Esat KORKMAZ
İsteseler de istemeseler de, durumlarından zevk alsalar da almasalar da, hemen ayrılacakmış gibi davransalar da ölümüne bağlı olsalar da âşıkların yarattığı iki kişilik çete, kendi yıkımını kendi içinde taşıyan bir savaş silahıdır: Tetiğe basıldığında, hem kendilerini hem de saygıdeğer bulunan her şeyi parçalar.
Sevginin sırrı aşktır: Sırrına ilgisiz kalmış ya da sırrıyla ilgisi kesilmiş sevginin yoğun tutkularla işi yoktur; aklı öne alır ve aklın sınırlarını özveriyle korur; görmüş-geçirmiş, hoşgörülü ve sevecendir. Bu nedenle herkes sevgiyi sever; sevgide, herkesin sevgisinden başka bir şey bulunmaz. Onun için burjuva toplum, Sevgililer Günü’nde sevgiyi, sevgililer aracılığıyla herkesin kullanımına sunar; sevgide, herkesin sevgisi olsun, diye.
Öyleyse biz sevgiyi öğreniyor muyuz yoksa? Bize öğretiliyor mu, yani ezberimiz mi? Sevgi denilen duygu bu kadar mı kalıplaşmış içimizde, günlük yaşamımızı kolaylaştıran aygıtlar gibi bir aygıt mı? Yani metro bileti gibi, ne bileyim kredi kartı gibi bir şey mi?
Aşkın sevgiye dönüşümü özünde bir yabancılaşmadır: Bu dönüşüm, ya evlilik kurumu aracılığıyla ya da varacağı yer evlilik olan sevgili ilişkileriyle gerçekleştirilir: Aşk ile evlilik ya da sevgili ilişkisi doğası gereği ezbere dayanmaz. Evliliğin ya da sevgili olmanın bir ön hazırlığı, bu anlamda kutsallığının onaylandığı bir süreç değildir aşk. Evlilik ya da evliliği amaçlayan sevgili ilişkisi denilen şey, aşkın zorunlu bir sonucu olamaz; sıkıntılarla demeyeceğim ama getirdiği kolaylık ve alışkanlıklarla evlilik kurumu, yasağa ve günaha sapmadan tekrarlarla yaşatılmaya çalışılan sevgili ilişkisi, aşkı öldürür ya da dönüştürür.
Dönüştürürseevlilik ya da sevgili ilişkisi, sevgi eşliğinde devam eder; aşk evcilleştirilmiş, sırdan arındırılmış, yasaklı olmaktan çıkarılmıştır ve âşıklar, arkadaştır artık: Aşkın olumlanan birinci yabancılaşma ürünü budur.
Öldürürse evlilik boşanma ile sevgili ilişkisi ayrılıkla sonuçlanır; her iki durumda da bir acı yaşanır: Aşkın olumsuzlanan ikinci yabancılaşma ürünü budur.
Kimi kez ya da çoğu kez burjuva toplumda evlilik içinde yaşatılmaya, sevgili ilişkisinde büyütülmeye çalışılan aşk, onun evcilleştirilmiş biçimi olan ve olumlanan sevgiden de ayrılarak güdüm dışına çıkar, olağandışı bir görünüm kazanabilir: Daha iyi gelir ve daha yüksek bir toplumsal yaşam adına aşk alınıp satılan bir nesneye âşık kadın ise örtük bir fahişeye, erkek ise örtük bir pezevenge dönüşür: Aşkın en olumsuz yabancılaşma ürünü de budur.
Terbiye edilemezolan yaşanmamışlığımız, bize koşan bir aşktır. Bu nedenle aşk, her şeyi güzel gösteren bir düştür. Demek ki âşık olmak, bir bakıma düşünce düşü kurmaktır. Doymak bilmez sevişme isteğimizi bu düşe bağlamadan can ısmarlamak, âşık olabilme olasılığını tümden ortadan kaldırdığı için aşkın geleceği iptal edilir ya da aşk, yaşanmamış geleceğini toplar ve çekilir perdeden.
Aşk bize başlangıçta bağışlanmış bir vahşiliktir: Yaşamın halinden sıkıldığımızda, terbiye edilmiş yanımıza değil, terbiye edilmemiş yanımıza sığınırız: Bu bağlamda, aşkın geleceğinin iptal edilmesi, insan olma sığınağından yoksun kaldığımızı gösterir.
Öğretmenimizi doğa, kitaplarımızı insanlık, okulumuzu yaşam bellesek de kimi kez, düşümüzü aşkımıza bağlamakta zorlanırız. Zorlanmanın koşullarında kıvranırken aklı tutsak alır, düşün dibine vururuz: Sonuç, olağanüstüdür.
Ve mırıldanırız kendi kendimize; Düşün güzelliği de aklı zincire vurmakmış meğer, diye. Çünkü aşk bir gönül işidir, kafa işi değil. Hemen her an tanık olduğumuz kabalık, belki de akıl zincirlerinden boşandığı, aşk yaşam alanından kovulduğu içindir kim bilir.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2016
28.11.2016
23.11.2016
16.11.2016
12.11.2016
4.01.2016
1.01.2016
12.08.2016
4.02.2016
29.07.2016