Hadi ULUENGİN
BUNDAN çeyrek asır önce, Duvar’ı ve komünizmi yıkan 1989 Devrimi’nden sonra, göreceli de olsa dünya genel bir özgürleşme trendine girmişti.
Nitekim de bu dönüşümün etkileri birkaç istisna hariç hemen tüm yedi kıtada hissedildi.
Ebedi despotlar gitti, eski diktatörlükler çöktü, katılaşmış rejimler gevşedi.
Oysa yazık ki bugün tam tersi bir süreç yaşıyoruz. Hayra alâmet emare yok…
Yani demokrasinin gerilemesi ve otoritarizmin yükselmesi Türkiye’yle sınırlı kalmıyor.
***
MESELÂ Jarosław Kaczyński’nin seçim zaferinden sonra inancı zaten koyu Katolik ve etnisitesi yekpare olan bir Polonya’da “Muhafazakâr Devrim”den söz ediliyor.
Varşova lideri tıpkı Ankara’daki gibi, yargıyı denetim altına almak veya kara sayfaları Leh tarihinden silmek gibi çok tehlikeli hamlelere yöneliyor. O derece ki, kurulduğundan beri ilk kez AB’ye üye bir başkente karşı “hukuk devletine saygı” soruşturması açmayı tasarlıyor.
Diğer taraftan, yine tıpkı Erdoğan’ın “üç çocuk yapın” çağrısını hatırlatır biçimde “doğurgancı” politikaları resmîleştiren Viktor Orbán Macaristan’ı hem Çingenelere amme hizmetinde çalışmaya zorluyor, hem de aynı AB’nin kararını hiçe sayarak mültecileri reddetmek için referanduma gitmek tehdidi savuruyor. Demokratik hakları da tırpanla biçiyor.
Çekya Cumhurbaşkanı Miloš Zeman ise hiç mi hiç haz etmediği sosyal demokrat lider Bohuslav Sobotka’dan kurtulmak için “kalaşnikof kullanmak”tan (!) dem vuruyor.
***
HEPSİ de 1989 sonrası demokrasiye geçtikleri için yukarıdaki emsalleri kasten seçtim.
Ama tabii ki, diğerleri de katıp bu gerilemeyi açıklamak için Spengler’in “mecburi geri dönüş” teorisine başvuracak ve “tarih tekerrürdür” demek saçmalığına düşecek değiliz.
Ortada son derece somut ve hiç de “ilâhi” (!) olmayan bir açıklama var:
***
O da şu ki, Türkiye de dâhil, bugün liberal demokrasiden kişisel veya kurumsal otoritarizme doğru kayan bütün rejimlerin ortak ve temel paydasını milliyetçilik oluşturuyor.
Kaczyński, Orbán, Zeman, Erdoğan vs… İstedikleri kadar, aynı liberal demokrasinin ancak bir şartı olan, fakat asla ve asla tek şartı ol-ma-yan piyasa ekonomisine dokunmasınlar.
Çünkü iktisadi ve teorik liberalizm ancak geçmişte milliyetçilikle atbaşı gitmişti.
Oysa bu paralellik miadı çoktan doldurdu. Unsurlar birbirlerinin zıddına dönüştüler.
Erken uluslaşmış devletler açısından 1848, 1870, 1918 kırılmaları; geç uluslaşanlar için ise1945- 1989 tecrübeleri demokrasiyle milliyetçilik arasında mevcut olmuş bağları koparttı.
Komünizm, Nazizm, Faşizm, Frankizm, Lee KuanYewizm, Deng Sio Pingizm falan…
Piyasaya ekonomisi veya değil; sağ yahut sol; dinî ya da laik, bütün bu totaliter, otoriter ve kapalı rejimlerin esas payandası her yerde ve her zaman milliyetçilik eksenine oturdu.
Ve, başta ilerici ve birleştirici nitelik taşımış olan milliyetçi ideoloji onun adına işlenen sayısız suç ve cürümle birlikte gerici ve bölücü bir karakter edindiği içindir ki de, son tahlilde bir etik değerler bütünü olan liberal demokrasiyle çelişir ve zıtlaşır karakter kazandı.
***
O hâlde şöyle diyebiliriz: Hakikaten baskı altında olan ve yurttaşlık hakları örselenen birkaç halk ve kavmin tepkisel milliyetçilikleri hariç şu 21. Yüzyıl başında hiçbir milliyetçilik çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin ilkeleriyle bağdaşamaz. Bağdaşmasına da imkân yoktur.
Fakat buna karşılık, Polonya’da Kaczyński’nin, Macaristan’da Orbán’ın ve Türkiye’de de Erdoğan’ın rotaları birbirleriyle çok bağdaşır ki, bittabi ortada tesadüf falan yoktur.
Paralel gelişme, yazık ki hem dünyanın tekrar girdiği otoritarizmin yükseliş trendiyle, hem de buna uygun olarak milliyetçiliğin yeniden ivme kazanmasıyla ilgilidir.
Ama tarih tekerrür değildir ve gidişatın değişmeyeceği dair de vahiy inmemiştir.
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBiz Türkiye’yiz, ‘Büyük ülke’ masalı bizde böyle yazılır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDemokrasilerde “Taban İstilası” 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş nasıl ve ne zaman bitecek? 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBüyük işgal projesi ve İran 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsanlık Trump’ı durdurmalı 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSavaş ne zaman biter? 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKutsal haydut! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİNATO’dan çıkmamakla iyi mi etmişiz? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; Jin Jiyan Azadî ve Kadın Özgürlükçü Paradigma... 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYEmperyalist Savaşın Gölgesinde 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' Projesi 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKToplumsallaşmayan süreç enfekte olur 6.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015