Halil BERKTAY

[7-9 Mart 2025] Yıllar sonra Ömer Seyfettin’le karşılaştım. Bir denemesinde “Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk gibi duyarız ve Türk gibi yazarız” diyordu (1). Bana göre tam tersi geçerli. Türk (veya Kürt, Rus, Fransız, Alman, Yunanlı) olmak, bir doğa durumu değil. Kültürel bir edinim. Bir inşa (konstrüksiyon) süreci ve sonucu. Nasıl Türk oluyoruz? Daha bebekken alınıp başka diyarlara, belki dünyanın ücra köşelerine, faraza Kuzey Kutup Dairesi içinde yaşayan İnuit kavminin, ya da Brezilya yağmur ormanının Amazon yerlilerinin arasına götürülsek, gene Türk mü olacağız? Hayır. Çok küçük yaştan itibaren, Türk gibi düşünmek, duymak ve yazmak öğretile öğretile, buna alışa alışa Türk oluyoruz. Aile çevresiyle başlıyor; okullar, büst ve heykeller, bayrak törenleri, Andımız, medya, millî bayramlar, törenler, nutuklar, resmigeçitler, kahramanlık şiirleri, bütün “biz” öyküleri, ordu ve askerlik boyunca uzanıyor (2).
Atatürk’ten nasıl söz edileceği de bunun bir parçası. Siyaset sosyolojisi açısından, bu bir kişi kültü, ya da kişiye tapma kültü (personality cult). Bu terimi benim solcu kuşağım Kruşçev’le öğrendi: Sovyet Komünist Partisi’nin 1956’daki Yirminci Kongre’sinin kapalı bir oturumunda, Stalin ve Stalin’in suçları hakkında sunduğu, Uluslararası Komünist Harekette deprem etkisi yapan raporla. Bütün kötülükleri Stalin’in kişiliğine bağlaması tabii yanlıştı. Sosyolojik değildi. Tarihsel materyalizm üzerine el basan bir ideoloji için inanılmaz derecede bireysel ve tarih dışıydı. Sistemin kendisini aklıyor; o korkunç müstebit tek adam kişiliğinin nasıl doğup yükseldiği ve başa geçtiğini, “proletarya diktatörlüğü” teorisinin buna nasıl zemin hazırladığını, partinin “demokratik merkeziyet”inin niçin tabandan habire daha yukarı ve daha yukarı kademelere taşınıp sonunda Politbüro’da, Politbüro Daimî Komitesi’nde ve nihayet Genel Sekreter’in şahsında yoğunlaştığını sorgulamıyordu. Menşevikler, en başta Martov (yukarıda en solda, 1896’da tutuklandığında), daha 1917 öncesinde uyarmıştı Lenin’i, ekonomik ve kültürel bakımından geri bir ülkede ne pahasına olursa olsun iktidarı ele geçirip devrim yapmaya kalkmanın, içereceği kalkınma zorlamasına karşılık bir demokrasi birikimine yaslanmaması nedeniyle, er ya da geç Asyatik bir despotizme dönüşeceği konusunda. Lenin’in cevabı ise, sosyalizmin gelişmiş ve olgun bir kapitalizmden hareketle kurulabileceğine ilişkin klasik Marksist yaklaşımı tersyüz ediyordu: Neden önce iktidarı ele geçirip, o gerekli gelişmeyi sosyalist (komünist) iktidar altında sağlamayalım?
Eh işte, böyle oldu, bunu yapmaya kalkınca. Sovyetler Birliği resmen 1922’de kuruldu ve resmen 1991’de çöktü. Yetmiş yıl ancak yaşadı. Martov yerden göğe haklı çıktı. Uçsuz bucaksız bir köylü toplumunda, işçi sınıfı adına küçük bir partinin darbeci-fırsatçı yöntemlerle ele geçirdiği iktidarı bizatihî koruma çabası, İç Savaş’ın korkunç şiddet ve zulmünü beraberinde getirdi. Ardından, o geri köylü toplumuna çağ atlatma, Batının yüz elli yıllık endüstrileşmesini on yıla sığdırtma çabası, yukarıdan aşağı müthiş bir cebir ve disiplin icrasını beraberinde getirdi. Askerî ve idarî-iktisadî nedenler birleşip, kestirmeden Stalinizm dediğimiz olağanüstü kuvvet temerküzüne ve hukuk dışı terör devletine yol açtı. Şimdi de hepsi Putin ve Putinizmle sürüyor.
