Hüseyin ÇAKIR
Birinci sistem değişikliği II. Dünya savaşı sonrasında dünyanın değişen koşullarına göre yapıldı. Devletin kararıyla tek parti sistemi bitti! Yarım çok partili hayat başladı. ‘60’lı yıllarda devletin sıkı kontrolünde de olsa sivil topluma alan açıldı. Komünizm yasağı sürdürüldü ama düşünce, örgütlenme özgürlüğü kısmen de olsa kullanılabiliyordu.
Kürt-Kürtçe başta olmak üzere Türk kimliği dışındaki bütün kimlikleri savunmak ‘sapkın, bölücü, komünizmin fitne düşüncesi’, bunları savunanlar da “beşinci kol” faaliyeti yapan düşmanlar olarak tanımlanıyordu. Devletin resmi ideolojisi böyle şekillenmişti. Bütün kurumlar bu ideolojiye göre hizalanıyor, kararlarını buna göre veriyorlardı. O zamanın dünyasında toplum mühendisliği yapan ideolojilerle yönetilen ülkelerde insanların, toplulukların hayatının bütün alanlarını devletle bütünleşmiş iktidarlar belirliyordu. Bu erk ve yönetme gücü neredeyse tanrısal güçle eş, otorite ve otoriter güçtü.
Tek parti dönemi böyle bir dönemdi.
Çok partili hayata geçildi kararına-yasasına bakmayın siz, anayasaya göre resmi ideolojiyi savunmayan hiçbir parti kurulamaz. Birçok değişiklikler yapılmasına karşın anayasanın Başlangıç’ında da şu yazılı. “…Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı… 2. Madde “Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir”. Buna göre bütün partiler sonuç olarak devlet partisi olmak zorunda. Bunun adı da demokratik hukuk devleti oluyor.
Bu resmi ideolojinin devletle bütünleşmiş örgütlü radikal savunucusu hep Milliyetçi Hareket Partisi oldu. Bazı sol, sosyalist parti dışındaki bütün partiler bu ideolojiye bağlı, aslında birbirinden farkı olmayan partiler oldular.
Tarih ve talih MHP’nin önüne ikinci bir fırsat getirdi
Birincisi 12 Eylül darbe öncesi, darbe sonrasında iktidara gelmeyi hesaplıyorlardı. Kader! Onlara Mamak Cezaevi, solcularla birlikte işkence ve kodes yolunu gösterdi. Alpaslan Türkeş, bu duruma isyan etmiş “fikrimiz iktidarda biz hapisteyiz” demişti.
Şimdi 16 Nisan referandumuyla başlayan Başkanlık Sistemi felsefesinin özünün MHP’nin felsefesinin özüyle eşdeş olması dolayısıyla bu kez şansını kaçırmamak için AKP ile başlayan ittifak görüşmesini sonuçlandırdı.
MHP, 12 Eylül öncesi kapı arkalarında veriler sözlerin unutulmasından ders çıkartılmış olmalı ki, işi sağlama bağlamak için ittifak yasasının çıkarılmasını sağlayarak iktidar ortaklığını garanti altına almış oldu.
Cumhuriyet Türkiyesi İkinci Sistem Değişikliği için adım attı. Bu sistem değişikliğinin altyapısı: Birincisi, 12 Eylül anayasası felsefesine dayanıyor. İkincisi, yönetim yöntemi, siyasi-ekonomik karar sistemi tek merkezde toplanıyor. Üçüncüsü, sistem değişikliği toplum mühendisliği yoluyla Sünni İslam ideolojisi ve Türkçülük temelinde devletin resmi ideolojisi reorganize edilerek, başta eğitim, tarih, kültür ve gelenek… yeniden yazılıyor.
Milliyetçilik anlayışı misak-i milli içinde ‘Türklük-Türkler ana güç, Kürtler ve başkaları tarihten gelen din kardeşliğimiz dolayısıyla devletin parçası olarak Türk milletine tabiler. Millet birliği, İslam (Sünni) imanı ve inancıyla yeniden dirilecek.’ Kabaca devletin bu yeni ideolojisine tabi olmayan dini cemaatler, Alevi ocak ve dergâhları “şer odaklar" olarak tanımlanıyor.
İkinci sistem değişikliğinin meşruiyeti
Rejimler ve sistemler baki değil. Nesnel veya öznel koşulların değişimi kaçınılmaz olarak zorunlu ya da zorla değişimi toplumların, ulus devletlerinin önüne getiriyor. Bu değişim bazen devrimler, darbeler bazen de normal koşullarda toplumsal iradenin çoğunluğunun çoğulcu onayıyla reformlarla yapıldı, yapılıyor.
Türkiye’de ikinci rejim ve sistem değişikliği OHAL anormal koşullarında yapılıyor, ittifak halindeki devletle bütünleşmiş tek bir ideolojik otorite ve hegemonya altında yapılıyor. OHAL koşulları zaten iktidara her şeyi yapma yetkisini veriyor. İttifakın meclis çoğunluğu, siyasal ve toplumsal muhalefeti devre dışı bırakıyor.
