Hasan CEMAL
Tarih, 2 Ağustos 1990.
Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgaliyle Ortadoğu’da anababa günleri yaşanıyordu.
Amerika, Körfez’de muazzam bir askeri gücü, Vietnam Savaşı’ndan beri en büyük silahlı kuvveti çok kısa sürede Körfez’e yığmıştı.
Türkiye -ve tabii Adana’daki İncirlik üssü- Washington’un gözünde fazlasıyla değerliydi.
Cumhurbaşkanı Özal ise Türkiye’yi daha değerli kılmanın peşindeydi.
Çünkü Berlin Duvarı’nın yıkılması, komünizmin çöküşü ve Soğuk Savaş’ın bitişiyle birlikte Türkiye’nin Batı nezdindeki stratejik değerinin artık düşüşe geçtiği uluslararası odaklarda konuşulur olmuştu.
Cumhurbaşkanı Özal bu yüzden Körfez krizini Türkiye açısından kullanılması gereken büyük bir fırsat olarak görüyor, bu sayede Türkiye’nin Batı nezdindeki vazgeçilmezliğini tescil ettireceğini düşünüyordu.

Saddam’ın Kuveyt’i işgalinden iki hafta sonra, 18 Ağustos 1990’da aralarında benim de bulunduğum gazete yöneticileriyle bazı yazarları Çankaya Köşkü’nde topladı.
“Batı dünyasının İkinci Cihan Savaşı’ndan beri karşı karşıya bulunduğu en büyük hadisedir bu” dedi Özal, şöyle devam etti:
“Çünkü bütün dünya petrol rezervlerinin yüzde 80’i Körfez’dedir. Onun için Batı’nın ‘life line’ı, yani ‘hayat damarı’ buradan geçer. Uzun strateji falan bilmeye gerek yok. Burada böyle bir duruma Batı’nın, Amerika’nın razı olması mümkün değildir.”
Kerkük petrolü...
Cumhurbaşkanı Özal üç saatlik sohbetinin bir yerinde sözü “Ortadoğu haritasının yeniden çizilmesi”ne getirdi.
Bu konunun kafasını bayağı meşgul ettiğini söylüyor, bu çerçevede ‘Kerkük petrolü’nü düşünüyordu. Hatta askerlerle bu konuyu görüştüğüne dair duyumlar kulislerde tartışma konusuydu.
Fakat askerin de bu konuya sıcak bakmadığı bir gerçekti. Kerkük-Musul için Kuzey Irak’a girilmesini bir macera ya da batağa çekilmek olarak görüyorlardı.
Ayrıca Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması, yani parçalanması Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin doğuşuna yol açabilir diye düşünüyordu asker.
Ankara, 24 Ocak 1991.
Körfez Savaşı, Saddam’ı Kuveyt’ten çıkartmak için savaşın yeni başladığı günler...
Cumhurbaşkanı Özal aralarında benim de bulunduğum bazı gazetecileri Çankaya Köşkü’nde toplamıştı.
Bir ara konuyu yine Türk dış politikasına, Kerkük-Musul’a getirmiş, bu açılardan öteden beri ürkeklik içinde olduğumuzu belirtmiş, açıkça adres telaffuz etmeden Dışişleri ile askeri şu sözlerle eleştirmişti:
“Öyle alışkanlıklar oluşuyor ki dış politikada bir daha değiştirmek fevkalade güç oluyor. Biz bu pazarlık işini dış politikada bilmiyoruz. Musul işinde bizi çok fena atlatmışlar. İsmet İnönübiraz dayansaymış, Musul’u bize bırakırlardı. Curzon kendi inisiyatifiyle yapmış. İngiliz Başbakanı, o zaman Dışişleri Bakanı Curzon’a diyor ki, ‘İmzalamayacaksa bırakın Musul’u’ diyor. İnönü, Cemiyeti Akvam’a Musul’un getirilmesini kabul etmeseydi, Lozan’da Musul bize kalacaktı. Şimdi bundan Musul’da gözümüz varmış diye bir mana çıkarmayın (Özal gülüyor muzip muzip). İyi ki oraları almamışız. Petrol zenginliği bizi şaşırtırdı. İyi gelişemezdik.”