Sadece Rusya’da yaşanmadı bütün bunlar. Batıya kıyasla gecikmiş, geri kalmış (ve/ya kendini öyle hisseden), dolayısıyla bir yetişmecilik gündemi ve projesi peydahlayan her ülke ve toplumda, benzer sonuçlar ortaya çıktı. Silâhlı millî kurtuluş mücadeleleri de, moderniteyi marş marş ile yakalamaya kalkan hızlandırılmış ulusal kalkınmacılıklar da, kesişerek ve örtüşerek diktatörleşmeleri doğurdu. Önderler önder olmaktan çıktı, Ulu Önder ve Tek Adam oldu. Kuvvetler ayrılığı diye bir şey kalmadı. Denge ve denetleme mekanizmaları diye bir şey kalmadı. Bütün yetkiler ellerinde toplandı. Kararlar çok küçük çevrelerde, özel maiyetlerde alınır oldu. Sultan ve nedimleri (the king and his courtiers) benzeri ilişkiler oluştu. Liderlerin etrafında kişi kültleri örüldü. Resimleri, heykelleri, vecizeleri, ciltlerce toplu eserleri her yeri kapladı. Aşırı sağda Hitler ve Mussolini. Sonra Horthy, Pilsudski, Antonescu, Franco, Salazar. Aşırı solda Lenin, Stalin, Mao, Enver Hoca. Bir zamanların Üçüncü Dünya’sında Nâsır, Hafız Esad, Saddam Hüseyin, Muammer Kaddafi. İdi Amin ve Robert Mugabe. Kim İl-sung: Büyük Önder, Cumhuriyetin Ebedî Başkanı. Oğlu Kim Jong-il: Sevgili Önderimiz, Yüce Komutan. Oğlu Kim Jong-un: (şimdiki) Yüce Lider. Yeryüzünün ilk ve tek komünist hanedanı vücut buldu.
Âşikâr ki demokratik toplumlarda görülmeyen bir fenomen söz konusu (3). Gelelim PKK’ya ve sosyo-kültürel bağlamına, özel olarak da (Öcalan’ın çöktüğünü kaydettiği) reel sosyalizmle ilişkisine. 19. yüzyıldan 20. yüzyıla giderken, genel olarak ilginç bir şey yaşandı Marksizmin terminolojisinde. Militerleşti. Askerî terminolojiyi, savaş terminolojisini alıp kullanmaya koyuldu. Lenin’in “yeni tip parti – demir disiplin – çelik çekirdek” anlayışları, Çarlık Rusyası’nın özel tarihsel koşullarıyla sınırlı kalmadı. Haddini aşarak yayıldı. Türkçede sınıf mücadelesi, önce sınıf savaşımı, ardından doğrudan doğruya sınıf savaşı oldu. İşçi sınıfı partisi, işçi sınıfı partisiydi. Normaldi, olabilirdi. Derken o da proletaryanın savaş örgütü gibi çok daha özel ve keskin, anormal terimlerle anılmaya başladı.
Siyaset ile savaş arasındaki sınırın hem reel hayatta tamamen silinmesinin, hem düşünsel hayatta, zihinsel kavramlar açısından oldukça bulanmasının, PKK açısından derin etkileri oldu. Geçen yazımda anlattığım gibi, PKK şiddet içinde, şiddetle doğdu ve yükseldi. Mensuplarını başından itibaren militerleştirdi. Askerî bir emir-kumanda ilişkisi içinde şiddet eylemlerine yöneltti. Ölme ve öldürmelerini emretti. Bu da bütün örgütü son derece hiyerarşik bir düzene soktu. Üst kademelerin otoritesi mutlaklaştı; özellikle Abdullah Öcalan, en yakınları dahil başka herkes hakkında ölüm-dirim kararları veren kadir-i mutlak bir konuma yükseldi. PKK’nın zaman içinde çeşitli kılık ve biçim değiştirmeleri sürecinde, bir ara KCK (Koma Civakên Kurdistan, Kürdistan Topluluklar Birliği) diye bir örgütlenme benimsenmiş, çok tantanalı biçimde kamuoyuna sunulmuştu. Güya insanlık tarihinde büyük bir yenilikti; devlet olmayan, iktidar odaklı olmayan eşsiz bir demokratik aşağıdanlıktı. Kongra-Gel’in 17 Mayıs 2005’te kabul v 25 Mayıs 2007’de değişikliklerle Kabul ettiği KCK Sözleşmesi’ne (yani aslında anayasasına) göre: Yurttaşlığı vardı (KCK yurttaşlığı), yurttaşlığa alınma ve çıkarılma prosedürleri vardı, parlamentosu vardı, yüksek konseyi vardı, yargısı vardı (askerî, idarî ve halk mahkemeleri), yüksek adalet divanı vardı, merkez-eyalet-yerel idareleri vardı. Dahası, hem halk savunma güçleri hem yurttaşlarının meşru savunma yükümlülüğü vardı; “meşru savunma savaşı hali” olabiliyor, bunun için yetkili organlarca savaş ve barış kararları alınabiliyordu. Nasıl devlet değildi de şimdiye kadar kimsenin keşfedemediği bir örgütlenme türüydü; anlayabilmiş değilim (4).
