Ekrem DUMANLI
AK Parti son seçimlerden başarıyla çıktı. Bu zaferi tetikleyen atmosfer ortada.
İnsanlar birkaç ay içerisinde yaşanan terör hadiselerinden etkilendi, Suriye'deki kargaşaya benzer bir felaketle karşı karşıya gelindiğini düşündü, ekonomik krizi koalisyon hükümetinin çözemeyeceği kanaatine kapıldı… Sebepler saymakla bitmez. Oluşturulan konjonktür tek parti iktidarını tek seçenek haline getirdi. Tam da bu noktada zafer sarhoşluğuna kapılmış bazı kişilerin linç kültürü ile etrafı velveleye verdiğini görüyoruz. Bu coşkun kitle AK Parti'ye oy vermeyen hemen herkesi tehdit ediyor, mallarına el koymakla korkutuyor vs. Bu tarz bir mantıkla insanlara sürekli gözdağı vermenin, hukuku ayaklar altına almanın kime, ne faydası var?
Goygoyculardaki hava aynen şu: “Biz bu korkutmaları tehditleri şantajları yaptık; yine de çok yüksek bir oy yüzdesi aldık.” Bu tespitin altında yatan mana herkesin malumu. Denmek isteniyor ki: “Bunca haksız uygulamaya rağmen halk bize destek verdi; demek ki yaptıklarımız doğruydu.”
Peki gerçek öyle mi?
Kesinlikle hayır. Halk siyasette bir tıkanma görüyor. İktidar partisinde gördüğü yorgunluğu 7 Haziran'da, yani 5 ay önce, cezalandırdı. AK Parti'nin oyları yüzde 40'lara kadar düştü. Ne var ki 7 Haziran sonrası oluşturulan kaotik atmosferden ürkerek yeniden tek başına iktidar olacak bir hükümet istedi. AK Parti'nin karşısında alternatif göremediği için tekrar ona yöneldi. Bu durum, AK Parti'nin bütün politikalarına halkın destek vermesi anlamı taşımıyor. Muhalefetin bir araya gelip yapıcı bir icraat yapamayışı, yeni seçimde de uzlaşmayacaklarına dair kuşkusu seçmeni tekrar AK Parti'ye yönlendirdi.
Normal zamanda yüzde 40, olağanüstüsü şartlarda yüzde 49 alınması AK Parti kurmaylarını temkinli konuşmaya mecbur etti. Mesela Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ömer Çelik'in seçim değerlendirmesi halkı kucaklayıcı ve kutuplaşmayı önleyici mahiyette idi. Bu makul yaklaşım, sadece siyasi nezaketle izah edilemez. Haklı bir şekilde görüyorlar ki halk 7 Haziran'da bazı itirazlarını iktidar partisine iletti ve bir ihtarname geçti. 1 Kasım seçimleri için mitinglerinin yapılmaması, kamplaştırıcı bir dilin meydanlara taşınmaması gibi faktörler seçmenin 5 ay önce verdiği mesajın iktidar kurmayları tarafından algılandığını gösteriyordu.
Ne var ki beklenmedik yüzde 49'luk başarı şimdi yeni bir atmosfer oluşturmakta. Bu büyük desteği gören ve geniş ufuklu sosyolojik okumalar yapma yerine günübirlik yorum yapanlar, sanki iktidarın yanlış politikalarından halkın çok mutlu olduğunu ve seçim zaferinin de o yanlışlarda yattığını sanıyor. Tamamen yanlış ve istikbalde partiyi tüketecek bir yorum bu.
Türkiye'de işler kötü gidiyor ve toplum bunun farkında. 5 ay önceki seçmen uyarısı bunun en somut delili. Her şey alenen yapılıyor. Daha birkaç sene öncesinde “model ülke” diye gıpta ile bakılan ve Müslümanlık ile demokrasinin kesişme noktası olarak sunulan Türkiye'nin, şu anki manzarasına bakar mısınız? Adalet mekanizması doğru işletilmiyor, yargıya güven sıfır noktasına doğru gidiyor, basın özgürlüğü ayaklar altına alınıyor, gazete ve TV'lere el konuluyor, gazeteciler tutuklanıyor, iktidar tetikçiliğine soyunan bazı kişiler bütün medya gruplarına şantaj yapıyor, tehdit savuruyor, iş dünyası mal ve can güvenliği konusunda ciddi endişe taşıyor, Türkiye'nin dışarıdaki itibarı her gün bir darbe daha alıyor...
Başarılı olmak, haklı olmak anlamına gelmez. Haktan hukuktan ayrılırsanız, kazanırken bile kaybetmiş olursunuz; hem bu dünyada kayıptır yaşadığınız hem öbür âlemde. AK Parti kurmayları elini vicdanına koymalı, bugün yaptıkları bazı adaletsiz icraatların sanki kendilerine karşı yapıldığını düşünmeli, empati sonrası ortaya konulacak hakkaniyet kavramı üzerinde toplumsal barışı sağlamalı. Yoksa bu zafer bir hezimete dönüşür, sosyal ahengi içten içe çürütür...
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015