Cemil ERTEM
Türkiye’nin bir müddettir karşı karşıya kaldığı ve TL’nin hızla değer yitirmesiyle ortaya çıkan spekülatif atakların durduğunu ve kurda beklenin sakinleşmenin gerçekleştiğini görüyoruz. Ancak bu süreç bize bazı gerçekleri ve sorunları gösterdi. Öncelikle bunları tespit etmemiz ve gereken reformları ve tamiratları da yapmamız gerekiyor. Daha da açık söylemek gerekirse, 24 Haziran seçimlerinden sonra ekonomide yaşanılanların adata bize ayna tuttuğunu düşünenlerdenim. Tabii ki bunun adını da koymak gerekiyor. Bu bağlamda şu tespiti yapabiliriz:
Yaşanılan bir finansal kriz ya da reel sektör krizi değildi ancak gerekli adımlar atılmasaydı hızla bir reel sektör krizine dönüşme potansiyeli taşıyan hatırı sayılır bir türbülanstı... Önceden kurgulanmış ya da kendiliğinden (bu bütünüyle sonuçlar ve sonuçların yol açtığı hasardan ayrı bir tartışma konusudur) gelişen kur atakları ve bunların sonucunda reel sektörün artan borçluluk, fiyatlama, finansman ve satış sorunları ile karşı karşıya kalması bundan sonra üzerinde durmamız ve çözmemiz gereken sorunlar zincirinin temellendiği yerdir.
Ortaya çıkanlar
2 - Ancak bu kaynaklar -borçlanma- düşmeye başlayan kâr oranlarını telafi edecek yeni, verimliğini yüksek alanlara değil de, örneğin yurt dışındaki, kısa vadede getirisi düşük, hizmet sektörü yatırımlarına gitmiş. Verimsiz alanlara yatırım ve yüksek finansman talebi içeride faiz oranlarını önce yavaş sonra hızlı olarak yukarı çekerek üretim enflasyonunun temelini atmış.
3 - Burada çok açık olarak banka sektörümüzün temel zaafı da ortaya çıkıyor. Bankalar da bu monopol-oligopol piyasası gruplarını, gözlerini kapayarak fonlamışlar. Bu gruplar, çok ilginç bir şekilde, bu yurt dışı yatırımlarını yurt dışı bankalardan fonlamayı da seçmemişler. Eksik teminatla Türk bankaları üzerinden fonlamışlar. İşte tam burada bütün banka yönetimlerinin bence önlerine bir hesap düşüyor. Ancak şu an bile Türk Banka Sistemi dünyanın en sağlam sistemlerinden. Buradaki sorun yanlış plasman sorunu...
4 - İşin bir diğer ilginç yanı da yurt dışı yatırımları ya da içerideki verimsiz harcamaları için bu hesapsız fonlamayı yapanlar, aynı zamanda, Türkiye’deki dış ticaret açığının da baş sorumlusu olan “büyükler.”
Sonuçlar
O zaman bütün bunlardan şu sonuç ortaya çıkıyor: Monopol-oligopol piyasalarını oluşturan “büyüklerin” öncelikle banka sistemiyle ilişkisi sorunlu; ikincisi bunların verimlilikleri (kâr oranlarının düşme eğilimi) ve buna bağlı yatırım stratejileri de sorunlu.
Şimdi bu türbülansla ortaya çıkan en temel sorunumuz bu. Peki, başka yok mu? Tabii ki var. Bir diğer temel sorun finansal sistemin yalnız banka ağırlıklı olması ve reel alanların fonlanmasının neredeyse yüzde 90 oranında, sermaye piyasalarını dışarıda tutarak, banka sistemi üzerinden yapılması.
Bu durum, aynı zamanda, yukarıda da anlattığımız monopol gruplar-banka sistemi arasındaki “tehlikeli” ilişkiyi de doğuruyor.
Bankaların kaynaklarının yanlış kullanılması ve buna bağlı olarak, ekonomide tekelci eğilimlerin artması, kar oranlarının, zaman içinde, paradoksal olarak düşmesine yol açıyor ki, bu durum, yine zaman içinde gelir dağılımını bozan bir dinamiği de öne çıkartıyor.
Bir diğer temel sorun, KOBİ’leri daha da rekabetçi yapacak, onları finansal türbülansta daha az etkileyecek reformlar konusundaki gecikmedir.
Ancak bu konuda son zamanlarda gerçekçi adımlar da atılmıştır. Örneğin KGF uygulaması ve alacak sigortası sisteminin üst yapısının düzenlenmesi gibi...
Ama her iki konunun da uygulanması aşamasında yapılacak çok şey vardır. Bilindiği gibi, KGF’de belli bir mesafe kaydedilmiş, alacak sigortası ise daha tam anlamıyla pratikte devreye girmemiştir.
Şunu da göz ardı etmemeliyiz; Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimini yaşamış ve arkasından cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi sistem değişikliğini yapmış bir ülkedir. Siyasi sistem işleyişinin baştan aşağıya değiştiği bir ortamda ekonominin de aynı hızla değişmesini bekleyemeyiz. Burada da çok köklü bir değişimin ve yenilenmenin olacağı aşikârdır. Bu anlamda bu sürecin gerektirdiği reformları yapmak bundan sonra acil görevdir. Ayrıca yukarıda sıraladığımız temel sorunların çözümü için de hangi adımların atılacağı zaten sorunların içinde gizlidir. Ancak bunları zaman içinde, başka ülke örneklerini de ele alarak, burada yazmaya da çalışacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018