Hasan Bülent KAHRAMAN
Tarihsel olaylarda yanılmak bir konjonktür sorunudur, onu görememekle, okuyamamakla, kavrayamamakla ilgilidir.
Kürt konusunda bugün çok önemli iki sorunsalla karşı karşıya Türkiye. Birincisi şu: bütün iddialara ve öyle olmadığını gösterme çabalarına rağmen "Kürt tarafı"kendi içinde bölündü. Bunun nedeni şu veya budur. Klasik, içine dönük, dışına kapalı örgütlerde bu türden bölünmelerin ortaya çıkması doğaldır. İlgili literatür bu yapıları ve sonuçları irdeleyen sayısız örnekle doludur. Olayların bu yönde gelişeceğini bildiği için liderlik kadroları, söz konusu örgütlenmelerin temeli olan ideolojiyi toplumsallaştırmaya çalışır ki, bir zıtlaşmanın örgütü parçalamasına mukabil, toplum ve kitleler onu taşısın.
Bizdeki durum da tıpa tıp böyle bir noktaya geldi. Bir fazlasıyla beraber: hareketin tarihsel önderi yıllar yılıdır "devlet"in elinde tutuklu. Bölge bu arada tek bir örgütün ve partinin denetiminden çıkmıştır ve bir başka parti, merkezi siyasi iradenin temsilcisi olan AK Parti tarafından da temsil edilmektedir.
İç koşullar bunlar mı, bunlar. Şimdi gelelim dış koşullara, yani ikinci sorunsala.
Ortadoğu bölgesi yeniden yapılanıyor. Sayısız neden, koşul, girdi var bu durumun ortaya çıkmasında. Türkiye, istense de istenmese de, bu denklemin en önemli parametrelerinden biri. Türkiye şu anda Batı ve bilhassa ABD ile bölge arasındaki tek köprü konumunda. Onun da sıkıntılarının, çelişki ve sorunlarının bulunduğu bir gerçek ama bu şart pozisyonunu hiç değilse şimdilik etkilemiyor.
Böyle bir dönemde dünyanın bir PKK meselesi yok. Varsa da bu benim öteden beri Fralmanya hattı dediğim kesimle ilgili olarak var. Haydi buna bir de son zamanlardaki olaylarla neyin ne olduğunun büsbütün görünmesine yol açanSuriye- İsrail çizgisini ekleyelim.
Böyle bir dönemde Kürt tarafının daha farklı hareket etmesi gerekir. Bu hem onların hem Türkiye'nin yararınadır. Şunu kabul edelim ki, 1990'lardan itibarenKürt ve Müslüman talepleri olmasaydı ve bunlar çok güçlü bir biçimde savunulup dile getirilmeseydi Türkiye'nin demokratikleşmesi çok daha yavaş olacak, hatta asla bu düzeyde olmayacaktı. Dolayısıyla, "Kürt sorunu" derken bunun bir "Türk sorunu" olmasından ben tastamam bunu anlıyorum. Şimdi, bu olguyu güçlendirecek, pekiştirecek, çok önemli bir fırsat var.
O fırsat anayasa değişikliğidir.
Şöyle düşünelim: Kürtler bugüne kadar, üstelik haklı olarak, "önce şiddet olaylarından bağımsız bir biçimde demokratik değişiklikler yapılsın, çatışmalar ondan sonra kendiliğinden kesilir" dedi. Bu görüş genel anlamda kabul bulmuş bir görüş haline de geldi. Şimdi o noktaya vardık. Türkiye'de, 12 Eylül referandumundan bu yana yeni bir anayasa, daha demokratik bir yapı için harekete geçmiştir. Fakat beklentinin tam manasıyla karşılanmaması da bir ihtimaldir.
Şimdi, bu aşamada, Kürtler, bilhassa BDP aracılığıyla hızla ve hırsla anayasa değişikliği sürecine katılabilir, ona kesif bir katkı sağlayabilir, kendi taleplerinin anayasaya işlenmesi ve bunların genel bir toplumsal dönüşümü meydana getirmesi için gayret edebilir. Olur olmaz, o ayrı bir mesele ama bu politikayı sürdürerek çok önemli bir mevzi kazanıp genel siyasal yapının boşluklarını gösterebilir. Ötesi, bundan sonrasının bir problemi olarak düşünülür. Ama tersi olur da Kürtler bu süreçten kendilerini muaf tutarsa, dışlarsa bundan sonrasının politik meşruiyet problemini aşamaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025