Gülay GÖKTÜRK
"Hükümet ne kadar samimi?"
26.02.2013
2997
İmralı'ya giden heyetin kime ne haber götürdüğü, her bir mektupta ne yazdığı, mektupların nerede nasıl karşılandığı konusunda spekülasyon yapmaktansa bekleyip görmeyi tercih edenlerdenim.
Bana kalırsa bu dönemde politik aktörlerin kafalarındaki planları okumaya çalışmaktan daha verimli olanı, kitlelerin ruh halini daha yakından gözlemlemeye çalışmak... Çünkü nihayetinde neyin imkan dahilinde olduğunu, neyin olmadığını geniş Türk ve Kürt kitlelerin süreçle ilgili beklentileri; arzuları ve kırmızı çizgileri belirleyecek.
Bu bağlamda, Kürt bölgesinin nabzını yansıtan yazıları özellikle kaçırmamaya çalışıyorum. Cengiz Çandar'ın Hakkâri ile ilgili olumsuz gözlemlerinin ardından önceki gün de Diyarbakır'daki iklimi yansıtan yazısını dikkatle okudum.
Çandar, "Kürt siyasi ortamına ayarını veren" Diyarbakır'ın da Hakkâri gibi olan bitene kuşkulu ve mesafeli yaklaştığını; batıda esen havanın aksine Diyarbakır'daki Kürt kanaat önderlerinin "sorun çözülüyor" havasında olmadığını aktarıyor. Yazdıklarına bakılırsa, kafaları en fazla meşgul eden soru"Hükümet ne kadar samimi" sorusuymuş. Erdoğan'ın son süreci "seçim hesaplarıyla yaptığı taktik bir manevra" olarak başlattığı şüphesinin -ve yer yer kanısının- yoğun olduğunu söylüyor Çandar.
Siyaset ve samimiyet
Bu endişelerde siyasetle samimiyet ilişkisine dair bir dizi yanlış algının iç içe geçişine -bir kez daha- tanık oluyoruz. Bir kez daha diyorum, zira bu çok yaygın bir yanılgıdır. Geniş kitleler genellikle siyasetçileri"samimiyet" testine tabi tutmayı çok severler, sürekli kafasının arkasını okumaya çalışırlar. Oysa siyasette siyasetçinin "gerçekte ne istediğinin" bir önemi yoktur. Çünkü o, istediklerini değil, siyaseten mümkün olanı yapabilir ancak. Ve bunu yaparken de elbette hep ama hep "seçim" ve oy perspektifini kafasında tutar. Aslında, oy hesabı yapan değil, yapmayan siyasetçiden korkmak gerekir; zira onun, halkın dışında sırtını dayadığı başka güçlü odaklar var demektir.
Erdoğan'ın İmralı sürecinde samimi olup olmadığı ve seçim hesabı yapıp yapmadığı endişelerine bu genel doğrular ışığında bakacak olursak şunları söyleyebiliriz:
Evet, Başbakan terör sorununun çözülmesini samimi olarak istiyor. Zira terör sorununu çözmeden, 2013 hedeflerine varmasının da, hayalindeki projeleri hayata geçirmesinin de mümkün olmadığını görüyor.
Evet, Başbakan İmralı sürecine girerken elbette seçim hesapları da yapıyor. Terörü çözmenin siyasi getirisinin çok yüksek olduğunu, böyle bir başarının onun ve partisinin oylarını uçuracağını biliyor. Ama öte yandan, işlerin tersine dönmesi halinde bedelinin büyük olacağını da... Bunun için büyük siyasi risk alıyor. İşte o yüzden, çözümde kararlı. Oyun oynamıyor; günü kurtarmaya yönelik manevra yapmıyor. Kariyerini ortaya koyuyor! Yani samimi...
4. Yargı Paketi siyasi af değil
Yine Çandar'ın aktardığına göre, Diyarbakır'da hükümetin samimiyetini KCK davalarından tahliye sayısıyla ölçme eğilimi de yaygınmış. Hatta ben yazıyı okurken bölgede bu konuda bir nevi tahliye-toto oynandığı izlenimine bile kapıldım.
