Hasan Bülent KAHRAMAN
Durum bana da sanırım Türkiye'de yaşayan herkese de hayli irkiltici geliyor. Ülke siyaseten ikiye ayrılmış durumda. Hatlar Akparti ve karşıtları olarak belirleniyor. Akparti yekpare bir yapı. % 50 oy aldı ve toplumun yarısını temsil ediyor. Buna karşılık ve doğal olarak diğer % 50 birkaç parçadan müteşekkil. Ama bu çatışmanın dozunu azaltmıyor.
Çatışma dediğimiz şey nedir?
Bu soru ciddi bir teşrihi gerektiriyor. Çeşitli görüşler var. O görüşler çeşitli kavramlar etrafında öneriliyor. Mevcut zıtlaşmayı yorumlayan bir grup karşı tarafı neo-kolonyal(yeni sömürgeci) bir tutum takınmakla suçluyor. Suçlananlar kentli, yüksek gelirli, Batı yanlısı kanat. Diğer taraf ise karşısındakileri taşralılıkla, hatta Orta Çağlı olmakla 'suçluyor'. Akpartililer işaret ediliyor.
Dikkatle gözlemlemeye çalışıyorum ve bir nokta hayli dikkatimi çekiyor. Bu değerlendirmeyi yapan taraf eskiden olduğu gibi Akpartilileri artık 'şeriat yanlısı'olmakla, 'Türkiye'yi İran'a dönüştürmekle' yaftalamıyor. Müslümanlık ve onun göstergeleri arasında sayılan başörtüsü örneğin bu tartışmalarda artık yer almıyor.
O zaman bu tartışmanın, bir kere daha, kentli-taşralı aksında ve Batılılıkla bütünleşmiş bir laiklikle halk İslamı kutuplarında cereyan ettiğini söyleyebilir miyiz?
Muhtemelen öyle. Çünkü, anladığım kadarıyla İstanbul'da 'beyaz' bölgelerde cereyan eden bu kavga taşrada bu şiddette hissedilmiyor. Hatta belki hiç hissedilmiyor. Taşranın kendisine özgü kabullenme anlayışı tarafları politik olarak ayrıştırıyor ama kültürel olarak gene de bir arada tutuyor. Halbuki İstanbul'da mahallelerin keskin çizgilerle ayrıştığından, apartmanların bölündüğünden söz açmak mümkün.
Demektir ki, tartışma bir 'hayat tarzı' tartışmasıdır. Bir taraf kendisinin yok sayıldığından, hayat tarzının dikkate alınmadığından, kültürel değerlerinin tahribata uğradığından yakınıyor.
Ortada iki taraf bakımından da böyle bir 'algının' dolaştığından kuşku duymuyorsak, 'doğrudur' demekten başka çare yok. Öyle sanan insan öyle sanmaktadır. Onu ayrıca tevile gerek yok.
O zaman geriye başka bir dinamik kalıyor: Uzlaşmak. Bunun ne kertede zor olduğu açık. Çeşitli konuşmalarda muhafazakar çevre yaşadığı gönül kırgınlığıyla, gördüğü ve işittiğitahkirle artık uzlaşmayacağını söylüyor. Öbür taraf da beriki tarafın nesiyle uzlaşacağını soruyor.
Bu, itiraf edelim, ilk defa karşılaştığımız bir tutum. Ama ciddi bir sorun. Çünkü kırığı, fay hattını diri ve kımıltıda tutuyor.
Geriye o zaman başka bir ortak payda kalıyor: Demokrasi. Daha önce de belirttiğim gibi,demokratik süreç, demokratik yapı evrensel ölçülerde işletilirse bu sorun aşılabilir. Kolay olmayacak. Ama demokrasi çalışır, tarafların içe kapanması ortadan kaldırılır, iki tarafa dasöz hakkı verilir, ifade sınırları genişletilirse ve bu yaklaşım bir norm haline getirilirse söz konusu sorun çözülebilir.
Bu dinamiği hazırlayan büyük toplumsal dönüşümün farkındayız. Bu aynı zamanda biryeni sermaye hareketidir, yeni kentleşme hareketidir, yeni nesil hareketidir. İki taraf açısından da. Bunları daha önce yaşayan toplumlar oldu. Ama onlar da bu süreçleri demokrasilerini geliştirerek aştılar. Şimdi sıra bizde.
Yoksa, yandı gülüm keten helva...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025