Hasan CEMAL
Evet, Erdoğan takıntım var, saklamıyorum.
Üstelik epeyce derine giden bir takıntı bu.
Erdoğan’ın yaptıkları aklımdan hiç çıkmıyor.
Psikolojik bir sorun mu yaşıyorum?
Hayır.
Gerçekte benim takıntım Erdoğan’la değil.
Bakın, satır başlarıyla anlatayım.
Ayrıca ilk defa da anlatmıyorum.
Biraz sabır rica ediyorum.
Telefonla haber attırmış...
Telefonla gazeteci kovdurmuş...
Telefonla gazete patronu azarlamış, ağlatmış...
Telefonla TV programı sansürlemiş...
Telefonla köşe yazarını işinden etmiş...
Meydanlarda gazeteci yuhalatmış...
Meydanlarda gazeteci tehdit etmiş...
Kendisine ancak hoşlandığı soruları soran yandaş gazetecilerihuzura kabul etmiş, gazeteci diye ancak ‘Saray soytarıları’yla rahat etmiş…
Twitter’ı kapattırmış...
YouTube’u kapattırmış...
Sosyal medyayı baş belası ilan etmiş...
İnternetin dilini kesmek için yasa yaptırmış...
Kendisi gibi düşünmeyenleri vatan haini ilan etmiş...
Hoşuna gitmeyen kararlar alan Anayasa Mahkemesi Başkanı’nıhain ilan etmiş…
Faiz indirmeyen Merkez Bankası Başkanı’nı hain ilan etmiş…
Daha iyi bir ekonomi düzeni için hukuk devleti, yargı bağımsızlığı isteyen TÜSİAD başkanlarını satılmış, hain ilan etmiş…
Hoşlanmadığı kararların altına imza atan yüksek mahkeme yargıçlarını hain ilan etmiş…
İfade özgürlüğünü hiçe saymış...
Dağıttığı devlet ihalelerinden sağlanan paylarla kendi ‘havuz medyası’nı yaratmış...
Medyada genel yayın yönetmenlerine, köşe yazarlarına, ana haber politikalarına kadar temel konularda son söz hakkını kendine ayırmış...
Bağımsız medya deyince tüyleri diken diken olmuş…
Büyük iş alemini vergi sopası ile hizaya getirmiş, gelmek istemeyenlerin varlıklarına ölümcül darbeler indirmiş…
Bir büyük medya grubunun da sahibi olan bir işadamı hakkındaki beraat kararının bozulması için kendi Adalet Bakanı’nı Yargıtaynezdinde devreye sokmuş...
Danıştay Başkanlığı seçimine müdahale ederek, kendi istediği adayın başkan olmasını sağlamış...
Üniversite rektör seçimlerine doğrudan karışmış...
Bir büyük devlet ihalesini hoşlanmadığı bir gruptan alıp bir başka gruba verdirmiş...
“Kırın kapısını alın o gazeteciyi içeri... Savcı mırın kırın mı ediyorsa, onu da atın içeri...” diye İstanbul Valisi’ne emir buyurabilen kendi Başbakanlık Müsteşarı’nı İçişleri Bakanıyapmış...
“O gazetecinin sitesini kapatın! Mahkeme kararı mı yok?.. Yaa kardeşim, biz yasa yapan yeriz, gerekirse hangi yasa yapılıyorsa onu yapar, sizin yaptığınızı suç olmaktan çıkarırız. Koca yüzde 50 oy almış bir partinin iradesini söylüyorum ben. Boş ver, affedersin siktir et gerisini...” diyebilen, hukuk devletini bu kadar hiçe sayabilen Başbakanlık Müsteşarı’nı İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturtmuş...
“O polisleri derhal açığa alın, uzaklaştırın. Sabaha bırakmak mı?.. Onlar ifade mifade aldılar, o zaman bir anlamı kalmaz. Hemen toplayın, bir saat içinde yapın geçin. Ondan sonrasını siz buraya bırakın, yasa ne lazımsa çıkar kardeşim” diyerek İstanbul Valisi’ne talimat yağdıran, yani hukuku boşlayan müsteşarınıİçişleri Bakanı yapabilmiş...
Kamunun hesap kitap işlerine dair Sayıştay raporlarını Meclis denetiminden kaçırmış...
Yolsuzluk, hırsızlık iddialarına ilişkin dosyaları kapatmak için yargıçları, hâkimleri, polisleri bir anda görevlerinden uçurmuş...
Savcı talimatı dinlemeyen polislerle ‘hukuk devleti’nin değil, ‘polis devleti’nin yolunda adımlar atmış...
Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet dosyalarının üstünü örtmek için, soruşturmaları karartmak için Adli Kolluk Yönetmeliği’ni anayasaya aykırı olarak anında değiştirtmiş...
Hukukun üstünlüğü açısından 2010 yılı anayasa referandumundan kilit kurum olarak çıkan HSYK’yı, “Yanılmışız!” diyerek, bu kurumu teslim almak için yasal düzenlemeler yapmış, adımlar atmış...
Ayakkabı kutularından, yatak odalarından etrafa saçılan milyon dolarlarla oğluna, bakanlarına kadar uzanan dosyalara ilişkin fezlekeleri kamuoyundan saklamak için her türlü oyunu sergilemiş...
