Hüseyin ÇAKIR
Popülizmin ortak tanımı “halkın çıkarlarına, önyargılarına, hayal kırıklıklarına ve öfkelerine seslenme esasına dayanan, halkla ilgili her şeyi yüceltme eğilimi ve tutumu” olarak tarif edilmekte. Bu anlam aynı zamanda popülizmin negatif ve pozitif özellikler taşıyabileceğini de anlatıyor. Erken popülizm tanımlaması yapan düşünürler, aydın ve entelektüeller halkın farkında olmadığı çıkarlarını halk adına savunma teorisi ve pratiğidir diyorlar.
Köylü hareketi veya köylüleri kurtarma fikri/eylemi olarak ortaya çıkan popülizm, içi sınıfı hareketinin gelişmesiyle birlikte kabaca “işçi sınıfını kurtarma” ideolojisi, politikası ve örgütlenmesi aracı olarak kullanılan ajitasyon ve propaganda malzemesi oldu.
Popülizm üstüne düşünen filozoflar, siyaset ve sosyal bilimciler, popülizmin ideoloji, politik söylem ve politik hareket olarak muhalif olduklarında birleşiyorlar. Bu genelleme içinde aşırı sağ, sağ muhafazakârlar, liberaller ve sol, sosyalistler de yer alıyor.
Popülizmi etkin yöntem olarak kullanan faşist hareketler 20. yüzyılda Avrupa kıtasında iktidar oldu. Avrupa yükselen sağ/aşırı sağ popülizm, negatif popülizm olarak tanımlanıyor. Sağ popülist hareketlerin, ırkçı/göçmen karşıtı yabancı düşmanı politikaları ve radikal söylemleri, Nazizm’i yaşamış Avrupa’yı korkutuyor.
Ekim devrimine sol popülizm kategorisinden bakılırsa en başarılı sol popülizmdir. Mao’nun liderliğindeki Çin devrimi başka bir sol popülizm örneğidir. Bu sol popülizm bu hareketleri iktidara getirmiştir.
İlerleyen zamanlarda, Peronizm ve darbelerle iktidara gelen Nasırcılık, Saddamcılık gibi BAAS hareketi, 20. yüzyılda “sol” popülizm olarak, antiemperyalizm, ulusal kurtuluşçu halk hareketi örneği olmuştur.
Genelleştirilerek yapılan popülizm tanımının, özellikle aşırı sağ muhalefetle özdeşleşmesi, demokratik, sol muhalefetin popülist söylemde anlam kaymasına yol açıyor. Bu durum, İspanya’da Podemos hareketi veya Yunanistan’da Syriza Partisi'nin iktidara gelişi ve günümüzde sol popülizmin dili, politik söylemi, “toplum ve halk” kavramına yüklediği anlam, genellemelerin dikenli tellerine takılır ya da Ortodoks sol’un aforozuna maruz kalır.
Merkez sağ ve sol, küreselleşen dünyanın yaratmış olduğu sosyo-kültürel çözülmeye karşı çözüm üretemedikleri için, sağ popülizm, ulusçuluğu, milliyetçiliği, gelenekleri, değerleri radikal söylemle ifade ederek kitle partileri ve hareketleri olmaya başladılar. Özetle aşırı sağ, anti küreselleşme hareketi olarak yükseliyor, marjinal hareket olmaktan kitle hareketi olmaya yöneliyor. Politik söylemlerindeki yumuşama, aşırı sağı iktidar veya iktidar ortağı yapıyor.
