Hasan CEMAL
“Barış anlaşmasını yaparsınız, sonra onun bir süreç içinde uygulanmasına gelir sıra. Ve bu süreçte taraflar arasında güven oluşur. İrlanda’da ‘Kutsal Cuma Anlaşması’ 1998’de yapıldı. Nihai barış 2007’de, tam 9 yıl sonra geldi.”
Tarih, 25 Temmuz 2011’di. Yer Londra’ydı. Kuzey İrlanda sorununu dinlemiştim. IRA, silahlara nasıl veda etti? Sorunun şiddetle bağı nasıl koparıldı? Barış nasıl geldi?
Ve ateşkesle, barış anlaşmasının imzalanmasıyla silahların tamamen gömülmesi arasında kaç yıl geçmişti?
Anlatan, Jonathan Powell’dı.
İngiliz İşçi Partisi’ne yakın bir diplomat ve Kuzey İrlanda barış sürecinde, 1997 ile 2007 arasındaki on yıl boyunca Başbakan Tony Blair’in sağ kolu, hatta barışın yaratıcı beyni sayılıyordu.
Blair’le IRA’nın siyasal kolu Sinn Fein arasında ‘gizli kanal’ların nasıl açıldığının ilginç ayrıntıları düşündürücüydü.
İrlanda sorununu dinliyordum ama kafamda hiç kuşkusuz Kürt sorunu ve PKK vardı.
Powell ilk olarak liderlik konusunu hayati olarak niteleyerek şöyle diyor:
“Yalnız cesaret yetmiyor, aynı zamanda sağlam bir siyasi güç lazım. Tony Blair 1997’de büyük bir seçim zaferiyle birlikte barışa soyundu.”
Erdoğan da fazlasıyla güçlü.
Üçüncü kez seçim kazandı, üstelik her iki seçmenden birinin oyunu alarak.
Peki, cesur mu?
Bu bakımdan inişli çıkışlı. Bazen çok yürekli, bazen değil. Bugün için cesur bir tavır içinde...
Powell şöyle diyor:
“Britanya ordusu IRA’yı yenemeyeceğini, IRA da Britanya ordusunu Kuzey İrlanda’dan askeri yöntemlerle atamayacağını anlamıştı.”
Barışın olgunlaşması yani...
Türkiye’de de durum özünde farklı sayılmaz.
Powell şöyle diyor:
“Barış bir süreçtir. Eğer süreç yoksa, boşluk var demektir ve bu boşluğu şiddet doldurur. Süreç varsa, umut vardır.”
Türkiye’de bunu çok yaşadık.
Süreç ne zaman kopsa, boşluğu kan ve gözyaşı doldurdu. Bu bakımdan son 16 ay çok kanlı bir örnektir.
Powell şöyle diyor:
“Ben ‘bisiklet teorisi’nden söz ederim. Bisiklete binince pedal çevirmek zorundasınızdır, yoksa yere kapaklanırsınız. Bu nedenle barış sürecine asılacaksın.”
Bu cümleyi not alırken, aklıma Türk gibi başlamak, İngiliz gibi bitirmek sözü takılıyor.
Powell, başlangıçta önkoşul koymanın hata olacağını belirtirken şu örneği veriyor:
“Muhafazakar Başbakan John Major 1990’ların başında müzakereye başlamak için IRA’nın silah bırakmasını önkoşul olarak öne sürdü. Silahların gölgesinde görüşmem dedi. Oysa silah bırakma, yani silahsızlanma en sona bırakılacak bir iştir. Karşı tarafta teslim oluyormuş gibi bir hava yaratılmamasıdır doğru olan... Önkoşullar koymak hatadır.”
Bizde önkoşullar, silah bırakmak dahil fazlasıyla var.
Powell şöyle diyor:
“Risk almadan, bedel ödemeden, taviz vermeden barış olmaz. İki taraf için de geçerlidir bu.”
Türkiye’de daha şimdiden öylesine konuşmalara, öylesine polemiklere tanık olmaya başladık ki, bu sivri dillerle barış sürecinde yol almak hiç de kolay değil.
Powell diyor ki:
“Barışa giden yolda anlaşmayı iki tarafa da satman gerekir. İki tarafın da kamuoylarını ikna etmen şarttır. İki taraf da barıştan kazançlı çıkacağına inanmalıdır.”
Böyle bir ikna edici liderlik ya da ‘devlet adamlığı’nın Türkiye sahnesinde boy gösterdiğini bugün için söyleyemiyorum.
Powell şöyle diyor:
“İngiliz basını 1970’lerde fena halde İrlanda düşmanıydı. Aslında iki taraf da öyleydi, son derece hissiydi. Ancak 1990’lardan itibaren medyanın tutumu makul ve yapıcı bir raya oturmaya başladı.Medya çok önemli. Son derece tahripkar da olabiliyor, yapıcı da...”
Bizim medyanın geçmişteki hali malum. Fakat geçmişle bugün karşılaştırıldığında, barıştan yana tutum bizde de gelişme kaydetti.
Powell şöyle diyor:
“Britanya ordusunun Kanlı Pazar katliamında, tutuklamalarda, bazı işkence olaylarında olumsuz rolü oldu. Sonra polis önplana çıktı Kuzey İrlanda’da. Bu arada unutmayın, Britanya’da ordu yüzyıllardır sivil otoriteye bağlıdır.”
Artık bizde de ordunun sesi çıkmıyor. Vaziyete sivil otorite hakim gözüküyor.
Powell diyor ki:
“1997 öncesi, yani Tony Blair’in büyük seçim zaferiyle başbakanlık koltuğuna oturmasına kadar iktidarla muhalefet Kuzey İrlanda konusunda siyah-beyaz tavırlar içinde oldular. Ancak Blair’le birlikte partizanlık sona ermeye, mesele partiler üstü kalmaya başladı.”
Bizde bu durum daha yok.
CHP’den arada bir olumlu sinyaller geliyor olsa da, liderler ağızlarını öylesine bozabiliyorlar ki...
Powell diyor ki:
“Barış bir günde olmaz. Anlaşmayı yaparsınız, sonra onun bir süreç içinde uygulanmasına sıra gelir. Ve bu süreç içinde taraflar arasında güven oluşur. En önemli konu bu güvendir.”
Bizdeki güven boşluğu çok derin.
Powell diyor ki:
“Taraflar arasında Kutsal Cuma Anlaşması 1998’de yapıldı. Harika bir anlaşmaydı. Ama nihai barış 2007’de, tam dokuz yıl sonra geldi.”
Kıssadan hisse:
Zamanı sakın torbaya sokmaya çalışmayın. Barış bir günde gelecek değildir. Böyle bir mucizereçete yok.
Önce iki taraflı ateşkes!
Yani parmakları tetikten çekmek, sonra da oturup konuşmak, meseleleri kolayından zoruna doğru zamana yayarak sabırla görüşmek, müzakere etmek...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024