Irak sınırını çizmek...
Cumhurbaşkanı Özal’ın Kerkük-Musul’a bakışını emekliOrgeneral Necati Özgen’den de dinlemiştim.
1991-1993 yılları arasındaki Jandarma Asayiş Bölge Komutanlığı sırasında 1992’de bir gün Cumhurbaşkanı Özal Diyarbakır’a gelir. Orduevi’nde kendisiyle başbaşa bir görüşme yaparken bir ara sorar Özal:
“Paşam, söyler misin, bu sınır niye buradan geçmiş yahu? Daha aşağıdan geçse daha iyi olmaz mıydı?”
“Aşağısı neresi efendim?” diye sorar Necati Özgen Paşa.
Orada durur Özal.
Musul-Kerkük sözü ağzından çıkmaz.

Genelkurmay’dan Musul senaryosu...
Musul, Kerkük...
Petrol zenginliği...
Cumhurbaşkanı Özal’ın bu sözleri bana beş ay önce DYP Genel Başkanı, ana muhalefet lideri Demirel’le yaptığım sohbeti hatırlatıyor.
1 Eylül 1990.
Ankara, Güniz Sokak.
Demirel’le kahvaltı ederken Cumhurbaşkanı Özal’a laf dokunduruyor:
“Onun pastadan pay dediği Kerkük ile Musul’dur. Özal’ın kafasında o vardır. Ben de bu yüzden geçen gün ‘Dikkat et, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursun!’ dedim.”
Bu arada Demirel, 1970’li yıllardaki başbakanlık döneminde,Genelkurmay Başkanlığı’na bir Kerkük-Musul senaryosuhazırlattığını çıtlatıyor:
“Yılda 20 milyar dolar petrol geliri demektir Kerkük-Musul... Genelkurmay Başkanı rahmetli Semih Sancar’a söylemiştim bir kere, bir planımız olsun burası için diye... Dağlık, bir başka arazidir. Bakarsınız bir gün konjonktür değişiverir, dedim. Emperyalist düşüncede bir insan değilim ama yine de her hale göre hazırlıklı olmak gerekir devlet olarak... Kerkük’teki Türklerin hali de Irak’a gittiğim zaman içimi burkmuştu.”

Başkan Bush’tan Türkiye’ye havuç:
Kerkük petrolleri...
Demirel’le yaptığımız bu sohbetin üstünden altı ay geçiyor.
1991 yılı Şubat ayı, Ankara.
Demirel’le Anadolu Kulübü’nde akşam yemeği yiyoruz.
Ana muhalefet lideri tekrar Kerkük-Musul senaryolarına değiniyor:
“Araplar da, Yunanistan da, İsrail de, Batı da, hiçbiri Türkiye’nin Kerkük-Musul’a el koymasını istemez. Yılda 20 milyar dolarlık petrol geliri olan bir Türkiye korkulu rüyadır çünkü...”
Kamuoyunda bu rüyanın adı, Özal’a atfen, “Bir koyup üç almak!” diye çıkmıştı.
Cumhurbaşkanı Özal, Amerikan Time dergisiyle görüşmesinde bu sözünü bir şaka olarak nitelemiş, “Türkiye yine de kârlı çıktı” demişti.
Diplomasi kulislerinde ise ABD Başkanı Bush’un, Körfez krizinde Türkiye’nin desteğini sağlamak için Ankara’ya uzattığı havucunMusul vilayeti projesi, yani Kerkük petrolleri olduğu belirtiliyordu.
* * *
Yukarıdaki satırları ilk baskısı 2003 yılı Nisan ayında çıkan Kürtlerisimli kitabımın Kerkük-Musul Senaryoları başlıklı bölümünden özetledim (sayfa 117-160).
Neden mi?
Türkiye şu günlerde Musul’a tank tüfek gönderiyor. Bu durum değişik ülkelerde Türkiye’yi hedef alan tepkilere yol açıyor.
Ben de yaşanmakta olan tartışmalara yakın tarihimizden bir pencere açabilir diye yazdım bu yazıyı...
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024