İktidardaki sol partiler negatif popülizmin kurbanı oldular
Öte yandan merkez sol ve sosyalist partilerin küreselleşme karşısında geleneksel politikaları yetersiz kaldı. Almanya, İngiltere, Fransa gibi sol ve işçi sınıfı ile organik-örgütsel bağı olan sosyal demokrat, sosyalist ve işçi partileri, toplumların sosyolojik, sınıfsal yapılarındaki değişimi karşısında durumu anlama ve yeni duruma göre politika geliştirmede çok hantal kaldılar. Çözümü neo liberalleri taklit ederek bulma yolunu seçtiler. Reel sosyalizmin çözülmesi karşısında sosyal demokrasiye, küresel kapitalizmin analizinden yola çıkarak yeni bir siyasal, sosyal toplum hikâyesi üretemediler. İçinden geçilen sürece şöyle bakıyorlardı: “Sosyal demokrasinin değil, kapitalizmin krizi var.” Bu özgüvenli! bakış, kendinde problem aramama, merkez sol-sosyal demokrasiyi yeni toplum sosyolojine yabancılaştırdı, sınıf söyleminden halk/popülist söyleme geçiş yapılamadı, merkez sol zaman zaman radikal sağ söylemlere savrulma sonucu hızla oy ve iktidar kaybetti.
Küreselleşme dalgasının yükseldiği ve ortaya çıkardığı yıkıcı sonuçlara karşı Latin Amerika’da geleneksel sol damardan beslenen sol, sosyalist partiler iktidara geldi. Darbeyle iktidara gelen Venezuela’da Hugo Chavez’i bir kenara bırakırsak, diğer ülkelerdeki sol hareketler, halkların küreselleşmenin yarattığı yıkımlara karşı iktidar seçeneği oldu.
1990’ların sonundan itibaren kendinden söz ettirmeye başlayan popülizm, temsili demokrasinin müesses nizamına bir başkaldırıdır aslında. Bugün biz aşırı sağ popülizmi konuşuyoruz ama sol popülizm de bu başkaldırının önemli bir parçasıdır.
2000’li yılların ilk yarısında, Latin Amerika’da sol on yıldan fazla iktidar oldu ancak küreselleşmenin yarattığı sorunlara çözüm üretemedikleri ve yolsuzluklara bulaştıkları için birer birer iktidardan düştüler. Geleneksel popülist sol söylem iktidarı korumak için yetmedi.
|
Latin Amerika’da Seçimler ve sol |
||
|
|
||
|
Ülke |
Parti |
Solun Kazandığı Başkanlık Seçimleri |
|
Venezüella |
Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi |
2001-2006-2011-2013 |
|
Şili |
Demokrasi için Partiler Birliği |
2000-2005- |
|
Brezilya |
İşçi Partisi |
2002-2006-2010 |
|
Arjantin |
Adaletçi Parti |
2003-2007-2011 |
|
Panama |
Demokratik Devrimci Parti |
2004 |
|
Uruguay |
Geniş Cephe |
2004-2009 |
|
Bolivya |
Sosyalizme Doğru Hareketi |
2005-2009 |
|
Kosta Rika |
Ulusal Kurtuluş Partisi |
2006-2010 |
|
Ekvator |
Ülke İttifakı |
2006-2009-2013 |
|
Nikaragua |
Sandinista Ulusal Kurtuluş Hareketi |
2006-2011 |
|
Guatemala |
Umut İçin Ulusal Birlik |
2007 |
|
Paraguay |
Değişim İçin Yurtsever İttifak |
2008 |
|
Peru |
Amerikan Devrimci Halk İttifakı |
2006-2011 |
|
El Salvador |
Farabunda Marti Ulusal Kurtuluş Cephesi |
2009 |
Fidel Castro bir “popülist” olmadığı halde, bütün Komünist önderler arasında, popülist siyaset biçimlerinden en fazla yararlanmış olanıdır.
Sol popülizmin iki kategoride ele alınması daha gerçekçi olacaktır. Birincisi, sol popülizm yoluyla iktidara gelenler; ikincisi, sol popülizmi muhalif olmanın ideolojik aracı olarak kullananlar.
