Hasan Bülent KAHRAMAN
Balyoz davasının epeyce ağır, hayli sert ve çok ciddi bir kararlılığı yansıtan sonucu uzakta bir yerdeyken bana ulaştığında aklımdan yıldırım hızıyla bir soru geçti: bu karar aslında çok kısa sayılması gereken, hepsi hepsi 100 yılı ya bulan ya bulmayan "modern" Türk siyasal tarihinde bir dönüm noktasını teşkil ediyor mu?
Çok kısa bir süre içinde bu değerlendirmeyi birkaç kez yaptık. Böyle bir yargıyı kullandığımız her defasında işin içindeki ana aktör orduydu. Son birkaç yıldır YAŞkararları da içinde olmak üzere orduyla siviller arasında cereyan eden her "sert" ilişkiden sonra benzeri bir değerlendirmede bulunduk. Haklı ve doğru bir tepkiydi. Çünkü sonuç itibariyle ordunun ve bürokrasinin modernleşmesiylebaşlayan ve onların üstünden topluma yayılan bir dönüşüm sürecinin içinden geliyorduk.
Çok "masum" duran bu yapısal tarih önümüze çok zorlu bir sonuç çıkardı. Ordu da kendisini modernleşmenin ve onun ideolojisinin sahibi saymaya başlamıştı veAbdülaziz döneminden başlayarak, sivillerin her sistemli karar alma aşamasında darbeye yönelmişti. 1960 sonrası tam manasıyla budur.
Kabul edelim ki, 1950'ye kadar zaten ordu siyaseti hâkimdir Türkiye'ye. Siyasetin modernleştiği, toplumun bütün kanatlarıyla siyasete girdiği, sınıfsal ve çıkar çatışmalarının yoğunlaştığı bu dönem 1960 darbesiyle kapanırken ordu çok sert bir karar vermişti: asker siyasete karşıydı. Yanlış anlaşılmasın bu söz "asker siyaset yapmak istemiyor" demek değildir. Tersine, asker kendi dışındaki unsurların siyaset yapmasına karşıdır. Asker toplumun siyasallaşmasına karşıdır. Askersiyasal topluma karşıdır. Asker bürokratikorganik toplum istemektedir.
Modern dönemin Cumhuriyet de dahil benimsediği tavandan modernleşmekararı ve onun sistemli uygulamasının siyasetle birlikte tabandan modernleşmeye dönüştüğü kabul ediliyordu ordu tarafından ve buna şiddetle karşı çıkılıyordu. Erginleştiğine, kendi kendisini yöneteceğine inanılmayan bir toplumun "kendi başına bırakılırsa" modernleşme çizgisini kaybedeceğine ordu inanmıştı. Oysa tam da toplumun o "kendi başına" yani son zamanların meşhur tabiriyle "vesayetten" kurtulmuş bir biçimde icra ettiği faaliyetlerin modernleşme olduğunu bilen yoktu.Modernleşme sonunda sosyolojinin değişmesi, sosyolojinin değiştirmesidir. Budur kendi kendinelik.
Neticede ordu 1994 sonrasında klasik refleksini gösterdi, 28 Şubat ve 27 Nisan darbelerini hazırladı. Bunların bazıları farklı biçimlerde icra ve tezahür etti, bazıları teşebbüs safhasında kaldı. Ama ordu bildiğini yaptı.
Bugün verilen karar, bu karara giden yol elbette bir değişime tekabül ediyor. Her kararın teknik boyutu tartışılır, bunu öncelikle yargı tartışır, temyiz denen şey budur. Bu kararlar da tartışılacaktır. Ama karşımızda duran sonucun büyük anlamıyla karar birbiriyle aynı şey değildir. Sonuç uzun bir tarihin sona erdiğini gösteriyor. Farklı bir geleneğe sahip bir toplum bu kararlardan ürküntü duyuyor.
Bunu da bir başka darbe olarak nitelendiriyor. Radikallik ve metot bakımından ve metaforik anlamda öyledir. Bu defa siviller askerleri yargıladı ve mahkûm etti.
Sonucun objektif olarak neler doğuracağını izleyeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025