Yolsuzluk ve hırsızlık dosyalarını kapatmak için paralel darbesafsatasını kullanmış, demokrasi ve hukuka karşı ‘kendi darbesi’ni yapmış...
MİT’e ilişkin yeni bir yasayla bir yandan Baasvari ‘muhaberat devleti’nin kapısını açarken, diğer yandan ‘kendi darbesi’ni derinleştirmiş...
Kendi darbesini yaparken, bir yandan paralel darbe safsatasına sığınmış, diğer yandan “Biz yanılmışız” diyerek, ‘askeri vesayet’in mümtaz temsilcilerinden olan Ergenekoncular’la kol kola girebilmiş…
‘Yargı bağımsızlığı’nı yerle bir etmiş...
‘Kuvvetler ayrılığı’nı hiçe saymış...
“Affedersiniz Ermeni” demiş...
“Affedersiniz Rum” demiş...
“Ben Türk’üm”, “Ben Sünni’yim”, “Sen Alevi’sin”, “Sen Zaza’sın” demiş...
İstanbul’da, sinagogların önünde Hitler tişörtlü adamların belirmesine kadar varan bir Yahudi düşmanlığı, bir anti-semitizmdalgasının simsiyah kabarmasına dili ve söylemiyle zemin hazırlamış...
Daha 15 yaşındayken, protesto eylemlerinin kıyısında hayata veda eden Berkin Elvan’ın acılı anası Gülsüm Elvan’ı meydanlarda yuhalatabilecek kadar duyarsızlaşmış...
Kadınların etek boyuna karışmış...
Ailelerin çocuk sayısına karışmış...
Kızlarla erkeklerin nasıl oturup kalkacaklarına karışmış...
İnsanların neyi içip neyi içmeyeceklerine karışmış...
Kısacası, ‘hayat tarzları’na karışmış...
Toplumu kutuplaştırmış...
Cepheleştirmiş...
Nefret suçu işlemiş...
Ayrımcılığı beslemiş...
Irkçılığı körüklemiş...
Demokrasiye, laikliğe ilişkin değerlere sırtını dönmüş...
Temel eğitimi sistemli bir biçimde ve devlet eliyle ve de dindar nesil sloganıyla ‘imam hatipleştirme’ye başlamış…
Felsefeydi, mantıktı, eleştirel düşünceydi, bütün bu değerleri eğitim sisteminden ayıklamaya yönelmiş…
Kürt sorunu yok demiş…
Roboski katliamının üstünü örtmüş…
Kobani düştü düşüyor söylemiyle Kürtlere dönük duyarsızlığını açığa vurmuş…
Sandıktan çıkan çoğunluğu demokrasi sanmış...
Sandıktan çıkan çoğunlukla, demokrasilerde yargının teslim alınamayacağını, kuvvetler ayrılığının hiçe sayılamayacağını, ifade özgürlüğünün tepelenemeyeceğini, özgür medyanın yok edilemeyeceğini, sivil toplumun fethedilemeyeceğini, yani demokratik değerlere dokunulamayacağını bir türlü öğrenememiş...
Yüzünü Batı’dan Doğu’ya çevirmiş...
‘Askeri vesayet’ten ‘sivil despotluk’a ya da Doğu tipi İslamcı bir despotluğa geçişi, ‘yeni Türkiye’ diye, ‘halk ihtilali’ diye yutturabileceğini sanmış...
‘Tek adamlık’ yolundaki, ‘Ben yaptım oldu düzeni’ ya da ‘Erdoğan devleti’ yolundaki yürüyüşünü Saray’daki Sultan olarak işleyeceği yeni ‘anayasal suçlar’la devam ettireceğini hiç saklamamış...
7 Haziran’da kaybettiği için barış değil savaş düğmesine basmış…
Kendisinin kazanmadığı seçime seçim diyememiş…
Bu nedenle, bir ‘erken seçim’le Türkiye’yi hızla uçuruma doğru sürüklemeye başlamış…
İşte benim Erdoğan takıntım bütün bunların özeti.
Bir başka deyişle:
Benim takıntım Erdoğan değil demokrasi…
Benim takıntım hukukun üstünlüğü…
Yargı bağımsızlığı…
Kuvvetler ayrılığı…
Benim takıntım ifade özgürlüğü…
Basın özgürlüğü…
Medya bağımsızlığı…
Benim takıntım farklılıklara saygı…
Tüm hayat tarzlarına saygı…
Kadın-erkek eşitliğine saygı…
Benim takıntım laikliğe saygı…
Eleştirel düşünceye saygı…
Benim takıntım Kürt sorununun çözümü…
Benim takıntım, Kürtlerin demokrasi içinde ‘eşit vatandaşlık’ haklarını kazanmaları…
Ve benim takıntım barış; savaş değil…
İşte bütün bu nedenlerle Erdoğan’a kırmızı kart göstermeyi sürdüreceğim.
İşte bütün bu nedenlerle benim Erdoğan takıntım, demokrasi ve hukukun üstünlüğü bu memleketin de kapısını çalıncaya kadar devam edecek!
Anlatabildim mi takıntımı?..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024