Sosyalist solun sınıf popülizmi
Türkiye sosyalist solu üstüne konuşulan konu ne olursa olsun, öncelikle devletin uzun yıllar uyguladığı yasaklar, baskı ortamı veri alınmalıdır. İllegal ve yasaklı ortamda sosyalist popülizmin dili, kullandığı kavramlar eğilip bükülmüştür. 60’lı yıllarda sosyalizm kelimesi kullanılamazdı yerine “sosyal” kullanılırdı. Komünizm kelimesi ise “öcü” gibi, bugünkü “terör “ anlamı gibi kullanılıyordu.
Bu koşullarda sosyalist- komünist ideoloji doğrultusunda topluma açık kanallarla popülizm yapılması imkânsızdı.
Sosyalist popülizm, dünyada egemen olan işçi sınıfının kurtuluşu popülizmiydi. Enternasyonal solun bütün popülist söylem ve siyasal hareketlerin tümü de Türkiye de var oldu.
1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi ile sol popülizm, siyasal ve düşünsel dünyada zihinsel dönüşüm yarattı. TİP parlamentoya girmiş, Marksist görüşleriyle Türkiye’de siyasi tartışmaya yeni boyutlar kazandırmış ve toplumda büyük yankı uyandırmıştı. YÖN Dergisi etrafında toplanan diğer bir grup, Suriye-Mısır odaklı Baas Partisi türü otoriter bir sosyalizm savıyla ortaya çıkmış, sivil-asker aydınlar arasında etkili olmuştur. “Sosyalist Kültür Derneği”, demokratik sol ve sosyalist görüşlerin dile getirildiği bir tartışma ortamı yaratmıştır.
TİP’in söylemi ve gelişen sol hareket CHP’yi de etkiledi ve CHP’nin tarihi lideri İnönü 1965 seçim kampanyasında “CHP, bünyesi itibariyle devletçi, yani solcu bir partidir, aslında laikiz dediğimiz günden beri ortanın solundayız." dedi ve CHP sol olmuş oldu! Sol Türkiye siyasetinin değişimine etkide bulundu ancak seçimleri önemsemedi. Devrim- reform tartışmasında, devrimi savunanlar TİP’in parlamento mücadelesini küçümsediler hatta burjuva işbirlikçisi olarak suçladılar. Demokrasinin savunulması ve geliştirilmesin de asıl mücadele alanı görülmedi. Öncülük popülizmi, sınıfı ve halkı devrimle ve devrimden sonra kurtarma ideolojisi dıştan ve üst söylem olarak kaldı.
Aşağıda sosyalist solun seçimlere katılanlarının aldığı oy oranlarının da gösterdiği gibi, bu sınıfsal sosyalist popülist söylemin karşılığı olmadığının göstergesi. ( İP sol içi kabul edilse de )
HDP'yi bu listeye koymadım. HDP sosyalist popülizmi politik argüman olarak kullanmadı.
|
|
||||||
|
|
Seçime katılan Sosyalist Partilerin aldıkları oy |
|
||||
|
|
Seçim Tarihi |
Katılan Partiler |
% |
|||
|
|
1965 |
1. TİP, alınan oy: 276.101 |
3.0 |
|||
|
|
1977 |
2. TİP, alınan oy: 20,565 |
0.1 |
|||
|
|
1999 |
(ÖDP: 0,3-248,555 SİP: 0,1- 37,671 EMEP: 0,2- 51,752, İP: 0,2- 57,593) |
0,8 |
|||
|
|
2007 |
(ÖDP: 0,8- 52,145 SİP: 0,-1 TKP: 0,2- 79,254, EMEP: 0-26,292, İP: 0,5- 124,526) |
1,25 |
|||
|
|
2011 |
(EMEP: 0,1- 31,577, TKP: 0,1- 61,236) |
0,2 |
|||
|
|
|
|
||||
Sosyalist solun 50 yıldır seçmenler bakımından karşılığı bulunmuyor. Bu “sosyalist popülist söylem marjinal olmaktan kurtulamamıştır” tespitini doğruluyor.
