikaları, uzun yıllar hem Latin Amerika’ya hem de bize “liberal” ekonomi politikası diye yutturuldu.
Mesela Arjantin’in 80'li ve 90'lı yıllardaki tüm krizleri ve Türkiye’nin 2001 krizini oluşturan temel nedenlerin arasında, merkez bankalarının uyguladığı sabit ya da yarı dalgalı kur rejimleri, para arzını dolar rezervleriyle sınırlayan, bütçeyi borç ödeme üzerine kuran, bütün yatırımları rafa kaldıran, ekonomiye yukarıdan ve dışarıdan müdahale eden tekelci-piyasa dışı anlayış vardı.
Bu ekonomilere uzun vadeli yatırımcı sermaye girişi ve bu ülkelerin dışarıda sermaye yatırımı yapmaları da yanlış ekonomi politikalarıyla engelleniyordu. Oysa şunu çok iyi biliyoruz ki sermaye ihraç edemeyen bir ülke, hiçbir zaman ekonomik olarak güçlü olamaz; sermaye ihraç edemeyen bir ekonomi, bir müddet sonra, siyasi olarak da güçsüz olur ve büyük ülkeler tarafından köşeye sıkıştırılır. Türkiye, son yıllarda bu gerçeğe uygun hareket etmiştir.
Türkiye’den 2002’den 2017 üçüncü çeyreği sonuna değin, stok farkı olarak, yurt dışına 35.5 milyar dolarlık Doğrudan Yatırım (FDI) gitmiş buna karşılık dış âlemden bize, bu sürede, 158.6 milyar dolar yatırım (FDI) gelmiştir. Bu, Erdoğan döneminin en önemli iktisadi ayrımlarından biridir. Daha önce böyle bir sermaye hareketi (FDI olarak) mümkün değildi.
Öte yandan, güncel, ödemeler dengesi olarak Türkiye’den yurt dışına FDI olarak 2016 yılında 3 milyar 147 milyon ABD Doları bazında sermaye gitmiş, bu 2017 yılı için, eylül sonuna değin 1 milyar 825 milyon dolar olarak gerçekleşmiş.
2016 yılında ise 12 milyar 771 milyar dolar FDI almış Türkiye...
Bu rakamlar, dünyada kapitalizmin tarihinin en büyük krizlerinden birinin yaşandığı ve Türkiye’de bir darbe girişiminin bulunulduğu konjonktürde gerçekleşmiştir ama tabii ki yeterli değildir.
Türkiye, uluslararası yatırım pozisyonu hacmini önümüzdeki yıllarda ekonomik ve siyasi istikrarla birlikte büyütecektir.
Bütün bunlara bağlı olarak artık şu gerçekleri bilelim; Türkiye, piyasa giriş çıkışlarının en serbest olduğu, dalgalı kur rejimi uygulayan, şeffaf bir bütçe uygulamasına ve kamu maliyesine sahip, ender ülkelerden biridir. Öncelikle dalgalı kur rejimi uygulayan bir ülkenin, vergi aracını bile kullanarak, (Tobin vb) sermaye kontrolü yapması, teorik olarak, mümkün değildir.
Bu çerçevede tam şuna dikkat edelim; şu günlerde ne kadar “piyasa” diye ortalığa dökülen ve eski sömürgeci ekonomi politikalarının mahkûmu olmuş kişi ve kurum varsa, bilin ki bunlar o kadar piyasa düşmanı ve tekelci bir zihniyetin son örnekleridir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018