İlker DEMİR
1915 yılında İttihat Terakki'nin Techir'i, Ermeni halkını diri diri ölüme göndermesi bir soykırım mıdır, MEDZ YEGHERN/ "Büyük Felaket" midir?
Suçu hafifletmek isteyenler, tarihçiler ve hukukçular için farklı adlandırma bir anlam ifade edebilir de yaşanan zulmü değiştirmez.
Geçmiş ölülerin, geride bırakılanlar geleceğindir.
Zulmü yaşatanlar suçları ortaya çıkmasın diye muhakemeyi geçmişte tümden yasakladı, şimdi savsaklayarak yapıyor.
Mesela TC, "Her ülke benzer acılar yaşadı, arşivler ortada, açın bakın!" derken tüm devletlere "hepimizin dibi kara" dedi.
Evet, bu bir devlet suçu.
Ülke, devletin mülkü, insanlar da teba.
Devlet varlığını sürdürmek ve büyütmek için aldığı her karar her devletin bir egemenlik hakkı.
Bu bir egemenlik suçu.
İşte 1915 Techir kararının dayanağı da egemenliği Türklerle ve İslam inancıyla sürdürme tercihinin bir sonucu.
Emek dünyası bunu unutmadı, Ermeni halkı hiç; bıkmadan anlattı bu toplu ölümü ve zulmü.
Bu bir trajedi, felaket, doğal afet değil, teamüdendi.
İnsanlık önünde, insanlığa karşı işlenmişti , unutulamazdı, affı zaten çözümsüzlüğe, nedeni bulmaya göz yummaktı.
İnsanlık suçunu hukuk da unutturmadı.
Birleşmiş Milletler 11 Kasım 1970'de "insanlığa karşı işlenmiş suçlar" zaman aşımına uğramaz dedi.
Bu bağlamda dünyadaki halk örgütlenmeleri, kimi devlet parlamentoları 1915'teki Ermeni Soykırımı/ MEDZ YEGHERN'i kınayan kararlar aldı.
Bunlar insanlık adına olumlu adımdı, ama tabi ki soykırımı kabül, devletler için yüzsüz, utanmaz pişkin bir yüzsüzlüktü.
Hele dünya halklarını kana boğan ABD devleti için bu katmerliydi.
Son kararının altında da kim bilir ne devlet taktiği, ne pis egemenlik ve nüfuz oyunları var!
Ama kararı alan değil aldıran özne!
Başta Ermeni halkının yüreğinden dökülen acılı ağıtlar olmak üzere dünyadaki büyük insanlığın mücadelesinin sonuçları bunlar.
Büyük insanlık, emek bloğu mücadelede yalnız değil.
Mesela Şili'de kadına karşı şiddete karşı başlayan mücadele, "las tesis"e, Türkiye'deki kadınlar sokakta polis copuna rağmen ve vekil kadınlar parlamentoda gösteriyle omuz verdi.
İnsan hakları mücadelesi sınır, devlet tanımaz.
Türkiye'de devlet partileri malumdu da HDP bu kez de sınırı geçmedi, tanıdı.
HDP tam bir "kardeşim duymaz eloğlu duyar" durumu sergiledi.
HDP, "'Büyük Felaket'le yüzleşmenin yolunun çeşitli ülke meclislerinde alınan bu tür kararlardan geçmediğini düşünüyoruz." dedi.
Halklar niçin yüzleşecekti?
Halk bu suçu işleyen bir devlete neden parlamentoda öncülük edecekti?
HDP halkın partisi değil miydi?
Devlete tevil yollu bu kadar yakınlaşma çabası niyeydi?
HDP yönetimi önceki Tezkerede de aynı tutumu aldı, benzer eleştiriler yapıldı.
HDP komünist bir parti değil, kitlesel, yüzü sola dönük bir parti, tabi ki her renkten insan var, ama sanki sol literatürden hiç nasibini almamış bu yöneticiler niçin var?
Ödenen bedellere sürekli çığlık attırıyorlar!
Peki içindeki bileşenler, "gölgesinde mevsimler boyu oturup hayaller mi kuruyorlar" gelecek seçimde Kürdlerden kaç kontenjan gelir diye mi bekliyorlar, ne alemdeler?
Yönetim açıklaması bizi bağlamaz mı diyorlar yoksa çoğunluk kararına uyan çoğulcu değil de çoğunlukçu bir tutum mu sergiliyorlar?
Ne oldu okuduğunuz tuğla kalınlığındaki kitaplara, attığınız "Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar her şey emeğin olacak!" sloganlarına?
Hiç kuşku yok ki Kürd hakları için mücadelenin siyasal rengine bakılmaz, ama HDP'nin konumunu tartışmada.
"Yüzme bilmeyenler niçin çıktı kavağa?"
Yazarlar
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.01.2026
19.01.2026
14.01.2026
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025