Fehim TAŞTEKİN
Orta Doğu’da alenen ve kolayca pazarlanamayacak planlar için Amman’da birileri yine gizlice buluşmuş. İddia o ki “Şii Hilali”nin önünü kesmek için Irak ile Suriye arasında bir “Sünni bölge” planı yeniden gündeme alınmış. Amerikan-Körfez ortak cephesi bunun için Iraklı Sünni liderlerini Amman’da toplayıp nabız yoklamış. Bu entite, Kürdistan örneğinden hareketle Sünni üçgeninde bir özerk bölge ile başlayıp koşullara bağlı olarak yeni bir devlete de evrilebilir!
Netameli masaları genelde ‘proxy’ devletlerde kuruyorlar. “Proxy (vekil) örgütler” ifadesi Suriye komplosundan beri çokça tüketildi. Bunun devletler için kullanılması biraz ağır kaçabilir. Uyduruk “Şii Hilali” ifadesini ilk kez kullanan lider olarak Ürdün Kralı Abdullah hem bu yakıştırmadan dolayı hem de Suriye’ye karşı vekâlet savaşında ülkesini tampon olarak kullandırdığı için epey pişman. Tepkili, aynı zamanda çaresiz! Çok iyi biliyor ki Suudi – Amerikan iradesine karşı direndiğinde Ürdün’ü birkaç hafta içinde kontrolden çıkarabilirler. Bu yüzden Amman kolayca Irak, Suriye ya da İran üzerine komplo üretim üssüne dönüşebiliyor.
IŞİD’in 10 Haziran 2014’te tüm dengeleri değiştirecek şekilde Musul’u ele geçirmesinden 10 gün önce Körfez ve Batılı istihbarat servisleri Amman’da Sünni Araplar ve Kürtlerin temsilcileriyle bir toplantı gerçekleştirmişti. Bu toplantının bir Sünni entite kurma planının bir parçası olduğu öne sürülmüştü. Hatta Musul düştükten sonra benim Kerkük ve Bağdat’ta konuştuğum Şii kaynaklar, Irak’ın üçe bölünme senaryosunun tartışıldığını, Halk Seferberliği (Haşd el Şaabi) ile IŞİD’in önü Bağdat istikametinde kesilince “Bağdat olmadan Sünni özerkliğinin anlamı yok” denildiğini aktarmıştı. O zaman bazı Şii partiler de “Eğer ülke bölünecekse ve Bağdat bizde kalacaksa varsın bölünsün” noktasına gelmiş fakat Tahran bölünme senaryosuna şiddetle karşı çıkmıştı.
Ürdün’deki buluşmalara dönersek; MEE’dan David Hearst’in Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’ye yakın kaynaklara dayanarak aktardığı bilgilere göre 9 ay önce El Enbar, Selahaddin ve Ninova vilayetlerinden siyaset ve iş insanları Suudi Arabistan’ın Amman büyükelçisinin konutuna davet edildi. Ev sahibi Suudilerin ‘Kuzey-Doğu Suriye’ dosyasından sorumlu Körfez İşleri Bakanı Samir bin Sabhan idi. Hem İran hem Suudi Arabistan ile arası iyi olan Irak Meclis Başkanı Muhammed el Halbusi davet edilmemişti. Gündem Kürdistan gibi bir Sünni özerk bölgenin kurulmasıydı. Abdülmehdi bunu öğrenince Suudi Kralı Selman’a şikâyetlerini bildirdi. Kral “Saçma” deyip geçiştirse de toplantılar devam etti. Birkaç hafta sonra Amman’da daha büyük bir toplantı düzenlendi ve bu sefer ABD, İsrail ve BAE de temsilci göndermişti. Amerikalı temsilci “Yapabilirseniz ne ala” diyerek desteğini sundu. Halbusi’nin hükümeti zayıflatacak adımlarına destek verilmesi de kararlaştırıldı. Sünnileri hükümete karşı harekete geçirmenin yolları tartışıldı. Irak hükümeti, Suudi yönetimine “Biz de Şiilerin yaşadığı Doğu Vilayeti’nde siyasi eylemcileri Bağdat’a davet edip Riyad’dan bağımsız olmalarının yollarını tartışsak nasıl karşılarsınız?” diye sordu. Sonra üçüncü toplantı Dubai’de gerçekleşti. Bu seferki aşikârdı ve Halbusi de vardı. Bu, Bağdat’la papaz olmaktan kaçınan Suudilerin operasyonu Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’e emanet ettiği anlamına da geliyordu.
***
1 Ekim 2019’da reform talebiyle başlayıp İran karşıtı bir yönelim kazanan gösteriler Amerikan-Körfez cephesinin arayıp da bulamayacağı bir atmosfer yarattı.
Bu ortamda İran’ın kollarını kesme hamleleri, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle altın vuruşunu yapsa da Irak’ta Amerikan güçlerinin çekilmesi yönündeki iradeyi güçlendirdi. Aynı zamanda İran nüfuzuna da karşı çıkan Şii lider Mukteda el Sadr geçen cuma ABD dahil yabancı güçlerin gönderilmesi ve ABD ile yapılmış Güçlerin Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) iptali için “1 milyonluk gösteri” çağrısı yapıp gözardı edilemeyecek büyüklükte bir kalabalığı sokaklara döktü. Elbette ülke siyaseti bu konuda bölünmüş vaziyette. Yine de ABD’nin bu ülkedeki geleceği giderek ‘emniyetli’ olmaktan çıkıyor. Şu anda Trump yönetimi, Irak Meclisi’nin yabancı güçlerin çekilmesi yönündeki kararını müzakereye yanaşmıyor. Amerikalılar, Abdülmehdi’nin istifasının ardından kurulacak yeni hükümeti beklediklerini söylüyor. Yeni hükümet de öncekiler gibi İran ile ABD arasındaki bilek güreşine bağlı olarak şekillenecek. Washington’ın Amerikan askeri varlığını tartışmaya açacak bir hükümete izin vermeyeceği konuşuluyor. “Süleymani için asıl intikam Amerikan güçlerinin bölgeden gönderilmesi olacaktır” diyen İran da aksi sonuç için bastıracak. İran ile ABD arasında bir nüfuz paylaşım mutabakatı yeniden şekillenmezse bu kavga Iraklı unsurları da içine alarak çetrefilleşecek. Haşd el Şaabi üsleri ne kadar Amerikan-İsrail tehdidi altındaysa Amerikan üsleri de o kadar saldırıya açık olacak.
