Erol KATIRCIOĞLU
Bir Kasım seçimlerinden sonra 'siyasetin' yeniden devreye girdiğini ve 'istikrarın' yeniden sağlandığını düşünenler yanılıyorlar ve yanılmaya da devam edecekler. Bugünün Türkiye'sinde 'siyaset' yerine 'kaba gücün' devreye girdiğini, 'istikrar' yerine çok daha derin bir 'istikrarsızlığa' sürüklendiğimizi görmemek mümkün değil. Dikkat ettiniz mi bilmem 'hükümetin' açıkladığı programa rağmen piyasalar beklenen iyimser tepkiyi göstermedi. Borsa düştü, döviz fırladı. Bu durumun tabii ki farklı nedenleri olabilir. Ama bu nedenler arasında, ülkeyi yöneten iradenin 'hükümet' yerine 'Cumhurbaşkanı' ve 'asker' olduğu, hükümetin ise bunların gölgesinde kaldığı düşüncesi yok sayılabilir mi?
Bence sayılamaz. Sayılamaz çünkü gerçeğin büyük ölçüde böyle olduğuna dair işaretler çok.
İleride Türkiye tarihinin bu dönemini yazacak olanlar eminim ki 'askercil bir vesayet rejiminin' mağduru bir kesim olarak İslami kesimin daha özgürlükçü ve reformist bir yerden nasıl da gelip gelip yine 'askercil bir vesayet rejiminin' kucağına düştüğünü şaşırarak yazacaklar. Evet bugün itibariyle ülke bir hükümet yerine bir Cumhurbaşkanı ve bir güvenlik bürokrasisi tarafından yönetiliyor. Doğal olarak, hükümet ve başbakanın bir yanda, Cumhurbaşkanı ve güvenlik bürokrasinin diğer yanda olduğu bir durum sıkıcı bir durum. Nitekim Cumhurbaşkanı da bu durumdan şikayetçi. Bu iki başlılığı giderelim diyor. Böylelikle Türkiye'nin geleceğini biçimleyebileceğini düşünüyor.
Bugün itibariyle yüzde 50'lere varan AKP desteği; özünde Cumhuriyeti kuran ve 'daha batılı' projenin sahibi olanların, yani Kürtleri Türklükle, diğer İslami mezhepleri de Sünnilikle eritebileceklerini sananların 70-80 yıl sonra ortaya çıkan hatalarından biridir. Çünkü AKP ve Erdoğan'ın bu kesimlere sağladıkları özgüven (ve tabii başka imkanlar da) kimlikler üzerinden yürüyen çatışmacı bir siyasi ortamda AKP ve Erdoğan'ın bütün hatalarına rağmen desteklenmesini neredeyse zorunlu kılıyor. Dolayısıyla Erdoğan'ın başarısı gibi duran şey aslında bu ülkenin kuruluşundan bu yana yürürlükte olan 'daha batılı' projenin sahibi 'laik ve modernist' kesimlerin başarısızlığıdır.
Dolayısıyla bugün İslami kimlik siyaseti üzerinden yürüyen AKP ve Erdoğan'ın ülkeyi zamanın ruhuna uygun bir demokrasiyle yönetmesi pek mümkün görünmüyor. Bir başka ifadeyle AKP iktidarının İslami kimlik siyasetinden vazgeçip herkesi içine alan bir Türkiyelileşme perspektifinden bir siyasete yönelmesi çok zor. Bu da Türkiye siyasi alanı içinde 'çatışma ve kutuplaşmanın' daha da devam edeceğine ve ülkenin daha zor günler geçireceğine işaret ediyor.
Peki ama bu durumda 'daha batılı' projenin sahipleri 'laik ve modernist kesimler' ne yapıyor? Daha çok CHP'ye işaret eden bu kavramlaştırmadan gidersek, CHP bugün sessizliğe bürünmüş ve genel başkan değiştirmek amacıyla kurultayına odaklanmış durumda. Oysa bu kesimler unutuyorlar ki, bugün yaşadıkları, kendi siyasi ve felsefi başarısızlıklarının sonucudur. O nedenle de CHP'de ve 'laik ve modern' kesimde sorun lider ve kadro değil-bu sorunlar da var kuşkusuz- ama asıl sorun siyasetsizlik ve felsefesizliktir.
Türkiye'nin siyasi tarihinde Cumhuriyet'le açılmış ve fakat kapanması gereken bir parantez var kuşkusuz. Ama bu parantezin AKP tarafından kapanması pek mümkün değil. Çünkü AKP'nin yapmak istediği CHP'nin 'daha batılı' projesinin karşısına 'daha İslami' bir proje koymak. Oysa zamanın ruhu bu iki projenin de dışında olan yeni ve 'daha demokrat' bir proje öneriyor.
O nedenle de bugün 'laik ve modern' kesimlerin ve onların temsilcisi CHP'nin yapması gereken böyle bir projenin altını doldurmak. Hemen söyleyeyim ki bu da bugün bu kesimlerin Kürtlere ve diğer ezilenlere sahip çıkmasından geçiyor. Mesela bu hafta en üst düzey katılımla Diyarbakır'a gitmek ve orada çatışmaya son vermek.
Peki ama bu yapılabilir mi? Bu sorunun cevabı için bu kesimler kendilerini temsil ettiğini düşündükleri tarihlerine bir baksınlar. Eminim epey örnek bulacaklardır...
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025