Muhalefeti örme işi salt çağrılarla tepeden olacak iş değil
Sol hep iktidar odaklı stratejilere hapsolmuştu ve bu nedenle de başarısızdı, zira gücü iktidar olmaya yetmezdi. Oysa bizim gibi bir ülkede muhalefet için hem çok neden vardır hem de çok geniş bir çevre. O hâlde solun yapması gereken, muhalefeti örmek, bir araya gelemeyenleri getirmek olmalıydı. Böylece karşı iktidar odağını yaratmış olacaktı.
Fakat muhalefeti örme işi salt çağrılarla tepeden olacak iş değildir, eski usul cepheler kurmaktan söz etmiyorum. Bu tür çağrılar hiçbir zaman başarılı olamamıştır. Sol kendi etrafına çağırmamalıdır, kendisinin de içinde olacağı platformların yaratılmasına çalışmalıdır. En önemlisi sokağın desteği gerekir.
Tarihsel bir analiz yapmak ve buradan bir öngörü çıkarmak gerekiyor. Tarihsel muhalefet odaklarıyla konjonktürel muhalefeti ayırmak gerek.
Hz. İsa der ki “Ey insanlar, Hz. Musa yasak koymasaydı sizler günahkâr olmayacaktınız, ben yasakları kaldırmaya geldim”.
İkili devrim stratejisi temelinde solda meşruiyet kazanan antiemperyalist ideolojinin, vesayetçi devlet ideolojisini gizleyen bir perde olduğu görülememiştir.
TKP’nin ilk yıllarından günümüze dek hemen bütün solda “iyi Kemalizm - kötü Kemalizm”, “sağ Kemalizm - sol Kemalizm” ayırımı yapıla gelmiş ama hiçbir zaman da bu ayrım temellendirilememiştir.
Bu yanılgıların temelinde sol olarak kendi özgün koşulları görmeyi sağlayacak bir sosyal mücadele teorisinin olmayışı yatıyor. Öyle olunca da sosyal mücadelelerden bir deney çıkarmak ve onu teorileştirmek de olamıyor.
Mesele devlet ve devrim değil, devlet ve demokrasi. Radikal demokratik değişim. Sol teoriyi bu bağlamda hala kuramadı bundan dolayı seçimlere katılan sosyalist solun aldığı oy oranı içler acısıdır. Ancak sol bunu masaya yatırıp sorgulamadı ve radikal değişim adımı da atmadı.
40 yıldır yapılan solda birlik girişimlerinin tümü yeni bölünmelerle sonuçlandı. Türk Sol’unun bir kesimi sosyalist popülist söylemi Kürtler üstünden kurmaya başladılar ve HDP’nin Türkiyelileşme projesi ile Kürt siyasal hareketi içinde yer aldılar.
Ne kattılar, ne kazandırdılar, ne kazandılar sorusu içinde çok sayıda soruyu da barındırıyor. Seçime giren sosyalist solun seçim sonuçlarının Kürt siyasi hareketine katkısı ne olmuştur? Bundan sonra ne olabilir sorusu üstüne düşünmek gerekiyor.
Sosyalist solun Kürt popülist söylemi, Kürtlere ne kadar dokunuyor ve ne kadar karşılık buluyor, bu da başka bir tartışma ve araştırma konusu.
Kaynaklar:
-Paolo Gerbaudo (11 Ocak 2017 ) (İlk Yayın 30 Kasım 2016
-Zafer Toprak Türkiye'de Popülizm 1908-1923 Doğan Kitap, 2013
-Yunus Emre, Latin Amerika'da Sosyal Demokrat Eğilimler, Toplumcu Düşünce Enstitüsü, http://www.toplumcudusunceenstitusu.org
-Nabi Yağcı, Demokrasiyi Kazanmada Süreçlere Müdahale Deneyimleri Küryerel Konferansı, 18 Kasım 2017, İstanbul
-Murat Belge, Sol popülizm ve toplum, Birikim, Haftalık Yazılar 26 Ağustos 2016
- Hüseyin Çakır, Solda Birlik Girişimleri ve Sosyalist Birlik Partisi Deneyimi, Belge Yayınları, 2015
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018