***
ABD’nin güncellenmiş Bağdat hesapları tutmazsa İran’ın Irak üzerinden Suriye-Lübnan-Filistin’e uzanma imkânlarını yok etmek için Sünni üçgeni bir tampon bölge olarak yeniden öne çıkartabilirler. Bu oyunu kurgulayanlar, Kürdistan’ı da Sünni tamponun devamı olarak görüyor. Amerikalıların Suriye’de TEV-DEM çatısı altındaki Kürt aktörlerle (YPD-YPG) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Barzani’nin uhdesindeki Suriyeli Kürtlerin arasını yapma girişimleri de bu hesaplarla bağlantılı olabilir.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Kürtlere ilgisi, bir yanıyla Türkiye’yi bölgede sınırlama niyetini içerse de özünde İran’a karşı Sünni unsurları yoğurma ameliyesidir. Bunlar Amerikan planlarından çok fazla bağımsız düşünülemez.
ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Davos’ta Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve Kürdistan Başkanı Neçirvan Barzani ile Amerikan askeri varlığını görüştü. Amerikalılar “Irak çekilme talebiyle masaya gelirse ikili ilişkilerin geleceğini de konuşmaya hazır olmalı” diyerek caydırıcı bir çizgi çiziyor. Yani lafı “Ya bizimlesiniz ya da Saddam dönemindeki gibi yaptırımlarla sizi boğarız” demeye getiriyor.
Şark’ul Avsat gazetesine göre Amerikalılar Süleymani sonrası 10 seçenek üzerinde duruyor. Bunlardan bazıları şöyle:
– Kürdistan’da konuşlanmaya ağırlık verilmesi, bu çerçevede Erbil’in güneyi, Halepçe ve Süleymaniye yakınlarında askeri üsler kurulması.
– Irak’ın batısı ve Suriye’nin doğusundaki askerler arasında entegrasyonun sağlanması.
– Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut yolunu kesmek amacıyla Irak-Suriye-Ürdün sınırında bulunan Tenef Üssü’nün tahkim edilmesi.
– Suriye’nin kuzeydoğusunda hava sahasının kontrol edilmesi.
– Amerikalıların lojistik hat olarak kullandığı Fişhabur kapısının güvenceye alınması ve Rusların bölgeye yaklaştırılmaması.
– Irak-Suriye sınırında Elbu Kemal güzergâhında İran bağlantılı unsurlara karşı hava saldırılarının sürdürülmesi.
– Irak-Suriye meselesine NATO’nun da dahil edilmesi.
Bütün bunlar “Sünni Kemer” planı ciddiyet kazanırsa şimdiden birer altyapıyı hazırlığı olarak da görülebilir.
***
Hearst’e göre ‘Yüzyılın Anlaşması’ ile İsrail’i selamete çıkarmayı hedefleyen Trump’ın planları çerçevesinde Filistinli mültecilerin Sünni üçgenine yerleştirilmesi de bir öneri olarak Amman’daki toplantıda gündeme geldi. Gayet şeytani! Hem Filistinliler Filistin’den yüzlerce km uzaklaştırılacak ve İsrail rahatlayacak hem de iki milyon nüfus barındıran ve geniş çöllük alanlardan oluşan Sünni bölge nüfus transferiyle güçlendirilecek. Özerklik kazanmasına paralel ortaya çıkacak iş gücü Filistinlilerle kapatılacak. (Filistinliler bunu kabul eder mi diye soran yok tabii.)
Amerikan güçlerinin dört yerde üslendiği El Anbar vilayetini master alanı olarak gören planın mimarları, Selahaddin ve Ninova’nın Sünni-Şii karışık olduğunu, ayrıca Ninova’nın Hıristiyan, Ezidi, Şebek, Kakai gibi farklı nüfus unsurları barındırdığını biliyordur herhalde. Ama sorun değil! Demografik verileri potansiyel kriz dosyalarına dönüştürmek yani etnik, dini, mezhebi mayınlar bırakmak bu mimarinin en yaratıcı tarafını oluşturuyor. Başka türlü her daim açık müdahale kanallarını nasıl bulacaklar?
Suriye-Türkiye sınırından çekilirken kuzey-doğuda petrol bölgelerini ele geçirmelerini övünerek anlatan Trump, Sünni üçgeninde henüz el değmemiş petrol, doğalgaz ve maden yataklarının olduğunu öğrendiyse kesinlikle ‘Sünni Bölge’ fikrine tav olmuştur. ‘Yüzyılın Anlaşması’nın başarısı için de bölge halklarını birbirine düşürecek böyle yaratıcı kaoslara ihtiyaç var. Ufak bir detay daha; 2014’te Sünni bölge tasavvurunun en hevesli ortağı Türkiye idi, güncellenmiş planda Türkiye yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025