Halil BERKTAY
1 Mayıs tartışmasına kısa bir ara vermek pahasına, güncelliğe dönmek istiyorum.
Uludere ve kürtaj, derece derece AKP’nin, hükümetin ve özellikle de başbakanın felâket derecede çuvalladığı iki mesele. Erdoğan’ın korkunç ötesi bir demeciyle, ikisini birbirine karıştırmayı da başardılar üstelik. Bir süredir Ahmet Altan’ın, sonra Murat Belge’nin işaret ettiği, Zülfü Dicleli’nin de adını “muhafazakâr hegemonya” koyduğu yeni sağ konfigürasyon, böylece kendini net bir şekilde ortaya koydu.
Daha önce de sık sık yaptığım gibi, zaten yazan yazıyor, ben kendi düşünce mecramdan yürüyeyim, diyemez oldum bir yerden sonra. Derdim, Uludere’den çok kürtajla. Hükümet açısından Uludere taktik bir batak, ya da öyle başladı; 34 vatandaşın “kazara” bombalanıp öldürülmesinin siyasî sorumluluğunu bir türlü üstlenemeyip gereğini yapamamak, zamanla tam bir rezalete dönüştü. Tabii ki son tahlilde bunun da ideolojik bir zemini var ve başbakan ne kadar esip gürleyerek mazeret bulmaya kalkarsa, Kürtleri insan yerine koymayan Türk ırkçı-milliyetçiliği de o kadar fazla sırıtıyor. Gene de burada, politik oportünizmin önde gittiğini, ideolojinin onu izlediğini sanıyorum.
Öte yandan kürtaj benim için bir bakıma çok daha korkutucu, zira tamamen ideolojik. Hele Erdoğan’ın, kürtajı Türkiye’ye karşı uluslararası bir komplo gibi gösteren sözleri, hayır, öyle sadece monoteist bir köktencilikten değil, Müslüman bir ataerkillikten de değil, onlarla da karışan çok daha modern, derin ve karanlık bir kaynaktan 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarının unutmaya yüz tuttuğumuz proto-faşizminden süzülüp yükselerek satha çıkıyor.
Neden bahsediyorum ? Faşizm ve Nazizm gökten zembille inmedi. Tarihteki her şey gibi, onların da arkaplanları ve başlangıçları vardı. William Shirer, üzerinden altmış yıl geçmesine karşın değerini pek yitirmeyen The Rise and Fall of the Third Reich’ın 4. bölümünde, Mein Kampf’a yansıdığı şekliyle “Hitler’in kafası”nın bu “kökler”ine eğilir. Ne ki, Shirer belki biraz fazla partikülarist ve “anti-Alman”dır; özellikle bazı zihniyet yapılarını sırf 19. yüzyıl Almanyası ve “Prusya yolu”na özgü gibi görür. Oysa Mark Mazower, Faşizm ve Nazizmin hiç de “Batı”nın ana mecrasına yabancı ve marjinal olmadığı; tam tersine, büyük ölçüde ortak bir fidelikten fışkırdığına (zaten zafere ulaşmalarına ramak kaldığına) işaret eder (Dark Continent, Önsöz).
* 1870-1914’ün Yeni Emperyalizm çağıyla birlikte sağa kayıp sertleşen, saldırganlaşan milliyetçilikler. Irkçılık ve bir tür alt kolu olarak anti-semitizm. Doğadaki “hayat mücadelesi”ni insanlar âlemine, sınıflar-arası ve ülkeler-arası ilişkiler alanına taşırken “ırk” ve “millet” kategorilerini biyolojik “tür”lerin karşılığı gibi gösteren Sosyal Darwinizm sahte-bilimi ile onun “ırk sağlığı” (eugenics = öjeni) uzantısı.
* Bir yanda, radikal modernizmin makina uygarlığı fetişizmi; dolayısıyla, insanlığın bütün geçmiş kültür ve ahlâk birikimine karşı nihilist, yıkıcı, yokedici tavrı (Fütürizm). Onunla içiçe, Ortaçağı özleyen bir Romantizmin mistisizmi, kaderciliği, ölüm tutkusu ve bütün kurallara boş vermiş bir maceracılık, serdengeçtilik hayalleri (Carmina Burana’daki gibi yeraltı şiirlerinin fatalizmine SS’lerin hayranlığı). İkisinin toplamında, kırıp dökücü bir savaş ve kavga tutkusu (Ezra Pound’un Sestina’sında bir derebeyinin sancaktarına haykırışı : Gel, Papiols, bu çürümüş barış diyarlarından kaçıp, at binelim kılıç çalalım kan akıtalım).
* Liberalizme tepki içinde tekrar yükselişe geçen otoriter devlet yüceltmeciliğinin uç noktasında, “üstün insan” arayışı. Şahsî bilinç, vicdan ve sorumluluğunu böyle kadir-i kül bir Lidere emanet edip O’nun emrine girerek (Führerprinzip) varlığını kollektif içinde eritme arzusu (örn. Andımız : Varlığım Türk varlığına armağan olsun).
Evet, bu ve benzeri unsurlar 20. yüzyılın ilk çeyreğinde çok yaygındı ve bugün proto-faşizm (ön-faşizm) dediğimiz halitayı oluşturuyordu. Neredeyse beş yıl önce, Taraf’ın daha ilk günü, ilk yazımda yazmıştım bunları; Mütevazi bir kitap listesi önermiştim (15 Kasım 2007), o sırada askerî vesayet altında ve “diktatörlüğün manevî evreni”nde yaşayan Türkiye’yi Weimar Cumhuriyeti ile mukayese içinde düşünmeye başlamak için. Burada sırf bir benzetme değil, aynı zamanda bir devamlılık söz konusuydu, çünkü İttihatçılar ve Kemalistler için de aynı fikir mirası çok önemliydi. Emperyalist Büyük Devletler karşısında yüzde yüz mazlum, yüzde yüz haklı bir dâvânın sahibi değildi, ister ilk, ister (azıcık budanmış haliyle) ikinci nesil Türk milliyetçileri. Hele 1918’e kadar, kendilerinin de enikonu bir imparatorluğu vardı ve millet-i hâkime olarak, diğer halkları ezip bağımsızlık mücadelelerini bastırmakla; 1919’dan sonra ise ulus-devlet kurarken “yabancı” kalıntılarını etnik temizliğe tâbi tutmakla meşguldüler. Ve bütün bunlar Prusya tipi yetişmeci, tepeden inmeci, “üçüncü yol”cu bir militarizm, militer bir modernizasyon çerçevesine oturmaktaydı.
İşte bu bağlamda ve bu kanallarladır ki, 20. yüzyıl başlarının Avrupa ön-faşizmi, daha çok Almanya üzerinden gelip yerlileşti, “Türk düşüncesi” dediğimiz şeye nüfuz etti. O kadar zehirli bir tortu bıraktı ki, bakıyorsunuz, askerî vesayeti önemli ölçüde tasfiye eden başbakan bile aynı zihinsel hapishaneye düşmüş; farkına varsın varmasın, “ürememizi önleyerek bizi demografik çöküşe uğratacaklar” gibi çok eski korkuların içinden konuşuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024