Hasan CEMAL
IŞİD Suriye’de, Kobani’de en vahşi, en acımasız yöntemlerle vurmaya devam ederken, Kürtler, Ezidiler, Asuriler, Türkmenler gitgide kabaran dalgalar halinde sınırı geçip Türkiye’ye sığınıyorlar.
Yaşanmakta olan büyük bir insanlık dramıdır.
Türkiye IŞİD’e karşı ne yapacak?
Şimdi soru bu.
‘49 rehine olayı’nın mutlu bir sonla, sağsalim kapanmasıyla birlikte bu soru çok daha güncel hâle gelmiş durumda.
Evet, şimdi sormak lazım:
Erdoğan iktidarı, IŞİD’i artık barış ve istikrar adına bir tehlike olarak görüyor mu?..
Artık sözcüğünün altını özellikle çiziyorum, zira Ankara’nın gözünde IŞİD yakın zamanlara kadar böyle bir tehditsayılmıyordu.
IŞİD, bir yandan Şam’daki Esad rejimine karşı, diğer yandan Suriye Kürtlerine, PYD’ye karşı Ankara’dan şöyle ya da böyle destek gören bir örgüttü.
Erdoğan iktidarı, IŞİD’le uğraşmak yerine, IŞİD’e karşı duvar çekmek yerine, Rojava’da Suriye Kürtlerine karşı, Irak Kürt yönetimiyle de işbirliği yaparak, hendek ve dikenli tel çekmeyi öncelikli hedef bellemişti.
Rojava’da konuşulan IŞİD’e Ankara desteği
Nisan ayında on gün kadar Rojava’da dolaşmıştım. Nereye gitsem, kulağıma hep IŞİD ve IŞİD’e Ankara desteği çalınmıştı.
IŞİD’li savaşçıların Türkiye üzerinden Suriye’ye giriş yapmaları...
IŞİD’in Türkiye’den de savaşçı devşirmesi...
IŞİD’in Türkiye’ye kaçak ham petrol satması...
IŞİD’li yaralıların Türkiye’de tedavi görmesi...
IŞİD’e Türkiye’den ve üzerinden silah, cephane yardımıyapılması...
Ve IŞİD’in vahşi yöntemleri konusunda Erdoğan iktidarının i’lerin üstündeki noktayı koymaktan sürekli kaçınması...
Bütün bunlar gerçekti.
Bütün bunlar, birtakım ‘karanlık odaklar’ın Türkiye’ye yönelik algı operasyonları da değildi.
‘Çetelere yardım et,
Rojava’ya sok; insanlık mı bu!’
IŞİD saldırılarının geçen yıl sonuçsuz kaldığı, PYD-YPGtarafından kanlı bir biçimde püskürtüldüğü Ceylanpınar’da, Kürtçe adıyla Serekani’de bir PYD’li nisan ayında bana şöyle yakınmıştı:
“Çeteleri sınırdan bırak, sok Rojava’ya, yardım et. Kürtleri onlara kırdır. Sonra onlar yenilince, al içeri, kapat sınır kapısını... İnsanlık mı bu?..”
Yine geçen Nisan ayında, PYD lideri Salih Müslim’le sohbetimi anımsıyorum.
Canını en çok Rojava Kürtlerine uygulanmakta olan ambargo, kuşatma sıkıyordu.
Bu konuda Erdoğan’la Mesud Barzani’nin işbirliği içinde olduklarını belirtmişti.
Barzani’nin Rojava sınırına hendek kazarken, Türkiye’nin de Afrin kantonu sınırında aynı işe soyunduğunu, dikenli teller çektiğini söylemişti.
Türkiye’nin 1990’lardan itibaren 20 yıl boyunca Kuzey Irak diyerek, Irak’ın Kuzeyi diyerek, Kürt ve Kürdistan sözcüklerini bile ağzına almayarak, Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani’yi muhatap kabul etmeyerek Irak Kürdistanı konusunda tarihi bir yanlış yaptığının altını çizmiş, Tayyip Erdoğan’a mesajını şöyle göndermişti:
“Türkiye şimdi bu vahim hatayı Suriye Kürdistanı’nda, yani Rojava’da tekrarlayacak mı? Tarihten ders almak yok mu? Şimdi 20 yıl daha mı bekleyeceğiz? Yeterince kan ve gözyaşı dökülmedi mi?”
