Güldalı COŞKUN
İki haftadır gündemi 18 maddelik yasa tasarısı meşgul ederken, Meclistekitepki biçimlerinden kavganın derinliğinin okuyabiliyoruz. Gittikçe hırçınlaşan, “kanpahasına(!)” buna engel olacağını söyleyen, her türlü manipülasyon ve dezenformasyona imza atan bir muhalefetle anlaşmanın bir yolu, hiçbir konuda adım atmamaktır.
Hele “yeni” sözcüğünü ağzına bile almamalı. Onların hiç eskimeyen bir “yenisi” var ve buna 90 küsur yıldır “çağdaşlık” diyorlar. Tabii onlar öyle diyorlar diye öyle değil. Ah bu kullanışlı kavramlar!
Demokrasi ve cumhuriyeti karıştıran ve ilk Meclisin Atatürk ile hayata geçtiğini düşünen, 1920'de birden bire toprakta biten bir güruh var. Öncesi yok onlar için; böyle bir konfora sahipler. Onca eğitim, diplomalar, Batı ülkelerine seyahatler, farklı diller ve bu mantık nasıl bir arada oluyor demeyin! Oluyor, kurulan sistemle bu mantığın dışına çıkmak özel bir çaba gerektiriyor. Ancak bunun öncüleri ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. Kalelerinin bekçisi olarak bunu yapmak zorundalar!
Yani herkes görevini yapıyor. Birülke kurulurken, kırmızı çizgilerin olması elbette doğal. Dönemin mantığıyla inşa edilen, değişen dünya karşısındaki tutumu hep statik kaldı. Böylece statüko, sinsice devlet organizmasının tüm hücrelerine yerleşti. Vesayetin iki numaralı aktörü asker, azıcık sarsıntıda “hop” dedi! Sonra yargı, emniyet-istihbarat, meslek odaları, üniversiteler ve sendikalar gönüllü olarak, üçüncülüğü bölüştüler.
Her darbede bırakın karşı durmayı, eğitimli insanlar, darbecilere“sizinleyiz”dediler. Böylesine her alana nüfuz etmiş bir vesayete karşı duranlar, ya asıldı, ya da darbeyle yolu kesildi. Peki bu vesayet zincirinin birinci aktörü kimdi? Şüphesiz en zekice kendini kamufle eden ve demokrasinin en önemli göstergesi kimliğini taşıyan TBMM'dedir. Bu kimliği taşırken, vesayetin bir numaralı aktörü olması, akla zarar bir düşünce ancak, darbelere direnilmediği gibi, onların sözcülüğünü gönüllü üstlenmenin ve ellerinde olduğu halde yasaları değiştirmemenin, “burası benden sorulur” diyerek, halkın meclisi olmasını engellemenin başka izahı var mı!
Mecliste ikinci oylamalar da bitti ve referandum süreci başlamış oldu. Vesayetin TBMM temsilcisinin ilk cümleleri ne oldu; okuyalım: "Bu rejim değişikliğine biz karşıyız. Türkiye bu rejim değişikliğini kaldıramaz. (…)Bütün insani koşulların dışında çok ağır yükün altına girdiğinizi biliyorum. Hep birlikte 1, 2, 10, 14 saat demedik, gönül birliği içinde mücadelemizi sürdürdük. Bu mücadele bizim demokrasi tarihimize geçecektir. Bu mücadele, CHP'nin kutsal mücadelesidir. Bu mücadele bir siyasal partinin mücadelesinin ötesinde vatan, bayrak mücadelesidir.”
Bunun bir rejim değişikliği olduğunu söylüyorsa ana muhalefet, bu doğrudur. Ancak, 90 küsur yıldır rolleri gereği savundukları demokrasi rejimi olmadığını çok iyi biliyorlar. Açıkça “ statükomuzu, tek adamlı rejimimizi” yıktırmayız diyecek halleri yok ya! Osmanlı yıkıldığından beri, bize yutturdukları “doğan görünümlü, şahin model bir demokrasiyle” yönetiliyoruz. Aslında adını siyasi literatürde bulamadığım enteresan bir yönetim şekliyle idare edildik. Yukarıda da söylediğim gibi, buna bir şekilde karşı çıkanların “haddi bildirildi”hem de meclis çatısı altında.
Bu süreci doğru okuyan bir ekip, geldiği hareketin geçmiş hatalarını örnek alarak, daha akıllıca bir yol izleyip, tek tek vesayet odaklarına savaş açtı. Önce vesayetin silahlı kanadını bertaraf etti. Ancak hafife alınacak bir savaş değildi. Alternatifleri, yargı, emniyet ve daha birçok kurumda görevi devralmıştı.
Bu kimi zaman, bir cemaat olarak karşımıza çıkabilirdi ve öyle de oldu. Düşmanın akıllısı, en beklenmedik yerden vurandı. Öyle sinsi ki bu vesayet hastalığı, neye dokunsanız karşınızda, neyi kaldırsanız altında ve hangi yola çıksanız barikat kurmuş.
“Vesayet rejimini yıkamazsın” diyor! İlk kez vesayetin birinci aktörünün etkinliği Meclis çatısından atılma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunca hırçınlık bu yüzden. Bu, savaşın en zor olanı. Çünkü, bunu yıkmak demek, kültürel elitizmin, genetik vesayetin sona ermesi demektir. Geri kalanları elimine etmek çok daha kolay olacaktır.
Görüntüde demokrat olanların, sadece algıyla bir asra yakın hipnoz etkisi yaratıp, ülkede demokrasi varmış gibi insanları yönlendirenlerin kurdukları sahte dünya yıkılıyor.
Bunu yıkmak için çaba gösterenlerin, öcüleştirilmesi, kendi yönetim biçimlerini yansıtma yaparak, “tek adam/dikta rejimi” gibi söylemlerle yaftalayarak savaş vermesi, eğitimle iğdiş ettikleri beyinde kabul görebilir. Hatta, bu rejimden zarar görmüş birçok kişide kaygı yaratması da normaldir. Vesayet odaklarına savaş açmış “bir adam ve onun arkadaşlarının” yeni vesayet oluşturma endişesi de normaldir.
Savaşılanın yerine yenisini koymak bir süreçtir. İnternet gibi bir anda kitleleri meydana döken imkânların olmadığı bir dönemde değiliz...
Son 15 yıldakideğişim-dönüşüme bakıp, daha cesur olabiliriz. Kaygı da endişe de dozunda iyidir, patolojik olmadığı sürece!
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.06.2018
3.02.2018
27.05.2018
21.05.2018
14.05.2018
29.04.2018
23.04.2018
15.04.2018
9.02.2018
2.02.2018