Hasan Bülent KAHRAMAN
Aklımın erdiklerini söyleyerek yaşanan krizi bir de ben yorumlayayım. İşin başlangıcı olarak Öcalan'ın mektubundaki bir satırı, bir vurguyu görüyorum. Öcalan hiç beklenmedik bir noktadan hamle yaptı ve Süleyman Şah türbesinin Eşme'ye taşınmasını dile getirerek 'Eşme ruhu'ndan söz açtı. Bu, Türk-Kürt ilişkilerinde hiç öngörülemeyen ölçüde bir ileri hamleydi. Öcalan, kendi kurucu atanızın mezarını getirip Kürt bölgesine yerleştirirseniz, bu bizi en ileri şekilde kabullendiğinizi gösterir demek istiyordu.
Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan, bu tür çıkışların yarattığı tedirginliği gördü, hareketin mevcut çizgisinde ilerlemesinin milliyetçi-muhafazakâr tabanda müthiş bir gerilim yaratacağını hissetti ve süreci kendi kontrolüne taşımak istedi. Dolmabahçe protokolünü, İzleme Heyeti'ni eleştirdi, hatta reddetti.
***
Çıkışının neye yol açacağını biliyordu. Düşüncesini çekinmeden uyguladı. Böylece üç şeyi gerçekleştireceği kanısındaydı. Birincisi, dediğim gibi, süreci kendi kontrolüne alıyordu. İki, hükümet-Cumhurbaşkanı gerilimini işaret ederek Başkanlık sistemi yönündeki taleplerine somut bir zemin hazırlıyordu. Üç, hükümeti geriye iterek kendisini öne alıyor, bundan sonraki seçim döneminde Ak Parti ile kendisi arasında yeni bir özdeşlik kurmak istiyordu. En azından Erdoğan'ın partiden, yönetimden kopmadığı izlenimini kamuoyuna yaygınlaştırmak arzusundaydı.
Üç dayanaklı bu hamle anlaşılabilir bir şeydi. Çünkü kamuoyu, Ak Parti'yi 'Erdoğan sonrası dönem' içinde algılamaya başlamıştı. Yeni dönemin ve koşulların oya nasıl dönüşeceğini kimse yeterince bilmiyordu. Oysa Erdoğan açısından durum somuttu. Daha altı ay önce % 52 oy almıştı. Gene kendisinin odak noktasında olduğu bir seçim döneminde aynı oran olmasa bile dişe dokunur bir düzeyi tutturacağını hesap ediyordu.
***
Bu hamleden sonra ortaya çıkan ve krizin ikinci bölümünü meydana getiren 'açılımlar' ise başka bir temel olguya işaret ediyor: Ak Parti içinde, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra kanatlar oluşmuştur. Bu kanatları Başkanlık sistemi tartışması hazırlıyor. Bir grup Başkanlığı kabul edilebilir görürken diğer grup bunu henüz aynı ölçüde benimsemiyor.
Arınç, ikinci grubun önlenemez çıkışını yaparken Gökçek, başka nedenlerle de olsa, ilk grubun merkezini oluşturmaya çalıştı. Bunlar eşit güçler miydi tartışması bile abes. Bu derecede sarsıcı girişimine rağmen Arınç hâlâ partide tartışılamıyor bile. Ama iki siyasetçinin teker teker sahip oldukları bu güçler temsil ettikleri pozisyonların güçlerini göstermez.
***
Erdoğan'ın hesabı da muhtemelen o noktada. Bu şartlara bakıp, Davutoğlu'nun politikadaki yerini hesaplayıp yeni stratejisini ortaya koydu. Böylece hem ardında kalan boşluğu doldurmaya çalışıyor, hem muhtemel bir seçim başarısının sahibi olacak, böylece kendisinden sonraki dönemin de sadece sahibi değil 'kahramanı' konumunda kalacak.
Her hesabın bir gerçekleşme olasılığı vardır. Erdoğan o hesapları yapmıştır. Demirtaş'ın beklenmedik biçimde Kandil'i eleştirmesi, 'İzleme Heyeti kırmızı çizgimiz değil' demesi, bence önemli bir göstergedir. Ama her şey olup bitti demek için de vakit çok erkendir. Hele parti kendi kendisini böyle zorlarken.
Eskiler 'gün doğmadan meşime-i şebden (gecenin rahminden) neler doğar' derdi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025