Gürbüz ÖZALTINLI
Muhafazakârlığı yazacağımı söyleyerek bitirmiştim yazımı. Biraz erteliyorum. Bunun nedeni, aklına güvendiğim yakın bir arkadaşımın “laiklerden umutsuzluğumu” gerekçelendirdiğim yazımdan sonra bana gönderdiği mesaj. O mesajı sizin de okumanızı isterim. Şöyle: “Anlattığın tipik merkez- çevre analizi. Gerekli ama yetersiz. Bunun üzerinde sınıf boyutu var. Sonra, dinî- etnik boyut var. Sonra, AB- küreselleşme boyutu var. Bunlar anlattığın sosyolojik sektörleri yatay dikey böler. Değişim ve evrim böyle oluşur. Ara ve melez yapılar doğar. Kesişimler oluşur. Üstelik bunlar siyaset kertesiyle bire bir çakışmaz. Etkiler ve etkilenir. Yani hiçbir sosyolojik sektöre total sıfatlar yapıştıramayız.”
Değişim karşısında sosyolojik- siyasi yapıların rollerini anlamaya çalışan birisine yönelik çok yerinde bir uyarı. Gerçekten, “siyasal eleştirinin” “siyasal analize” dayanması gerektiğini söyleyen birisinin indirgemecilik tuzaklarına, yüzeysel şemalara karşı da tetikte olması beklenir. Doğru; bir gazete yazısına çok az şey sığıyor. Tayin edici olduğunu düşündüğünüz noktaya odaklanmak ihtiyacı duyuyorsunuz. Fakat bu mazerete de çok yaslanmamak gerekir. Kavramlara özensizce yaklaştığınız, önemli ayrıntıları, dip akıntılarını ciddiye almadığınız duygusu yaratabilirsiniz. Dahası bunlar, kendi anlama çabanızı sakatlayabilir.
Örneğin, “laik sosyoloji” kavramını bir araç olarak kullanırken, onu fazlasıyla homojen, statik algıladığınız düşüncesi yaratıyorsanız durup düşünmenizde fayda var.
Tarihimizi, otoriter modernleşmenin yol açtığı ayrışmanın, dönemin kavramlarına göre (sağ- sol, laik- muhafazakâr) kendini yeniden ürettiği bir süreç olarak tanımlayıp geçmenin, bazı kırılmaları ihmal ettiğinin farkındayım. Örneğin, tam da arkadaşımın işaret ettiği “sınıf etkisi”nin bu “kültürel ayrışmaya” eklendiği dönemde “Ecevit” faktörüyle karşılaşmamız tesadüf değildir. Kapitalizmin gelişmesi ve hızlı göç, otoriter modernleşmeci çizgiyi “sol” kavramıyla tanıştırdı. “Milli Şef”in tasfiyesine tanık olduk. CHP, tarihinde hiç nasip olmadığı kadar “vatandaş”tan “halk”a doğru bir yayılma olanağı buldu. 80’li yıllarda Ecevit’in muhafazakâr dünyanın önemini keşfettiğinin, ılımlı bir laiklik anlayışına doğru yol aldığının işaretleri görüldü. Gülen Cemaati’yle ilişkisi otoriterlerden çok eleştiri aldı. Bunlar önemli tarihsel bilgiler. Ancak burada tekrarında yarar olmayan nedenlerle, laik sosyoloji ve siyasi hareketin macerası bu yönde gelişmedi. 90’lı yıllarda, Ecevit parantezinin, ardında iğdiş olmuş bir “sol” kavramı bırakarak kapanışını izledik. Keskin bir geriye dönüş ve konsolidasyon yaşandı.
Daha önemlisi günümüzdeki manzara. Arkadaşım, “hiçbir sosyolojik sektöre total sıfatlar yapıştıramayız” derken haksız değil.
Nitekim, soğuk savaşın sona ermesi ve küreselleşmeyle oluşan (insan hakları ve demokratik değerlerin evrensel kabulüne hız veren) yeni iklim, Türkiye’de de bir kısım laikler arasında yankı buldu. Batı’daki tartışmaları izleyen, sosyalist pratiğe eleştirel yaklaşan bazı aydınlar bu yankının taşıyıcıları oldular. Sayılarını çok aşan entelektüel bir etki alanı buldular. Taraf belirgin rolüyle önümüzde duruyor. Medyanın bütün yelpazesinde demokrat düşüncelerin savunucuları kendilerine yer buluyor. Bu oluşumun, geçen yazımda odaklandığım laik gelenekten keskin bir kopuşu temsil ettiği çok açıktır. Keza, kadına dönük ağır şiddet dalgası yeniden kadın hakları savunucularını sahneye çağırdı. Demokrasiyi merkeze koyan farklı bir sol muhalefet anlayışı Yeşiller’le birleşerek yeni bir yol arıyor. Hrant Dink’in cenazesinde buluşan büyük kalabalık, her fırsatta kalpaklı bayraklarla Anıtkabir’e koşan kitleden çok farklı.
Ayrıca yapılan araştırmalar, laik hassasiyetleri olanların da bir kısmının son on yılda başörtüsü, ibadet gibi İslami ritüellere daha esnek yaklaşmaya başladığını gösteriyor. Yani, ulusalcı laik kesimle demokrat laikler arasında yer alan, değişik etkilere açık bir yelpaze olduğunu da varsaymak gerekir. Evet, melez yapılar oluşuyor. Bunlar siyasal alana da yansıyor. CHP’deki iç uyumsuzluğun, kanatlaşmanın hepimiz farkındayız.
Bütün bunlar doğru olmakla birlikte, ulusalcı katı laik kesimin bu sosyolojinin ağırlık merkezine oturduğu da bir gerçek.
Diğer bir gerçek ise Türkiye’de muhafazakâr geleneğin (1) büyük bir sosyolojik tabanı olduğu, (2) çok önemli siyasal değişimleri başardığı, (3) çok güçlü bir siyasi parti yarattığı, (4) kendi içinde iktidar rekabeti dâhil çeşitli farklılaşmaları, çelişik nitelikleri ve melezleşmeleri barındırıyor olduğu.
Tarihin dümeni ağırlıklı olarak muhafazakâr çoğunlukta ve “demokrat eleştirinin” bu dünyada yankı bulup bulmayacağı çok önemli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023