Hasan Bülent KAHRAMAN
Yeryüzünde hiçbir şeyin sebepsiz olmadığını bilenler 15 yıl önce Akparti iktidarına giden bir yolun, o yolun da dönemeçleri olduğunu bilirler. O dönemeçlerin en önemlilerinden biri 1999 depremiydi.
O sarsıntı sadece yerkürede, belli bir coğrafyada gerçekleşmemiş, devlet-millet ilişkisinde de duyulmuştu. Çünkü devlet, yaşanan büyük hadise karşısında çaresiz kalmış, iflas etmişti.
Bütün 1990'lar boyunca zaten hep böyleydi. Her olayda devlet, milletin karşısında suskun, boynu bükük, eli böğründeydi. 'Modern' olması bir yana bir orta çağ devleti kadar bile varlığını gösteremiyordu. Ayrıntısına girmeyeyim. Bilenler bilir.
1990'lar böyleydi de şimdi gayet hayırhah biçimde andığımız o Özal'lı yıllar farklı mıydı?
Aklımda bütün hayatımı ve politik düşüncemi etkileyen bir olay var:
Çernobil patlamış, korkunç boyutlarda bir nükleer sızıntı olmuş, bütün dünya devletleri acil önlemler alıyor, Türkiye'de ise bir Bakan, insanların gözlerinin içine baka baka, bir bardak çay içip, 'ölçtürdük, bizdeki çayda radyasyon bilmem kaç bekereldir (bu kelimeyi de o zaman öğrenmiştik, radyasyon ölme birimiymiş) insanlarımız afiyetle çaylarını içebilir' demişti. (Galiba kendisi sonradan kanser neticesinde vefat etti.)
***
O zaman düşünmüştüm, bir insan, bakan veya bir memur ki, o da bir memurdur, neden devleti topluma ve insanlara tercih eder, neden devleti (bırakın böyle bir tartışmanın açılacağı etik meselelerin devreye girdiği daha ulvi konuları) böylesine ucuz bir konuda böyle cansiperane savunur ve bunu toplumun bunca aleyhine olacak bir şekilde yapar?
Bunlar hiç Sadık Rifat Paşa'nın 'hükümetler halk için mevzu olup yoksa halk hükümetler için mevzu değildir' sözünü hiç okumamışlar mıydı? Ve Tanzimat sonrası tarihin bütünüyle bu çizgide geliştiğini, çağdaş/modern devletin, demokrasinin tam da 'bu' olduğunu bilmiyorlar mıydı?
Demek bilmiyorlardı. Bilmemek ayıp değil denir ama bu gibi durumlarda ayıptır.
Fakat gene de hakkaniyetli davranıp bu halin kendiliğinden olmadığını uzun bir geleneğin sonucunda ortaya çıktığını belirtelim. Sadık Rifat Paşa öyle yazmak zorunda kalmışsa hakikat onun yazdığının tersine, yani bütün bir Osmanlı tarihi boyunca 'halk hükümetler için mevzu' olduğu içindir.
Orhan Pamuk'un Kar romanının başlarında bir sahne vardır. Gece vakti gelir bir devlet dairesinin kapısına dayanırlar, memur kapıyı açmaya yetkili değildir. Halk kırmaya kalkınca 'devlet malına yazık' deyip kapıyı, kendisine rağmen açmaya kalkar. Bu çok önemli bir sahnedir ve anlaşılabilir. Çünkü devlet malı toplumun malıdır, onun göreceği zarardan toplum da zararlı çıkacaktır ama doğrudan toplumun zarar gördüğü şartlarda devletin ona tercih edilmesini nasıl izah edelim?
***
Akparti iktidara yerleşik ama yanlış ve çarpık devlete karşı bir hareket olarak, bir toplumsal hareket, hatta sessiz bir direniş olarak yürüdü. 2002 sonrasının bütün ulusalcı hengâmesine ve o berbat 2007'ye rağmen o yıl oylarını artırdı.
Bütünüyle bu nedenden ötürü. Bu, bir yanlış devletle milletin çatışmasıydı ve elbette millet kazanacaktı.
Bugünün dünyasının en önemli konusu 'iyi yönetim'dir. İnsanların 21. yüzyıldan talebi budur. Bu açıdan bakınca Manisa'daki zehirlenme olayı daha farklı ele alınmalıydı diyor insan. Daha şeffaf, daha gerçekçi, daha yapıcı. Bunu tam da bu nedenle iktidar olmuş Akparti'nin herkesten daha iyi bileceği muhakkaktır. Devleti millet karşısında öne çıkaran her bu türden bürokratik hamle en büyük ölçüde yıkıcıdır.
Evet, 'hükümetler halk için mevzu olup yoksa halk hükümetler için mevzu değildir'!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025