Gülay GÖKTÜRK
Seçilmiş vali gibi...
1.02.2013
3084
''Bir şehrin valisi, en başta o şehre bir vizyon verebilmeli, o şehre bir hedef gösterebilmeli, o şehre gerçekleşmesi mümkün bir hayal sunabilmeli. (...) Rekabetin bu kadar zorlaştığı, rekabetin bu kadar hassas bir dengede ilerlediği günümüz dünyasında, hiçbir şehrimizin valisi, sadece idareci olarak, sadece devletin oradaki temsilcisi olarak kalamaz. (...) Devletin yumruğunu temsil eden vali profili bitmiştir. (...) Protokol valiliği yapmayacağız, tam manasıyla halktan biri gibi olacağız.''
Başbakan Erdoğan'ın, Valiler Toplantısı'nda yaptığı konuşmada sarf ettiği bu cümleler valilik kurumuna ilişkin bir paradigma değişikliğinin ifadesidir.
Karşımızda iki farklı vali profili var:
Bir yanda, 90 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca yakından tanıdığımız vali tipi: Devletin taşra mümessili, protokol müdürü, başmüfettişi, istihbaratçısı ve icabında "demir yumruğu" olarak vali...
Bir yanda da şimdi Erdoğan'ın tarif ettiği vali tipi:
Yönettiği şehirle ilgili bir vizyona sahip olan, hedef koyabilen, bir hayal sunabilen, şehir halkının taleplerine, ihtiyaçlarına ve özlemlerine cevap veren, onlarla bütünleşen ve merkezle şehir halkının temsilcisi olarak ilişki kuran biri olarak vali...
Valilikle ilgili bu iki çerçeve iki farklı paradigmayı ifade eder.
Başbakan, Valiler Toplantısı'ndaki konuşmasıyla sadece valilere yeni bir perspektif vermekle kalmıyor; bütün kamuoyuna da önemli bir reformun sinyalini veriyor. Zira bu konuşma kaçınılmaz olarak seçilmiş valiye doğru giden bir süreci işaret ediyor.
Bürokratın vizyonu nereye kadar?
Erdoğan aslında adını koymadan seçilmiş valiyi tarif ediyor.
Şehir için bir vizyon sahibi olmak... Bir hedef koyabilmek... Bir hayal sunabilmek...
Kabul etmeliyiz ki, bunu ancak seçimle gelmiş bir insan yapabilir. Bunu ancak vizyonu, hedefi, hayalleri ve program ile halkın karşısına çıkıp oy isteyen, o vizyonu hedefi ve hayali şehir halkına aktarabilen; halkı, bu hedefleri gerçekleştirebileceğine inandırabilen; onun da heyecanlanmasını ve sürece katılmasını sağlayabilen bir politikacı yapabilir, bir bürokrat değil.
Gözünü Ankara'ya dikmiş, kariyeri halkın desteğine değil, Ankara'daki sicil amirinin yazacağı rapora bağlı olan, şehir halkını değil, Ankara'yı memnun etmeyi esas almak zorunda olan bir bürokratın, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, vizyonu da hayali de Ankara'nın vizyonu ve hayaliyle sınırlıdır.
İki başlılık sürüyor
Bilindiği gibi çıkarılan son Büyükşehir Yasasıyla, il genel meclisleri kaldırılarak, belediye meclisleri şehrin tek meclisi haline getirilerek ve valilerin yetkileri azaltılarak yerinden yönetim konusunda önemli bir ilerleme sağlandı. Ama yerel düzeyde ortaya çıkan çift başlılık bir sorun olarak hâlâ ortada duruyor.
Her ilde, biri seçilmiş biri de atanmış olmak üzere iki otorite varsa; hele hele şimdi atanmış otoriteye de, tıpkı seçilmiş belediye başkanı gibi, "vizyon sahibi olma, politika oluşturma" gibi perspektifler veriliyorsa; valinin basit bir memur olmanın ötesine geçip yaratıcı ve aktif bir şehir yöneticisi olması isteniyorsa, bu iki otoritenin çatışması daha da kaçınılmazdır.
O yüzden de ben bugün yaşadığımız çift başlılığın bir geçiş dönemine özgü olduğunu; Erdoğan'ın söz konusu konuşmasında valilere verdiği perspektifin de seçilmiş valiliğe geçişe hazırlık amacı taşıdığını düşünüyorum.
Biraz da öyle olmasını umut ediyorum
.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015