İlker DEMİR
Oh be PKK nihayet silah bıraktı.
Keşke tüm silahlar, devletler dahil bırakılsa.
Miadını doldurmuştu, konjonktür dayattı vs çok neden sıralanabilir ama sonuçta iradi bir tutum ve bu bağlamda koşulları doğru yorumlayıp can alan bir aracın terkedilmesi bilime doğaya ekolojiye uygun. Her yanı kirli subjektivitenin egemen olduğu bu dünyada ve hele ateş çemberi Orta Doğu kaygan zemininde alınan bu karar bir özgüvenin ifadesi ve öncelikle takdiri hakediyor.
Peki doğru yerden mi takdir ediliyor? Hangi zaviyelerden?
Her kesim kendi durduğu yerden çoğunlukla olumluladı ama az da olsa olumsuz eleştiri de aldı.
Olumluyan egemen sınıflar, sistemin ve iktidar olmanın bekası üzerinden yorumladı. Bu, insanlığın mutlu ve refah içinde bir geleceğe alışıldık bir karşıtlıktı.
Ama ana muhalefetin tepkisi tam bir tutarsızlıktı.
Olmasa da, kendisine sosyal demokrat diyen CHP ve paralelindeki örgütlenmeler, PKK'nin Lozan yaklaşımına karşı küplere bindi. "Lozan tapudur eleştirilemez, eleştirerek barış kurulamaz" dediler.
Neden?
Eleştiri tapuyu elden mi alıyor? O imzalanmış bitmiş; eksikliklerin dile gelmesi, düzeltme istenmesinin nesi kötü? Üstelik ifade hakkı düşünce özgürlüğü diye her mikrofonu ele aldığında nakarat dinlettiren ana muhalefet yapıyor bunu.
Yavru muhalefet de "ana"dan geri değildi. Onlar da koronun üyesi, egemen boruyu öttürdü, Lozan "and"ını tekrar etti. Hatta onlar biraz daha ileri gidip PKK ile birlikte paralel tüm örgütlenmeleri silah bırakmalı diyerek hükümetin tutumunu destekledi. Hani bunu canlıların barışı, öldürme aracının olmaması, yasaklanması için söyleseler amenna, ama dertleri öldürme/silah tekeli/yetkisi. Lafa gelince söylenen "içişlerine karışamama" rafta.
Bir de barış yanlısı karamsarlar var. Onlar kendine "ihtiyatlı iyimser" diyor, ki onlar bu dikta hükümetle yürümez, uluslararası gözlemci olmalı, şeffaf yürümeli diyor ve dünya barış pratiğinden örnekler gösteriyor. Haklılar. Ama bu temenniler, hemen Demirel'in şu lafını hatırlatıyor:
"..benzin vardı da içtik mi?"
Bu gidişatıyla içe sinmeyen de, konjonktürün, dış dinamiklerin oluşturduğu bir süreç. Kürt hareketinin mücadelesi, gücü ve bir olgu olması ancak bu kadarına imkan sağlıyor. Beklentilerin umudun objektif koşulları var ama sürekliliği, teminatı, subjektivitesi sözleşmesi yok veya ancak Kürd hareketi ve barışçıların güçleri ve haklılıkları kadar. Sürecin yürüyen hali fiilen bir "Kürt-Türk" egemenliği, işbirliği, ittifakına tekabül ediyor. Bu duruma sosyal kuruluştan farklı yaklaşmak gerekiyor. Barışa demokrasiye sosyal kurtuluşa evrilmesi için DEM'i desteklemek değil, demokrasi güçlerinin Dem ile birlikte bir ittifak kurup Kürd hakları dahil demokrasi mücadelesini büyütmesine bağlı ama daha Lozan eleştirisine tahammül edemeyen devletçi ana muhalefetle ve onların minderinden, rezervlerle olumluyan kısmi solla bu zor görünüyor. Kürt hareketi merkezi, yürüyen süreçte somut dayanakları olması dolayısıyla matematikteki "olmayana ergi metodu" uyguluyor ve olumluya cansipare mücadele veriyor.
Karamsarlık üretmeden eleştirmek, ikaz etmek, ama ille de omuz vermek gerekiyor.
Yazarlar
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.01.2026
19.01.2026
14.01.2026
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025