Salih Müslim, Türkiye’nin hatalarının bölgesel barış ve istikrarı olumsuz etkileyeceğini belirtirken, Türkiye Kürtleriyle ‘çözüm süreci’nin de rayından çıkabileceğine işaret etmişti.
IŞİD’e karşı hareketsizliğin acı bedeli
Nisan ayından beri yaşananlar birçok bakımdan Salih Müslim’in haklılığına işaret ediyor.
Musul’un IŞİD’in eline geçmesi…
49 rehine olayı…
Şengal’de Ezidi katliamı ve göçü…
Şimdi de Kobani’de Kürtlere yönelik kıyım ve göç, (600 bin nüfuslu Kobani’de IŞİD bugüne kadar 60 kadar Kürt köyünü ele geçirdi, Türkiye sınırına dayandı ve 100 binin üzerinde Kürt köylüsü evlerini barklarını bırakarak Türkiye’ye sığındı)…
Bütün bunlar IŞİD karşısında hareketsiz kalmanın acı bedelidir, pahalı faturasıdır.
Nitekim, PYD lideri Salih Müslim dün de Türkiye’yi uyardı, “Bu işler iki yüzlülükle olmaz. Bir taraftan çözüm süreci diyeceksin, diğer taraftan da bu çeteleri Kürtlere saldırtacaksın, kimse bunu kabul etmez” dedi.
Türkiye ne yapmalı?
Peki şimdi ne yapmalı?
Türkiye, Kobani’de Kürtleri yalnız bırakmamalı.
Türkiye, IŞİD karşısında Kürtlere yardım ve destek elini uzatmalı.
Türkiye, bölge Kürtlerini bölücü değil, birleştirici bir yol izlemeli, Kürtlerle bölgeye dönük olarak dayanışma içinde olmalı.
Türkiye, ancak kendi Kürtleriyle ve bölge Kürtleriyle birlikte hareket ederek, işbirliği yaparak hem kendi topraklarında, hem bölgede barış ve istikrara katkıda bulunacağını bilmeli.
Türkiye, Rojava’daki PYD-YPG-PKK realitesinin varlığını tanımalı ve politikalarına artık buna göre ayar vermeli.
Türkiye, bu ‘realite’yi tanımazsa, örneğin Kobani’de Kürtlerle dayanışma içinde davranmazsa, ‘çözüm süreci’nin de büyük darbe yiyeceğini görebilmeli.
Türkiye, ‘IŞİD karşıtı koalisyon’a bundan böyle mesafeli durmaktan kaçınmalı.
Türkiye, Ortadoğu’da kendisini özellikle son birkaç yıldır fena hâlde tecrit etmiş, yalnızlaştırmış politika yanlışlarına son vermeli.
‘En önemli Ortadoğu
başkentlerinde büyükelçi yok’
Bu açıdan, AKP’nin kurucularından ve AKP hükümetlerinin ilk Dışişleri Bakanı olan emekli Büyükelçi Yaşar Yakış’ın dünTaraf’ta Erdoğan iktidarının yapması gerekenler konusunda Tuğba Tekerek’e şöyle demiş:
Suriye kısmında:
“Esad’ın kısa zamanda düşeceği varsayımımız yanlış çıktı, rotamızı yeni koşullara uyduruyoruz” demek bir erdemdir.
Bunu yapmak için ortam çok elverişli.
Ayrıca, Ortadoğu’nun geleceği şekilleniyor.
Böyle kritik bir dönemde Türkiye’nin en önemli dört Ortadoğu başkentinde, Suriye,İsrail, Mısır ve Libya’da büyükelçisi yok.
Bu durum, Türkiye’nin şekillenmede etkisini sınırlıyor.
Türkiye bu ülkelere yumuşama mesajı vermeli.
Ve son bir nokta:
Erdoğan iktidarı, bütün bu açılardan yakın geçmişte yapmış olduğu vahim hatalardan ders çıkarmalı!
Gerekli dersler çıkarılamazsa, Tayyip Erdoğan Zaloğlu Rüstemgibi yedi düvele pala sallamaya devam ederse, Türkiye’nin işi çok daha zorlaşır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024