Erol KATIRCIOĞLU
Bahçeli diyor ki: ‘Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge’ hedefi tarihin, kardeşlik hukukunun, kader ortaklığının, hiç kuşkusuz üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın diriliş ve toparlanış kararıdır. Bu kararı tahrip etmeye, temelinden dinamitlemeye kalkışanlar buna pişman edilecektir”.
Kime diyor?
Tabii ki YPG’ye. Yani Suriye Kürtlerine.
Neden söylüyor?
Çünkü YPG Şam’a, yani HTŞ’ye teslim olmuyor. Kendi kimlikleriyle ilgili talepleri var. Daha doğrusu HTŞ ile bir diplomasi ilişkisi içinde Suriye’deki farklı kimlikleri de içine alan yeni bir demokratik başlangıç istiyor. Doğrusu henüz daha HTŞ Şam’a girmeden önce o zamanın al-Colani’si, şimdinin al-Şara’sı CNN’e verdiği rapörtajda, gazetecinin Suriye’deki “azınlıklarla” ilgili sorusuna şöyle cevap vermişti:
“Hiçbir kimse bir diğerini çizmeye hakkı yoktur. Bu gruplar bu bölgede yüzlerce yıl birlikte yaşadılar ve hiç kimsenin bir diğerini ortadan kaldırmak gibi bir hakkı olamaz. Bu nedenle de (Esad rejiminin yaptığı gibi tek bir grubun değil) herkesin hakkını korumak ve garanti altına almak için yasal bir çerçeve gerekiyor”. (Benim 9 Aralık 2024’de Yeni Arayış’da çıkan yazımdan).
Ben de bu ifadelerden giderek al-Şara’nın bu formülasyonunun Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Konfedarilizm”ini çağrıştırdığını yazmıştım.
Zaman geçtikçe Türkiye Suriye hükümeti üzerinde etkili olmaya başlayınca başka şeyler de olmaya başladı. Türkiye’nin pozisyonu al-Şara’nın bu ilk medya açıklamasındaki gibi “çok-kimlikli” bir Suriye yerine özerklik ya da federalizm gibi yönetim biçimlerine karşı “merkeziyetçi” üniter bir devlet yapılanması şeklinde oldu. Türkiye o günden bu yana bu yaklaşımında israrlı. Nitekim yazının başına aldığım Bahçeli’nin sözleri de bu türden merkeziyetçi olmayan girişimlere meydan okuyan bir tutumu tekrarlıyor.
Bu tutum karşısında insanın aklına şu türden sorular geliyor: Türkiye’li Kürtlerle bir çözüm sürecine girmiş olan Hükümet, onların Suriye’deki akrabalarına neden bu kadar sekter bir tavır alıyor? Tamam Türkiye Kürtleriyle içine girilen çözüm sürecinde ne özerklik ve ne de federasyon konusu var. Ama bu süreçte Kürtlerin vatandaşlık ve kültür talepleri hiç mi olmayacak? Örneğin, ana dil hakkı ve yerel yönetimlerin merkezi hükümetler karşısında daha güçlü durabilecekleri bazı düzenlemeler bu sürecin içinde bir yerlerde olmayacak mı?
Eğer olmayacaksa, Hükümetin bu tutumunun Kürt sorunu dediğimiz sorunla nasıl bir ilgisi olmuş olacak? Yine Bahçeli’nin ve bir yığın siyasetçinin tekrarlayıp durduğu gibi Anayasanın 54. Maddesindeki gibi “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” diyerek sorunla ilgili taleplerden vaz mı geçilmesi istenecek?
Yok eğer bu da değilse, yani Türkiyeli Kürtlerin kimlik taleplerine bir çözüm getirmek düşünülüyorsa, o zaman benzer bir yaklaşım neden Suriyedeki Kürt akrabalarımıza da önerilmiyor? Yani “asla izin vermeyiz!” afra tafrasıyla konuşmak yerine HTŞ yönetimine benzer bir yaklaşım neden önerilmiyor ki?
Doğrusu, barıştan yana olan herkesin, Türkiye’nin SDG ile ilişkin bu sert tutumunun aslında yürümekte olan çözüm sürecinden de bir şey beklememek lazım geldiği yönünde yorumlarına sebep oluyor. İstenen bu olmadığına göre neden?
Açıktır ki Türkiye’nin Suriye’deki Kürt sorunu ile ilgili yaklaşımı ile Türkiye’deki Kürt sorunu ile ilgili yaklaşımları arasında geçilmez bir Çin Seddi yok! Yıllarca yok varsaydığı Kürtlerin kimliklerinden asla vazgeçmediklerini bizatihi deneyerek yaşamış olan bir ülke olarak Türkiye’ye düşen, bu deneyim çerçevesinde Suriye’ye bir öneride bulunarak, Suriye’nin kendi Kürtlerinin kimlik taleplerini de dikkate alan bir yerden yeni bir anayasa yazılmasını önermek olmalıdır. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge ancak böyle gerçekleşir.
Akıl da, vicdan da ahlak da bunu gerektirir!
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025