Erol KATIRCIOĞLU
Kapitalizm, emeği homojenleştirip ücretli emek haline getirdikçe kendi mezar kazıcılarını da yarattı. Marx’ın 19. Yüzyıl kapitalizmi ile ilgili yaptığı en önemli tespit buydu. Bu nedenle de işçi sınıfının “devrimciliği” kapitalizmi yöneten sınıflar karşısında mağdur bir kitle haline gelmesinden kaynaklandı. “Zincirlerinden başka kaybedecekleri şeyleri olmayan” bu insanlar kendilerinin yaşamak zorunda bırakıldıkları sistemi değiştirme talebiyle örgütlendiler, tavır aldılar vs.
İşçi sınıfının kapitalizmi mezara götürüp götürmediği meselesine gelince, gözüken odur ki neredeyse hiçbir ülkede (Sovyet deneyimi de dahil) bu gerçekleşmedi. Ama olan, kapitalizmin o ilk vahşi halinden çıkması ve başta işçi sınıfı olmak üzere tüm toplumsal kesimler karşısında çalışma hayatıyla ilgili çeşitli talepleri kabul etmesi oldu. Mağduriyetin yüksekliği kadar mücadelenin de yüksek olması bu taleplerin haklar temelinde alınması sürecini oldukça kanlı kıldı. Ama sonuçta işçi sınıfı hiçbir ülkede kalıcı bir zafer sağlayamadıysa da çalışma hayatında kapitalizmin kurallarının “değişmesini” sağladı.
İçinde bulunduğumuz bugünün kapitalizmi de “kültürel kimlikleri” homojenleştirip onları tek bir pazarın alıcıları haline getirmek isteyince kendi mezar kazıcılarını da yarattı ve yaratıyor. Kapitalizmin “temsili demokrasisi” bu mağdur kitlelerin, kendi kimliklerini, dillerini, adetlerini ve değerlerini kaybetmemek için giriştikleri mücadelelere cevap veremeyince değişim talebi de yükseldi. Bu nedenle de günümüzde siyasi alanın değişimi “mağdur kimliklerin” kendi mağduriyetlerini kaldırabilecek yeni bir demokrasi arayışından kaynaklandı.
Bu, özellikle de günümüz ulus devlet yapılarında, deyim yerindeyse “tıkıştırılmış kimlikler”in kendilerine dayatılmış “tek ulus, tek kimlik” homojenleştirmesine karşı oldu. Örneğin bizim gibi, “laik Türk” kimliği altına “tıkıştırılmış” bir çok kimliğin olduğu bir ülkede bu tıkıştırılmışlıktan dolayı mağdur olan “İslami kimlik”, “Kürt kimliği”, “Alevi kimliği” gibi kimlikler “değişim” talebini yükselttiler.
Bu değişim sürecini ilk olarak, ülkede, yönetimin sahibi “laik Türk” kesime karşı İslami kesim (AKP) başlattıysa da geldiğimiz yer itibariyle İslami kesimin değişim talebinin kendi kimliğinin sınırları içinde bir değişim talebi olduğu anlaşılıyor. Bir başka deyişle bir dönemin mağduru olan İslami kimlik, diğer kimliklerle birlikte var olan demokrasiyi değiştirip bütün kimliklerin taleplerinin karşılanabileceği bir demokrasi kurmaktansa, kendi kimliğinin egemenliğine dayalı otoriterleşme olasılığı çok yüksek bir başkanlık sistemi arayışına girmiş durumda vs.
Bütün bunlar neden HDP siyasetinin yükselmekte olan bir siyaset olduğunu anlatıyor. Çünkü HDP, yalnızca Kürt kimliğinin değil, ülkedeki tüm mağdur kimliklerin taleplerini de parlamentoya taşımak üzere yola çıkmış bir parti. O nedenle de artık yalnızca güçlüleri temsil ettiği anlaşılan “temsili demokrasi”nin alternatifi olan “katılımcı bir demokrasi”yi gündemine almış bir parti. Başarılı olup olamayacağı ayrı bir konu. Ama açık olan bir şey varsa o da HDP, zamanın ruhunu, yani insanların kendi geleceklerini kendilerinin belirleyebileceği, ya da kendi hayatlarını etkileyen kararlara doğrudan katılabilecekleri yeni bir demokrasiyi temsil etmektedir. Bu nedenle de HDP Türkiye toplumunun geleceğine seslenen tek partidir. Bütün mağdur kimliklerin ortak bir yaşama iradesi ortaya koydukları, yeniyi, yepyeniyi temsil eden bir partidir. Neden HDP sorusunun cevabı da bu gerçekte gizlidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025