Ekrem DUMANLI
Kim ne derse desin, gerçek şu ki adalet kan kaybediyor, yargıya güven yerle bir oluyor. Çift yönlü işleyen bir sistem var çünkü. Bir taraftan somut bilgi ve belgeye dayanan suçlar örtbas ediliyor; diğer taraftan intikamcı bir içgüdüyle suç ihdas ediliyor, siyasî bir amaca binaen mahkemeler kuruluyor.
Vatandaş, “Hırsızlar serbest, hırsız avcıları mahpus!” derken haksız mı? Görüntü bu. Bazı kişiler ‘hesap sorulamaz' hale getirildi. Sade vatandaş için geçerli mi bu durum? Tabii ki hayır. Rüşvet, yolsuzluk, kara para, ihaleye fesat karıştırma, ihtilas gibi apaçık suçların sanıkları onca yasal belgeye rağmen serbest bırakıldı. Yetmedi, dosyaları kapatıldı. Hafta içinde Reza Zarrab'ın, bakan çocuklarının ve pek çok ‘saygın kişi'den oluşan 53 şüphelinin suç dosyası sıfırlandı. Oysa ortaya çıkan deliller yüzünden 4 bakan istifa etmek zorunda kalmıştı. O kadar güçlü ve somut deliller vardı ki dosyada… Şimdi 17 Aralık'tan sanık kalmadı; tıpkı 25 Aralık'taki ‘hatırlı kişiler' gibi onlar da kanun karşısında hesap vermeyecek.
Tam Reza Zarrab ve avenesinin aklanıp paklandığı takipsizlik kararının verildiği gün, yolsuzluk soruşturmasını yürüten (ve sonradan kurulan bir mahkeme tarafından) aylar sonra tutuklanan polisler Silivri'ye nakledildi. Silivri'ye! Yani Ergenekon sanıklarının bir dönem kaldığı cezaevine. İntikam duygusu o kadar kesif bir arsızlık içindeydi ki; nakil, görüş günü sanık avukatlarından ve ailelerinden gizlendi, ziyaretçiler saatlerce kapıda bekletildi. Sonra da, “Görüş yapamazsınız çünkü artık burada değiller!” denildi. Onca somut bilgi ve belgeye aldırmaksızın hırsızlık, yolsuzluk, kara para aklama gibi yüz kızartıcı suçlardan insanlar elini kolunu sallayarak dolaşırken, savcı talebi ve hâkim kararı doğrultusunda gözaltı işlemi yapan emniyetçiler hapishane hapishane sürülüyor. Emniyet mensupları ile ilgili hukukî delil ne? Koca bir hiç! Çünkü ortaya atılan iddialar zorla itirafçı yapılan düşük profilli beyanlardan ve siyasî yorumlardan oluşmakta.
Manzara net: Hatırlı kişiler siyasî baskılar ve talimatlarla serbest bırakılırken, tek suçu kanun çerçevesinde vazifesini ifa eden kişiler mahpus.
Uzun uzun konuşmaya ne hacet; tarihten kısacık bir alıntı her şeyi izah etmeye yeter: Mahzumoğulları kabilesinden bir kadın hırsızlık yapar. Suçu sabittir. Buna rağmen devreye girenler olur ve hatırı sayılır bir aile için o suçlunun cezasız bırakılması talep edilir. Hazreti Muhammed'e (sas) doğrudan diyemedikleri için bu teklifi getiren kişi Peygamber'in çok sevdiği bir zattır. Af tekliflerini duyar duymaz o Şanı Yüce Nebi buyurur ki: “Sizden önceki toplumları helak eden neydi biliyor musunuz? Onların arasında soylu birisi bir suç işlediğinde onu cezasız bırakırlardı. Fakir ve zayıf bir insan aynı suçu işlediğinde onu cezalandırırlardı.” Bu, adalet ve zulüm dengesinin nasıl işletil(me)diğini gözler önüne sermeye yetecek kadar harika bir tespitti. Herkesin hayranlıkla dinlediği o tespiti Hazreti Muhammed (sas) şu muazzam hükümle teyit etti: “Vallahi bu suçu işleyen Mahzumoğulları oymağından Fatıma değil de, kendi kızım Fatıma bile olsa ayrım yapmaz, cezasının verilmesini isterdim.”
