Erol KATIRCIOĞLU
Cumhuriyeti kuran elitin, dağılmakta olan imparatorluktan bir ulus-devlet çıkarmak için topluma“anasır-ı İslam” diyerek oynadığı birleştiriciliğin anlaşılabilir bir yanı vardır kuşkusuz. Ama çok sayıda etnik ve kültürel farklılığı içeren aynı topluluğa “Türk milleti” demenin böyle anlaşılabilir bir yanı yoktur. Çünkü birincisinde sayıca azalmış gayrımüslimleri dışarıda bıraksa bile çoğunluk için bir ortak payda sözkonusuyken diğerinde ortak payda olduğu kuşkulu bir nitelemedir sözkonusu olan.
Toplumu kuşatamamış bir ortak paydada ısrarcı olmak ancak baskıcı bir rejimle mümkün olabilir. Nitekim, Türkiye’deki siyasi rejim de, her ne kadar daha sonraları adına “demokrasi” denmiş olsa da başından beri özünde baskıcı bir rejim oldu.
Bu baskıcı rejimin değişeceğini umduğumuz şu günlerde toplumumuzu yeniden düşünmek ve bütün farklılıklarla birlikte nasıl birarada daha mutlu bir yaşam kurabileceğimizi tartışmamız gerekiyor.
Öncelikli olarak kabul etmeliyiz ki bu doksan yıllık parantezin içinde gelişen olaylar bu parantezi açmış anlayışlarla her geçen gün daha fazla çelişmekte ve topluma bir değişim önermektedir. Ama toplumsal değişimlerin belirsizlikler içerdiğini düşünürsek değişimden yana olanların işlerinin zor olduğu ve olacağı da ortada.
Oysa değişime karşı olanların karşılaştıkları böyle bir zorluk yok. Onlar değişime karşı oldukları için bir belirsizlik değil aksine bir belirliliğin içinden konuşuyorlar. Güvenilir bir liman olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar herkese. O kadar! Onların siyasetleri budur.
O nedenle değişimi talep edenlerin değişimin ima ettiği belirsizlikleri aşmak için değişimin en azından olası sınırlarıyla ilgili bazı düşünceler ortaya koymaları gerekiyor. Örneğin nasıl bir toplum olmak istedikleriyle ilgili olarak. Bunun da zihniyet dünyamızda bazı ezberlerin bozulmasına yönelik sözleri içermesi gerektiği açık.
Sanırım bunların başında Kürt siyasi hareketiyle ilgili varolan önyargılar geliyor, örneğin Kürtlerin şiddetseverliği meselesi. Bu ülkede töre cinayetlerinden otuz yıllık savaşta onca ölen ve öldürülen canlara referans vererek Kürtlerin, neredeyse sosyolojik ya da antropolojik olarak şiddetseverliği üzerine çok şeyler söylendi. Kürt siyasi hareketinin önderi Öcalan için “bebek katili”, PKK için de “acımasız terör örgütü” ifadeleri her daim kullanılan sıfatlar oldular.
Ama bugünlerde altını çizmemiz ve teslim etmemiz gerekiyor ki şiddetin sona ermesi, seksen gündür hiçbir kimsenin ölmemiş olması Kürtlerin barıştan yana tutumundan kaynaklanıyor.
İlk adımın “Türk hükümeti” tarafından atılmış olması ise bizi şaşırtmasın. Tabii ki devleti yöneten“Türk hükümeti” olduğuna göre sorunu çözmesi gereken de oydu. Çünkü Kürt sorunu denen sorunun şiddete bulaşması Türk devletinin Kürtlere yönelik şiddeti kışkırtan baskıcı politikalarından kaynaklanmıştı.
Nitekim AKP hükümetinin bu devlet politikalarından vazgeçmesi ve barış adımı atmış olması karşısında Kürtlerin de davete coşkulu bir biçimde hemen icabet etmesi bu durumun en açık kanıtı. O nedenle de önümüzdeki barış sürecinde, şiddetin, devletin çok sayıda etnik ve kültürel farklılığı içeren bir topluma zorla “Türk milleti” demesinden kaynaklandığını, Kürtlerin şiddetseverliğinden kaynaklanmadığını teslim etmemiz gerekiyor. Değişmesine çalışmamız gereken ezberlerden biri bu.
Toplumun geldiği bu barış momentinde, imparatorluk bakiyesi bu karmaşık toplumda doksan yıldan beri yapılageldiği gibi zorla hiçbir şeyin yapılamayacağını, riskler içeriyor olsa bile özgürlüklerin ve demokrasinin herkes için sağlanmasının temel konumuz olduğunu kavramamız gerekiyor.
Sanırım şiddetten uzak huzurlu bir toplum ancak böyle kurulabilir.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025