Geçtim; KCK’da özel bir problem “Önderlik”ti. Bu adla başlı başına bir yönetim kademesi; en yüksek ve olağanüstü yönetim kademesiydi. Metnin tamamında Önderlik sözcüğü, tıpatıp Atatürk’ten “O” diye söz edilmesi gibi, nerede geçerse geçsin hep büyük harf yazılıyordu. Üçüncü Bölüm’ün başlığı “Genel Organlar”dı. 11. Maddesinde, Abdullah Öcalan KCK’nın “kurucusu ve Önderi… bütün halkı temsil eden Önderlik kurumu… temel konulardaki en son karar mercii” olarak tanımlanıyordu. Gene 11. Madde ve sonra 13. Maddede ise, Yürütme Konseyi Başkanının “Önderlik tarafından” görevlendirileceği iki ayrı defa belirtilmekteydi. Gene 13. Maddede, Yürütme Konseyi Başkanının “Genel Kurul tarafından onaylanmadığı taktirde Önderlik tarafından yeni görevlendirme yapılacağı” ve seçilen Yürütme Konseyinin “Önderlik onayından” geçeceği, sonrasında Yürütme Konseyi’nin “faaliyetleri hakkında Önderliğe düzenli rapor” sunacağı kaydediliyordu.
Özetle, demokratik konfederalizm gibi büyük büyük lâflar ederken demokrasinin d’siyle ilgisi olmayan, seçimlerin ve seçilmişliklerin zerrece değer ifade etmediği, çünkü Öcalan’ın başka kimseye ve hiçbir şeye itimat etmeyip bütün nihâi karar ve vetoları kendinde topladığı, cumhuriyetten çok monarşiyi andıran, tümüyle kişisel bir yönetim söz konusuydu. Yirmi yıl sonra bugün de pek bir şey değişmiş değil, Kandil’in dünya görüşünde. KCK yöneticisi Mustafa Karasu’nun, Öcalan’ın çağrısı hakkında Medya Haber TV’ye yaptığı açıklamalar Serbestiyet’te yer aldı (5 Mart 2025). “PKK’yı feshedeceğiz, hiç kimsenin tereddüdü olmasın” diyor özetle. İyi, desin tabii. Ama bu olumluluktan zerrece eksiltmeksizin, ayrı bir konu olarak, bir de nasıl dediğine bakalım. Karasu’nun sözleri şöyle: “Önderliğin bu açıklamasını saygıyla selamlıyoruz, Bu yönüyle Önderliğimizi de böyle bir noktaya getirdiği için mücadeleyi, bu gelişmeyi yarattığı, bu dönüşümü yarattığı için, bu dönüşümün önünü açtığı için de tabii saygıyla, minnetle selamlıyoruz. Önderliğin bu verdiği emek, tabii ki bizim tarafımızdan gerekleri yerine getirilecektir… Biz her zaman Önderliğin emeğine cevap verme içinde olduk, böyle bir hareketiz. Eksiğimiz, yetersizliğimiz olabilir ama her zaman Önderliğin ideolojik, politik çizgisi doğrultusunda, onun emeklerine cevap verme içinde olduk. Bundan sonra da böyle olacağız.” Devam ediyor: “PKK bir Önderlik hareketidir. PKK’nin politikasını, ideolojisini Önderlik belirlemiştir. Bu açıdan Önderlik bu hareketin ne yapacağını, ne edeceğini belirler. Biz bir bütün olarak bu hareketi, mücadeleyi temsil edemeyiz. Ama Önderlik bir bütün olarak bu hareketi temsil etmeyi ifade ediyor. Biz bu bilinçteyiz. Hep bu yaklaşım içinde olduk. Önderliğin izleyicileri, takipçileri olduk. Bugün de Önderliğin izleyicileri ve takipçileriyiz. Önderliğin ortaya koyduğu dönüşümü, PKK’nin feshini, silahlı mücadelenin sonlandırmasını gerçekleştireceğiz.”