Doğrusu, eğer hükümetin samimiyeti KCK davalarından ne kadar tahliye çıkacağı ile ölçülmeye kalkışılacaksa, bunun da çok sakat bir beklenti olduğunu söyleyelim. Zira KCK tutuklularının yüzde 90-95'inin TCK 314'ten tutuklu olduğu biliniyor. 4. Yargı Paketi ise TCK 314'ü değil TMY 220. maddeyi değiştiriyor. Bu durumda, KCK davalarından kitlesel tahliye beklemek boş bir hayal olmaz mı? Malum, 4. Yargı Paketi adı konmamış bir af değil ve henüz ortada bir siyasi af da yok..
.
Bu bağlamda, Kürt bölgesinin nabzını yansıtan yazıları özellikle kaçırmamaya çalışıyorum. Cengiz Çandar'ın Hakkâri ile ilgili olumsuz gözlemlerinin ardından önceki gün de Diyarbakır'daki iklimi yansıtan yazısını dikkatle okudum.
Çandar, "Kürt siyasi ortamına ayarını veren" Diyarbakır'ın da Hakkâri gibi olan bitene kuşkulu ve mesafeli yaklaştığını; batıda esen havanın aksine Diyarbakır'daki Kürt kanaat önderlerinin "sorun çözülüyor" havasında olmadığını aktarıyor. Yazdıklarına bakılırsa, kafaları en fazla meşgul eden soru"Hükümet ne kadar samimi" sorusuymuş. Erdoğan'ın son süreci "seçim hesaplarıyla yaptığı taktik bir manevra" olarak başlattığı şüphesinin -ve yer yer kanısının- yoğun olduğunu söylüyor Çandar.
Siyaset ve samimiyet
Bu endişelerde siyasetle samimiyet ilişkisine dair bir dizi yanlış algının iç içe geçişine -bir kez daha- tanık oluyoruz. Bir kez daha diyorum, zira bu çok yaygın bir yanılgıdır. Geniş kitleler genellikle siyasetçileri"samimiyet" testine tabi tutmayı çok severler, sürekli kafasının arkasını okumaya çalışırlar. Oysa siyasette siyasetçinin "gerçekte ne istediğinin" bir önemi yoktur. Çünkü o, istediklerini değil, siyaseten mümkün olanı yapabilir ancak. Ve bunu yaparken de elbette hep ama hep "seçim" ve oy perspektifini kafasında tutar. Aslında, oy hesabı yapan değil, yapmayan siyasetçiden korkmak gerekir; zira onun, halkın dışında sırtını dayadığı başka güçlü odaklar var demektir.
Erdoğan'ın İmralı sürecinde samimi olup olmadığı ve seçim hesabı yapıp yapmadığı endişelerine bu genel doğrular ışığında bakacak olursak şunları söyleyebiliriz:
Evet, Başbakan terör sorununun çözülmesini samimi olarak istiyor. Zira terör sorununu çözmeden, 2013 hedeflerine varmasının da, hayalindeki projeleri hayata geçirmesinin de mümkün olmadığını görüyor.
Evet, Başbakan İmralı sürecine girerken elbette seçim hesapları da yapıyor. Terörü çözmenin siyasi getirisinin çok yüksek olduğunu, böyle bir başarının onun ve partisinin oylarını uçuracağını biliyor. Ama öte yandan, işlerin tersine dönmesi halinde bedelinin büyük olacağını da... Bunun için büyük siyasi risk alıyor. İşte o yüzden, çözümde kararlı. Oyun oynamıyor; günü kurtarmaya yönelik manevra yapmıyor. Kariyerini ortaya koyuyor! Yani samimi...
4. Yargı Paketi siyasi af değil
Yine Çandar'ın aktardığına göre, Diyarbakır'da hükümetin samimiyetini KCK davalarından tahliye sayısıyla ölçme eğilimi de yaygınmış. Hatta ben yazıyı okurken bölgede bu konuda bir nevi tahliye-toto oynandığı izlenimine bile kapıldım.
Doğrusu, eğer hükümetin samimiyeti KCK davalarından ne kadar tahliye çıkacağı ile ölçülmeye kalkışılacaksa, bunun da çok sakat bir beklenti olduğunu söyleyelim. Zira KCK tutuklularının yüzde 90-95'inin TCK 314'ten tutuklu olduğu biliniyor. 4. Yargı Paketi ise TCK 314'ü değil TMY 220. maddeyi değiştiriyor. Bu durumda, KCK davalarından kitlesel tahliye beklemek boş bir hayal olmaz mı? Malum, 4. Yargı Paketi adı konmamış bir af değil ve henüz ortada bir siyasi af da yok..
.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015