Neden?
Çünkü hukuk, (soyuna sopuna, siyasî bağlantısına, akraba ilişkisine vs. bakmaksızın) eşit saymaya mecburdur. Birileri ‘daha özel', ‘daha imtiyazlı' olursa zulüm kol gezer ve adalet duygusu temelden sarsılır.
18 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesi, tarihe geçmeyi hak eden bir manşet atmıştı: “Utan Adalet”. Gerçekten de gazete ibretlik bir utanç tablosunu ortaya koyuyordu: Bir tarafta üstü kapatılan rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının sanıkları olan kişilerin fotoğrafı; diğer tarafta evlatlarını polis kurşunuyla kaybetmiş Sarısülük ailesinin sanık sandalyesinde çekilmiş fotoğrafları. Acılı ailenin polise “katil” demesini vesile kılarak evlat acısı içinde kıvranan ailenin dört ferdi 10 yılla yargılanıyordu. Zaman'da da yer alan bu trajik tablo, ne yazık ki gazetelerin pek çoğunda yoktu. Korku ve endişe ile bekleşen ve güç odaklarının şantajı karşısında susmayı tercih edenler de bu ülkedeki sıfırlama eyleminin pasif aktörleri haline geliyor…
Paraları, villaları, yatları, katları, gemileri sıfırlayanlar adaleti de sıfırlamaya çalışıyor. Tabii ki yangından mal kaçırma telaşı ve kurnazlığı içinde yapılan bu gayretkeşliği ma'şeri vicdan görüyor. Ve o vicdan bir gün en gür sada ile zulme dur diyecek ve ilgililerine “Sıfır! Otur yerine.” deme bilincine erecek…
Faşizmin ayak sesleri
Hükümet gece yarısı yeni bir ‘yargı paketi' ile çıktı kamuoyu karşısına. Bayram sonrası yaşanan sokak hadiselerini vesile eden teklifin bir çırpıda hazırlanmadığı besbelli idi. Kamuoyu bu nedenle hükümetin tezlerini inandırıcı bulmadı ve hadiseye ‘olaylar bahane, sıkıyönetim şahane' şeklinde yaklaştı. Bu, resmen Türkiye'nin demokrasiden geriye dönüş hamlesiydi ve üstelik ‘güvenlik paketi' ile daha da kötüleşecek bir sürecin ilk adımıydı. Eleştiriler karşısında parti sözcüsü, Zaytung'u geride bırakacak komik bir beyanda bulundu: “Bu geri adım değil. 2004'te yaptığımız düzenlemeye dönülüyor.”
Ne getiriyor kanun teklifi: Gözaltı ve arama kararları için eskiden ‘somut delil' aranırken artık ‘makul şüphe' istenecek. Güler misin ağlar mısın bu vahim değişime! Savunma hakkı kısıtlanacak, hâkim tedbir koyarsa, ne avukat ne şüpheli, ilgili oldukları dosyayı görebilecek. “Özel yetkili mahkemeleri kaldırdık…” diye reformist nutuklar çeken hükümet, özel yetkili savcıların bile sahip olmadığı yetkilerle donatacak yeni savcıları ve hâkimlerin verecekleri karara binaen diledikleri her yerde ‘makul şüphe' gibi defolu bir kavramı kullanıp operasyon yapacak. Daha da fecisi var: “Anayasal suçlar”da şüpheli ya da sanığın mal varlığına el konulacak. Değil anayasa, evrensel insan hakları bile bu kanunla askıya alınmaktadır…
Çok net: Tam bir faşizmdir bu. Ülkeyi bu tür süper yetkilerle ve özel seçilmiş mahkeme âzâlarıyla (ki kanun teklifinin bir ayrıntısı da iki yıllık avukatların hâkim yapılmasıdır) yönetmeye kalkışmak faşizmin bayrağını adalet burcuna dikmektir.