Doğru saydımsa, 15 satır ve 173 sözcükte toplam 12 defa Önderlik. Pragmatik yararı (şu anda PKK’ya silâh bıraktırabilmesi ve kendini feshettirebilmesi) ne olursa olsun; bu nasıl bir kafa, nasıl bir anlayış böyle? Haydi bugüne kadar bu şekilde geldiler; bundan sonrası için görmezden gelinebilir mi? Bunu bir ben mi yadırgıyorum; başka kimse yadırgamıyor mu demokrasi adına? Türk solcuları geçmişte ne dedi, bu kişi kültü ve mutlak monarşi kültürüne? Kazara başarıya ulaşsalar, faraza bir bölgede iktidara gelseler, nasıl yönetirlerdi bu kafayla? 1969-70 yıllarında, Ankara’da kapı komşumuz olan Devrim dergisi ve Doğan Avcıoğlu için de sormuştuk buna benzer bir soruyu. Arap Sosyalizmine öykünüyorlardı. Solda dosttuk (o zamanın sol anlayışları çerçevesinde). Onların darbeciliği (27 Mayısçılığı, Nâsırcılığı, Baasçılığı, giderek 9 Martçılığı) ile bizim Millî Demokratik Devrimimiz elbette birbirine akrabaydı. Ama bir de “devrimde hegemonya” sorunu vardı kuşkusuz. Onlar “burjuva”ydı, biz “proleter devrimci.” Aydınlık ofisinde aramızda konuşmadan edemiyorduk, bunlar kazanırsa bize ne yapar diye. Madalyonun diğer yüzünde, (Lâz fıkrasındaki gibi) “hani meselâ” biz kazanırsak onlara (ve başka herkese) ne yaparız; “proletarya diktatörlüğü” deyip duruyorduk da, bunu hiç aklımıza getirmiyorduk.
Bu da hem kendimiz, hem PKK için çok düşündürücü değil mi acaba? Bir de, silâh hariç böyle kalacak mı her şey? Barış gerçekleştiğinde, Kürt hareketi bu “Önderlik” cenderesi yerine nasıl bir yeni siyasî mücadele anlayışı peydahlayacak?
——————–
DİPNOTLAR
(1) Buna daha önce de değindiğimde, kaynağını kontrol etmeden, “Eğer Türksen, Türk gibi düşünür, konuşur ve davranırsın” diye, hatırladığım gibi yazmıştım. Bkz “Bir İsrail ambülans görevlisi ve Metin Karabaşoğlu”; Serbestiyet, 19 Kasım 2020.
(2) Çağdaş milliyetçilik çalışmalarında, özellikle eğitim-öğretim ile ordunun bu inşadaki rolü konusunda çığır açan bir eser için, bkz Ernest Gellner, Nations and Nationalism (1983).
(3) Bunun yepyeni istisnası, tabii Donald Trump. Amerikan demokrasisinin sınırları içinde, etrafında ciddî bir kişi kültü ve her dediğini doğru sayan lider fetişizmi var. Hepsini faşist MAGA ideolojisi temellendiriyor. Benim için, soğuk bir işadamından ibaret olmadığının önemli belirtileri arasında yer alıyor.
(4) KCK ilk sahneye çıktığında Taraf’ta bu konuda bir yazı yazmıştım sanırım. Şimdi burada dile getirdiklerime benzer şeyler söylemiş olabilirim. İşte tam 2005-2007 dolayları olmalı. Bir gün eski sınıf arkadaşlarımla toplanmış, sohbet ediyorduk. Aralarında başarılı işadamları da vardı. Bazıları okumuş yazımı. Neredeyse yirmi yıl oldu; hatırlayabildiğimi aktarıyorum. Biri bak Halil, dedi, ben sana KCK’nın ne olduğunu anlatayım. Güneydoğuya gidiyorum, belediyelerle iş yapacağım. Giriyorum bir belediyeye; başkanla konuşup teklifimizi anlatıyorum. Dosyayı veriyorum. Alıyor ve sonra birisini çağırıyor. Genç bir kadın giriyor içeri. Haki elbiseli, neredeyse üniformalı Dik, ince, sade, özgüvenli. Gelip dosyayı alıyor; inceleyelim efendim diyor ve çıkıyor. İşte KCK o kadın. Onun, onların incelemesi ve onayı olmadan hiçbir şey yapılamıyor. Beni anlıyor musun?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları



















































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024