Hasan CEMAL
Tournier, Ayakta Yazmak adlı denemesinde, ilk cezaevi ziyaretinden “dayanılmaz buruklukta” bir izlenimle, dışarıda olmanın suçluluğuyla ayrıldığını yazar.
Bu denemede, bir başka ziyareti, hepsi “ağır suçlardan” hüküm giymiş mahkûmların bulunduğu C. Cezaevi’ndeki söyleşisini ayrıntılarıyla anlatır.
“Onlara toplumun, düzeni sağlayan güçler tarafından ölüm tehdidi altında tutulduğunu söyledim.
Her türlü güç tutucudur.
Onu dengeleyen bir şey olmazsa, karınca yuvasına benzer kapalı bir toplum doğar.
Yazarın doğal görevi düşünce, tartışma, kurulu düzeni koruma merkezlerini harekete geçirme işini üstlenmektir.
Bıkıp usanmadan başkaldırıya çağrıda bulunur.
Düzensizliği anımsatır.
Çünkü yaratı olmaksızın insancıl hiçbir şey söz konusu olamaz, ama her türlü yaratı insanı rahatsız eder. Bu nedenle yazar sık sık zulme uğrar.”
Bu noktada ben, Tournier’in kendi sözlerine inanıp inanmadığını, bunları mahkûmların önünde dile getirmekten eziklik duyup duymadığını merak ettim.
Çünkü gerçekten rahatsız edenler hep “içeri” kapatılmaz mı?
“Ayakta yazmalı,” diye bağlar sözlerini, “Kesinlikle diz çökerek değil. Yaşam, her zaman ayakta yerine getirilmesi gereken bir iştir.”
Mahkûmlardan biri çenesinin ucuyla, göğsündeki kırmız şeridi,Legion d’Honneur nişanını gösterir:
“Ya bu? Bu bir boyun eğme belirtisi değil mi?”
Tournier’in nişanı yapıtlarıyla reddettiği biçimindeki sözlerine asıl vurucu yanıt aylar sonra gelir:
C. Cezaevi’nden bir kamyonet kapının önünde durur ve içinden cezaevi atölyesinde yapılmış gürgen bir masa, eski zamanlarda yazarların ayakta durarak yazdıkları türden ağır ve görkemli bir masa çıkar.
Yanında da bir not:
“Ayakta yazmak için... C. Cezaevi’ndekilerden sevgilerle.”
İlk cezaevi ziyaretimi uzun boylu aktaramam.
Tek bir anı, yumrukladığın anda açılacağını bilsen bile, demir kapının kapandığı anı aktarmak için bile bir köşe yazısı yeterli değil.
Üstelik cezaevi gerçeğini tüm boyutlarıyla kavramak “orada olmanın” da ötesinde, ciddi hesaplaşmaları gereksiniyor.
Biraz burukluk, kendini tutukluluk biçiminde açığa vuran bir eziklik içerse de, benim deneyimim sonuçta “Ayakta yazmak” noktasına vardığı için umut dolu.
Şaşırtıcı gelebilir, ama “içeride”, sanki dışarı çıkmış gibi oldum.
Her şeyi camekana kapatılmış, vitrin ışıklarıyla aydınlatılmış bir dış dünyadan çıkış gibi...
Baskının en yoğun olduğu yerde direnişin de en yoğun olduğunu gördüm; hayatın önüne çıkan her şeyi kendisine katan bir ırmak gibi yoluna devam ettiğini; dayanışmanın en saf, katışıksız, doğal biçimini gördüm; yalnızca toplumsal sorunlara değil, bir diğerine, ötekine duyarlı insanlar, umutları ve cesaretleriyle beni yılgınlığımdan utandıran pırıl pırıl insanlar...
Muhalifliğin bedel, özgürlüğün sorumluluk istediğini derinlemesine bilenler... (İster istemez, “bu ülke, hep en değerli kişilerini mi içeri tıkıyor” diye düşündüm.)
Özgürlük ise hala bir sır benim için.
Onu en çok, göz alabildiğince uzanan, tohumlarını derinlerde saklayan bozkıra benzetebilirim.
Korktuğun anda yitirdiğin, sessiz ve şiirli bozkır... Yeşerdiğinde yaşam gibi gürültüyle yeşeren...
Ayakta durmayı, ayakta yazmayı, ayakta yaşamayı öğrenmek gerekiyor.
* * *
Son günlerde Aslı Erdoğan’ın kitaplarını okuyorum.
Acıları bana fena halde hissettiriyor.
Yukarıdaki satırlar Bir Delinin Güncesi’nden (s. 156-157)
Okurken hapisteki, sürgündeki dostları düşündüm.
Ben ‘dışarıda’yım.
Onlar için ara sıra birkaç satır yazmaktan başka birşey yapamadığım için vicdan acısı çekiyorum.
Gerçekten öyle.
Ve etrafım gitgide tenhalaşıyor.
El ayak çekiliyor.
Konuşacak, tartışacak, bir iki kadeh atacak arkadaşlar her geçen gün azalıyor.
Issızlaşıyorum.
Ama Aslı Erdoğan’ın dediği gibi:
Hayat bana ayakta yazmayı öğretiyor!
Ve yazanların, düşünenlerin, özgürlük bayrağı sallayanların, devlete, iktidara itirazı olanların dilini koparmak isteyenlere lanet ediyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024