Gürbüz ÖZALTINLI
ODTÜ olaylarını, protestocu gençlerin ideolojik dünyaları üzerinden mi tartışacağız? Evet, statüko- değişim çatışmasında kalpaklı bayraklarla Che posterlerinin aynı hizada buluştuğu bir politik hattın varlığından haberdarız. “ODTÜ geleneğinin” nereye yerleştiği bilinmeyen bir şey değil. Eylemin sözcülerince son on yılın Türkiye tarihinin “en karanlık” dönemi olarak nitelenmesi, ODTÜ’nün devrimci direnişin kalesi sayılması, iktidar karşıtı şiddetin meşru görüldüğüne ilişkin imalar yeteri kadar açıklayıcı. Fakat olayları tartışırken odaklanılacak alan bu olmamalı.
Biz demokratik bir ülke istiyoruz. Bu isteğimizi protestocu gençlerin ideolojisinden çok daha fazla ilgilendiren şey, devlet cebrini kullanma gücünü elinde bulunduran iradenin zihniyetidir. Hukuk, bir eylemi içinde yer alanların ideolojik kabulleriyle yargılayabilir mi? Meşruiyet tartışması katılımcıların fikrî dünyaları üzerine kurulabilir mi? Demokratik zihniyette bir protestonun tek ölçütü vardır: Şiddet. Protesto şiddet içermemelidir. Fakat şiddete de sağlam bir şerh koymamız gerekir. Sivil bir şiddet, devletin bütün şiddetinin zincirlerinden boşalmasını haklı kılmaz. Devlet o kadar yıkıcı bir güçle donatılmıştır ki, o denli yok edici olabilir ki, hukuk mekanizması tarafından denetlenmediğinde onun bir adalet ve düzen sağlayıcı değil, zulüm aracı olduğuna tanık olursunuz. Protestonun başvurduğu şiddet orada bulunanların güvenliğini tehdit eder. Orantısız devlet şiddeti ise tüm topluma yöneltilmiş bir tehdittir. Hukukun kilit taşı “orantıdır”.
ODTÜ’de ne oldu? Olağanüstü bir polis gücüyle üniversite işgal edildi. Verilen sayılar ürkütücü. Her bir protestocuya neredeyse beş polis düşüyor. Olaya tanık olan akademisyenler,öğrencilerden herhangi bir şiddet davranışı gelmeden sloganlarla birlikte polisin ağır bir saldırı başlattığını açıkladılar. Sayısız gaz ve sis bombasının kullanıldığı, protestocuların acımasızca dövüldüğü bir gözü karalık sözkonusu. Neresinden baksanız ortada “asayiş”i çok aşan bir motivasyon var. Bir tür küçük hesaplaşma...
Ardından söylenenler en az olaylar kadar önemli.
Söz alan bütün iktidar temsilcileri protestonun demokratik bir hak olduğunu teslim ediyorlar. Öğrencilerin hükümeti beğenmek zorunda olmadıklarını kabul ediyorlar. Onlar sadece şiddete karşı olduklarını söylüyorlar. Fakat bütün bu açıklamalarda bir eğretilik, inandırıcılığı zayıflatan bir formellik var. Sözcüler, öğrencilerin şiddet kullanıp kullanmadığı ve polisin orantısız saldırısı üzerine tartışmaya girmekten özenle kaçınıyorlar. Erdoğan, üniversite hocalarını azarlıyor. O, “ülkenin bu büyük başarısını” kutlayan öğrenciler görmek istiyor. Göktürk-2’yle gururlanmalarını arzuluyor. Çok daha makul, esnek bir aklı temsil ettiğini düşünebileceğimiz Arınç, Habertürk’teki röportajında“ülkenin bu mutlu gününü gölgelediler” diye yakınabiliyor. “protestocuların arasında bütün eylemlere koşan seyyar militanların olduğunu” söylüyor. “Örgütleri bellidir” diyor. Ardından Hayati Yazıcı “Ne yani ODTÜ kurtarılmış bölge mi” diye soruyor. Öğrencilerin “uydu fırlatımını biz de görmek istiyoruz, dışarıda da ekran kurun” demesini istiyor. “Ülkenin millete ait varlığıyla üretilmiş çok önemli bir projenin havaya fırlatılış töreninde bu yapılmaz” diyor.
“Bu mutlu günü gölgelemek”, “millete ait varlıkla üretilmiş bir projenin havaya fırlatılış gününde bu olayı izlemek yerine protesto yolunu seçmiş olmak”, “başka üniversitelerden eylem için oraya gelmiş bulunmak” gibi argümanlar “şiddet” argümanıyla iç içe geçiyor ve toplumdan polisin aşırı şiddetini onaylaması bekleniyor.
Protesto hakkı ve devletin şiddet kullanma ilkelerinin konuşulduğu bir tartışmada bu argümanların yeri olamaz. Bırakın “büyük fırlatılış”tan gurur duymayı, bu gençlerin bir kısmı “devrimle” rejimi değiştirip “halkın iktidarını” kurmayı istiyorlar. Peki, ne yapacağız? 3000 polisle üniversite basıp kafa kol mu kıracağız? Hocaları mı azarlayacağız? Bizi okullarında istememelerini “kurtarılmış bölge” meydan okuması olarak görüp had mi bildireceğiz? Devletin gücünü böyle mi kullanacağız?
Arkasında bu kadar büyük bir toplumsal destek bulmuş bir iktidarın, böylesine hazımsız, böylesine öfkeli, kimbilir belki de bu derece ürkek olması hayırlı bir durum değil.
Hükümete kategorik muhalefeti onaylayanlardan değilim.
Ucu Silivri’ye kadar uzanabilen, AKP’yi devirmenin “devrimci” bir hedef olduğu sayıklamalarına karnım tok.
Ülkenin en kirli yıllarını “kaybedilmiş özgürlük günleri” ilan eden; tanık olduğumuz değişim karşısında yas tutan, karanlık cepheyle asla işim olmaz.
Fakat bunlar, hükümetin demokratik haklarla kurduğu zihinsel ilişkinin sorunlu olduğunu görmezlikten gelmeyi gerektirmiyor.
Ergenekon hayaleti, devletin bu tür saldırılarını meşru göstermenin mazereti olamaz.
Bu şiddeti onaylayanlar, onun karşısında susanlar, yanlış yapıyorlar.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023