Hasan CEMAL
Suriye’de yüz bin kişinin ölümüne ve 1,8 milyon insanın memleketinden kaçmasına neden olmuş kanlı bir diktatör koltuğunda oturmaya devam etsin mi sorusu elbette vicdanları rahatsız ediyor. Ama askeri bir müdahalenin sonucu ne olacak, sorusu bir fren görevi yapmayı sürdürüyor.
Türkiye için de sorular kabarık. Yangın parlarsa Suriye'den salvoların hedefi olabilir miyiz? Bölünmüş bir Suriye ihtimali kapımızdayken Türkiye’nin en gerçekçi senaryosu ne olabilir? Müdahale ekonomiyi nasıl etkiler? Sorular felaket tellallığı değil, gerçekçi tahlillerin kilidini açabilecek şifrelerdir.

Günlerdir Suriye okuyorum.
Askeri müdahale konusunda kafalar son derece karışık.
Müdahaleye evet ama, müdahaleye hayır ama diyen ve önünü doğru dürüst göremeyen değerlendirmeler fena halde ağır basıyor.
Böyle olması da şaşırtıcı değil.
Pandora’nın kutusu bir kere açıldı mı, içinden etrafa nelerin saçılacağını ya da müdahaleyle birlikte ne gibi ‘dinamikler’in harekete geçeceğini öngörmek çok güç.
Vicdan ve freni
Hele bu askeri müdahale, Ortadoğu gibi bir barut fıçısının üstünde oturan bir bölgeye yapılacaksa...
Hele bu askeri müdahale, kanlı bir iç savaşı yaşayan ve de tımarhane benzeri karmakarışık bir toplumsal dokuya sahip olan Suriye gibi bir ülkeye yapılacaksa, kafalar ister istemez çok fazla karışıyor.
Bugüne kadar yüz bin kişinin ölümüne ve 1,8 milyon insanın kendi memleketlerinden kaçmasına neden olmuş kanlı bir diktatör koltuğunda oturmaya devam etsin mi sorusu elbette vicdanları rahatsız ediyor.
Ama diğer yandan da sonuç ne olacak sorusu bir fren görevi yapmayı sürdürüyor.
‘Amerika El Kaide’yle aynı safta olacağının farkında mı?’
New York Times dünkü başyazısının başlığına bir soru koymuş:
“Suriye konusunda çok daha fazla yanıta ihtiyaç var.”
İngiliz Independent gazetesini okurken, değişik kişilerin ağzından şu sözleri not aldım.
“Irak savaşının hayaleti on yıl sonra Beyaz Saray’da dolaşıyor.”
“Suriye’ye müdahale etmek ya da etmemek: Bir ölüm kalım meselesi...”
Ortadoğu deyince ilk akla gelen yorumculardan, yılların gazetecisi Robert Fisk’ten bir cümle:
“Amerika, Suriye’ye saldırdığında tarihinde ilk kez El Kaide’yle aynı safta yer alacağının farkında mı?”
‘Ya müdahale kanlı bir tırmanışa yol açarsa?’
Amerikan Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey’in bir yazısından:
“Amerika olarak Suriye’de bir kere harekete geçtik mi, gerisinin kaçınılmaz olarak geleceği konusunda hazırlıklı olmalıyız.”
Batı dünyasında medyaya yansıyan diğer bazı yorum ve sorular da şöyle:
“Bir kere girdin mi, daha fazla girersin!”
“Suriye’de, iyi insanlar beyaz şapkalı, kötü insanlar siyah şapkalı gibi bir vaziyet yok, karmakarışık bir ülke...”
“Havadan birkaç vuruşla neyi durdurabiliriz ki? Ya daha büyük ve kanlı bir tırmanışa yol açarsak?..”
“Ama aynı zamanda Beşşar Esad’a, ‘Aman ne iyi, masum insanları gazlamaya, kimyasal silahlarla öldürmeye devam et!’ diyecek halimiz mi var?”
“Önce Birleşmiş Milletler’in kimyasal silah raporu beklenmeli...”
“Esad rejimi, kimyasal silahları şimdilik ufak ufak kullanıyor, Batı’nın kararlılığını ölçüyor. Eğer insanlık suçu olan bu saldırıları karşılıksız bırakırsak, yarın daha kötüsü olur.”
“Hadi bombalayalım, füzeleri gönderelim Suriye’nin tepesine... Peki, sonrasına ilişkin siyasal bir planımız var mı?”
“Yakın tarihten ne kadar ders çıkardık ki? Irak’ta, Afganistan’da on yıldır neler yaşandığını, ne olduğunu ne çabuk unuttuk?”
“Vurduk, sonra ne olacak?..”
Kestirilemeyen sonuçlar ve kaypak oyunlar
Evet, kafalar böyle, çok karışık. Askeri müdahale konusunda soru işaretleri ve kaygılar ağır basıyor.
Kısacası:
Dünkü yazımda da belirttiğim gibi, bugün için sorular çok, yanıtlar az. Bir müdahaleyle birlikte kimse neyin, ne olacağını tam kestiremiyor.
Ayrıca herkesin kendi saklı hesapları, çifte standart ürünü kaypak oyunları var Suriye ve bölgeyle ilgili olarak. Bu da kafaları bulandıran bir başka gerçek...
Türkiye’nin Suriye soruları
Türkiye’ye gelince...
Bizim kendi ülkemize dönük olarak son derece yalın soru işaretleri kıvrılıyor zihinlerde.
Askeri müdahaleyle Suriye’deki yangın parlarsa, alevler bize ne kadar sirayet eder?
Reyhanlı benzeri terör saldırılarının, kimyasal silah salvolarının hedefi olabilir miyiz?
İran ve Hizbullah bölgede çatışmayı büyütürse, Türkiye nasıl etkilenir?
Ya İsrail bu arada İran’ı vurursa?..
Suriye’deki Sünni-Alevi boğazlaşmasında askeri müdahale sonucu kanlı bir tırmanış yaşanırsa, Türkiye’nin iç barışı bundan nasıl etkilenir?
Suriye Kürdistan’ı Rojava’da neler yaşanır? El Kaide-El Nusra cephesi Kürtlere karşı üstünlük kurabilir mi?
Irak Kürtleri ve PKK ile birlikte bütün bunlar, Türkiye’de iç barış ve huzuru nasıl etkiler?
Ankara-İmralı-Kandil üçgeninde şu sıralar pek de iyi gitmeyen ‘çözüm süreci’nde neler yaşanabilir?
Suriye’nin artık eski Suriye olamayacağı her geçen gün ayan beyan ortaya çıktıkça, Irak gibifiilen birkaç parçaya bölünmüş bir Suriye ihtimali kapımızdayken, Türkiye’nin en gerçekçi senaryosu ne olabilir?
İran’ın Körfez ülkelerine ya da İsrail’e yönelik misillemeleri yaşanırsa - veya yaşanmasa da - başta ham petrol fiyatları olmak üzere askeri müdahalenin ekonomik sonuçları ne olur?
Soğukkanlı tahlillerinin kilidini açmak
Türkiye’de daha şimdiden borsada, dolarda kendini belli etmeye başlayan olumsuzluklar, Suriye’ye bir askeri müdahalenin parlatacağı yangınla çok daha büyür mü?
Bu liste uzatılabilir.
Ama gerekmiyor.
Soruların çoğaltılması felaket tellallığı değildir, gerçekçi ve soğukkanlı tahlillerin kilidini açabilecek şifreler olabilir ancak...
Şunu unutmayalım:
Son derece kritik bir dönemi yaşıyoruz.
Allah kolaylık versin!
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024