Gülay GÖKTÜRK
IŞİD’e karşı yapılacak operasyonunun başarı şansı, daha da önemlisi yol açacağı komplikasyonlar, istenmeyen yan sonuçlar hakkında iyimser olmak çok zor.
“Batı koalisyonları”nın şimdiye kadar Ortadoğu’ya yönelik operasyonlarının; örneğin Irak’a karşı yapılan birinci ve ikinci müdahalelerin, Libya müdahalesinin ve Mısır’da Mursi’ye yönelik devirme operasyonunun bölgede yarattığı tahribata bakıp da, iç rahatlığı ile “Ne güzel, İŞİD temizlenecek işte” diye düşünmek için fazla saf, fazla naif olmak lazım.
Meselenin bu yanını şimdilik bir yana koyarak tabloya baktığımızda ise şunu görüyoruz: Ortadoğu’da IŞİD’e karşı savaş esas olarak doğrudan tehdit altına olan Kürtler tarafından yürütülecek. Gerçi merkezi Irak ordusunun toparlanması ve savaşabilir hale getirilmesi için de çaba harcanacak ama bu durum şu anda Kürtlerin üzerindeki ağırlığı azaltmıyor. Gerek peşmergeler, gerekse PKK güçleri şu anda IŞİD’e karşı savaşabilecek en dinamik ve tecrübeli silahlı güç olarak ister istemez bu mücadelenin ön planında yer alacak ve belirleyici rol oynayacaklar.
Zaten ABD’nin de bunun farkında olduğuna ve Kürt bölgesini Ortadoğu’daki ikinci üssü olarak gördüğüne dair çok alamet var ortada.
Çözüm Süreci’ni nasıl etkiler?
Yaşanan bu gelişmelerin Türkiye açısından en önemli yanı, Kürtlerin IŞİD’le savaş içinde Ortadoğu’da güçlenen ve uluslararası itibarı artan bir güç olarak ortaya çıkmasının Barış Süreci’ni nasıl etkileyeceği meselesi...
Bu konunun iki boyutu olduğunun, hem Türkiye’nin tutumuna hem de Kürt hareketinin tutumuna bağlı olduğunun farkındayım.
Eğer Türkiye, PKK’nın Ortadoğu’daki güçlenişini tehdit olarak algılar ve bir yandan Suriye’de bir inşa süreci içinde olan, bir yandan da IŞİD’le savaşma durumunda kalan PKK güçlerine karşı güvensiz ve olumsuz bir tutum sergilerse, bu çizginin Çözüm Süreci’ni ciddi zaafa uğratacağı besbellidir. Hükümetin tersi tutum alması, yani PKK’dan Türkiye’deki silahlı güçlerini yurtdışına çekmesini isterken, örgütün Suriye’de oluşturmaya çalıştığı yapıyı tehdit olarak görmediğini ortaya koyması ve IŞİD’e karşı verdiği savaşı desteklemesi ise hem çözüm sürecine güç katar; hem de Davutoğlu’nun sık sık dile getirdiği “Siyasi sınırların kağıt üzerinde kaldığı; yoğun bir ilişkiler ağıyla birbirine bağlanmış bir Kürt havzası oluşturma” hayalini de yakınlaştırır.
Ne var ki Türkiye’nin doğru politika izlemesi tek başına yetmez. Ortadoğu’da yaşanan sürecin PKK’nın politikalarını nasıl etkileyeceği en az Türkiye’nin izleyeceği politika kadar önemli.
Ve doğrusu benim bu konuda ciddi endişelerim var.
PKK’nın başı dönerse...
Dikkat ederseniz, bölgedeki yeni durum ışığında Türkiye’deki çözüm süreci konuşulurken “Artık hiç birşey eskisi gibi olamaz” söylemini çok sık duyar olduk. Bu söylemin anlamını televizyon programlarında açıkça ortaya koyan Kürt siyasetçiler var ve mealen şunu diyorlar: IŞİD’le savaşın temel gücünü oluşturan, uluslararası itibarı artmış; ABD’nin bölgedeki partneri haline gelmiş bir PKK artık başka bir konumdadır. Kürtler Irak’ta ve Suriye’de “devletleşmeye” doğru giderken, Türkiye’de de Irak ve Suriye’de kazanılan mevzinin gerisine düşmeyecektir; yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle yetinmeyecektir herhalde...
Ben en baştan itibaren Türkiye’deki Kürtlerin devletle nasıl bir idari ilişki içinde olacakları meselesinin siyasi süreç içinde belirleneceğini; bu anlamda da çözüm sürecinin sonu baştan belli olmayan bir süreç olduğunu söyledim. Bu, prensipte hiçbir projeye kapıyı kapatmayan bir bakış açısıdır.
Ama bunu söylemek başkadır; PKK’nın yarın öbür gün Ortadoğu’da kazandığı pozisyonu öne sürerek Türkiye’ye istediği projeyi dayatabileceğini sanması başka... Çünkü Kürtlerin Türkiye’de otonom bir yapı içinde mi, federatif bir yapı içinde mi, ayrı bir devlet olarak mı yaşayacakları; yoksa güçlendirilmiş yerel yönetimi yeterli mi görecekleri Kürt halkının çoğunluğunun tercihleriyle belirlenir; PKK’nın istekleriyle değil. PKK isterse Ortadoğu’da kahramanlık destanları yazsın, Türkiye’deki Kürtlerin tamamının iradesini temsil etmez.
O yüzden de örgütün bölgede kazandığı prestije güvenerek savaş kahramanı edasıyla Türkiye’ye dönüp “artık şartlar değişti, benim elim güçlendi” deyip “pazarlığı” yükseltmeye çalışması yapılabileceği en büyük hata olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015