Nitekim kanun teklifi daha Meclis'te görüşülmeden, tartışılmadan feci bir hadiseye şahit olduk. İşgüzarlık örneği sergileyen birileri Adana'da gazetecilik yapan Aytekin Gezici'yi ‘makul şüphe' sâikiyle gözaltına aldırdı. İnanılır gibi değil! Daha kanun, teklif aşamasında iken böyle absürt kararlar veriliyorsa, kanun, Anayasa'nın öngördüğü temel özgürlükleri ve imzamızın olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal ederek çıksa kim bilir Türkiye ne korkunç bir durumla karşılaşacak!
Türkiye'de hiçbir fert ve kitle güvende değil artık; çünkü hukuk devleti rafa kaldırıldı; kanun devleti modeline geçilerek faşizmin her türlü baskısına kapılar aralandı. Buna Türkiye katlanır mı? Asla! Onca demokratik kazanım, birilerinin kendi suçunu örtbas etmesine feda edilemez. Edilmeyecek de…
PANORAMA
YENİ Ferhat Sarıkaya olayıyla karşı karşıyayız. 25 Aralık savcısı için inceleme yapan müfettiş, Muammer Akkaş'ın meslekten ihracını istemiş. Malum, Ferhat Sarıkaya'nın ihracını da o günün generalleri emretmiş, HSYK tak-şak pozisyonuna geçerek infazı yerine getirmişti. Hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçen hadise yıllar sonra düzeltilebilmiş ve yargı dünyası o utançtan kendini zar zor kurtarabilmişti. Aynı utanç bir daha yaşanır mı? HSYK yakın tarihten ders çıkarmadıysa evet. Ancak unutmamak gerekir ki koyu baskı dönemlerinden sonra mesele normalleşme yörüngesine tekrar oturur. O gün mahcup olmaktan çekinmeyen, bugün esir olmaya mahkûm demektir…
TASMALI gazetecilere geçenlerde seslenmiş, kendilerini muhatap almadığımı, o yuların sahiplerinin iddialarını ispat etmesi gerektiğini yazmıştım. Ne yazık ki tasmalı gazeteciler (bilmem ki bunlara gazeteci denir mi) yalan ve iftiraya devam ediyor. Oysa sahipleri konuşmalı artık. Bir güne bir ömürlük iftira sıkıştıracak kadar vicdanını kaybetmişsen çıkıp tetikçinin söylediğini ispat etme cesaretini göstereceksin. Adlarını da yazdım, “Ey Berat, Ey Serhat!” dedim. “İspat ederseniz; ülkemi terk edeceğim.” dedim. Tık yok. Ama tasmalılar hakarete, yalana ve tehdide devam ediyor. Ben bir kez daha avuçlarında tasma tutan herkese o İngiliz atasözünü hatırlatmakta fayda görüyorum: “Madem kendiniz havlayacaktınız; bu kadar köpeği neden besliyorsunuz?” Soru orada duruyor; namuslu adamsanız cevap verin…
FIRILDAK çevirenler, suçüstü yakalanınca film çevirmeye karar vermişler. Güncel hadiseler ile ilgili bir film çeviriyorsanız önce fırıldak çevirenlerle ilgili somut bilgi ve belgeye bakacaksınız. “Bu bir senaryo” deyip sıyıramazsınız; çünkü binlerce sayfalık mahkeme zabıtları, tapeler, belgeler, bilgiler siz istediniz diye ya da senarize ettiniz diye buharlaşmaz! Gerçeğin zâtî değeri bir gün bütün yalanları ayaklar altına alacak kadar güçlüdür…

Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015