Biçimsel ve şeklen “meşruiyet” kurallarının TBMM’de yerine getirildiği görüntüsüyle birlikte “millet iradesi” çoğunlukçu yöntemiyle muhalefetin elini kolu adeta bağlamış oluyor.
Demokratik reform yollarıyla yapılamayan büyük değişimler ya bunalım içinde sert biçimde ortaya çıkıyor veya 12 Eylül öncesinde olduğu gibi istikrarsızlık planlanıyor ve darbe koşulları hazırlanarak amaçlanan “değişim” yapılıyor.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yatay suçlu kapsamı öylesine genişletildi ki, ucu bugün ittifak dışında kalan herkese uzandı. Bu vahim durum aynı zamanda amaca ulamak için olanak yaratmıştı. Birincisi, sistemin kurumsal değişimini gerçekleştirmek için milliyetçi- muhafazakâr çoğunluğu bloke edecek fırsat ortaya çıkmıştı. İkincisi, TBMM’deki Kürt muhalefetinin Türkiyelileşme projesinin %13 oyla mayasının tuttuğu ortaya çıkmıştı. Sistemi ve rejimi yönetim yöntemi ve siyasal olarak otoriter biçimde kurmak isteyenler için siyasal ve toplumsal direnç noktalarının kırılması, gözden düşürülmesi gerekiyordu.
Bunu yapmak çok kolaydı. Her gün dinlediğimiz, vatanseverler ve hainler; milli-gayri milli; terör-teröristlerle mücadele edenler onları destekleyenler olarak toplumu ayrıştırmak, toplumun bir kesimini ötekine karşı kışkırtmak kısa vadede çoğunlukla siyasal başarı getirmiştir, fakat sürdürürebilir olmadığı gibi ucu toplumsal çatışmalara varan sonuçlara yol açmıştır.
Sistem ve Rejim değiştirmek için toplumsal mutabakat
Evet, Türkiye’de devletin yönetim yöntemi, yönetsel araçları ve zihniyet değişimi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu tarihsel, ideolojik, toplumsal ve sosyolojik koşullar değişti. Sistem ve rejim değişikliği çok partili hayata geçilen andan itibaren hep gündemde oldu. Siyasal ve toplumsal değişim taleplerinin karşısına devlet dikildi.
Devlet kim ve ne ki sorusu çok tartışıldı. Devletin, bekasını korumak için asker-sivil bürokrasi olarak tanımlanan ve yetkisini anayasadan alan zinde güçler olduğunu sağır sultan bile duymuştu.
Askeri hizmet kanununda yapılan değişiklikle vesayetin kaldırıldığı sanılmıştı. Ergenekon, Balyoz davalarıyla başlayan ama sonra pardon denilen sürece, 15 Temmuz’un yatay davalarıyla devam edildiği savunusu devam ediyordu.
MHP-AKP ittifak protokolü ile “devletin bekası” adına ideolojik vesayet oluşturuldu. Sistem değişikliği bu ittifakla tamamlandığı zaman Türk-İslam sentezli postmodern yeni devletin bekasını bu vesayetçiler devralmış olacak.
İttihat ve Terakki ile başlayan siyasi ve örgütsel zihniyet bütün zamanlarda, bütün siyasal partileri ve de ‘düşünür’leri etkilemiş ve etkilemeye devam ediyor.
İttifak zihniyeti bu tarihsel sürekliliği yeniden üretiyor.
Bu koşullarda sistemin değişiminden demokrasi beklemek ham hayalden öte bir şey olamaz.
Dünyada bu durumdaki ideolojik ve siyasal partiler, ırkçı, yabancı düşmanı, aşırı sağ partiler. Bu sağ popülist partilerin yükseldiği zamanlardan geçiliyor. En son İtalya seçimleri de bunun göstergesi.
Türkiye’de aşırı sağ milliyetçi parti oy kaybederken, ideolojik olarak merkez sağ kitle partisini kapsam alanı içine aldı, rejimin radikal değişimi için peşine taktı götürüyor. İttifak yasasıyla birlikte çoğunluğu kazanma hesaplarının sistem ve rejimi değiştirmenin çantada keklik olmadığı ittifak çevresinden dillendiriliyor.
Bütün toplumun geleceğini ilgilendiren sistem ve rejim değişikliği aşırı sağ, milliyetçi parti ile merkez sağ Sünni İslamcı partinin ideoloji ve oy çokluğuna dayanılarak yapılmak isteniyor. Çoğunluk yasal olarak meşruiyet ve % 50 artı bir millet çoğunluğu olarak görülebilir, ancak bu toplum sözleşmesi olarak eksik, yetersiz ve sorunlu bir durumdur. Öte yandan bu zihniyet, katılımcı ve demokratik hiç değildir. Matematik çoğunluğu demokrasi olarak, diktatörler, otoriter rejimler ve liderler savunuyor.
Türkiye yeni sistemini bugünün dünyasının içinden geçtiği lümpen muhafazakar sağ ideoloji üstünden kurarsa, ki süreç böyle ilerliyor ve 2019 başkanlık seçimini bu ittifak kazanırsa bu, politik ve yönetsel krizlerle birlikte çok ciddi bir rejim krizinin başlangıcı olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018