Kurtuluş TAYİZ
Şiddet bu topraklara pek yabancı bir olgu değil; son 30 yılda 40 binden fazla genç insan bu kirli savaşta hayatını kaybetti. Barışçı bir kültüre sahip değiliz. Ama bu topraklar bebeklerin, çocukların, kadınların korkunç bombalarla havaya uçurulmasına da alışık değil. Türkiye kaç gündür korku ve şaşkınlık içinde Gaziantep’teki patlamayı izliyor. Bebeklerin, çocukların feci şekilde öldürülmesini kavramaya çalışıyor. Fakat “kötü”nün böylesini anlamakta herkes zorlanıyor; bu sınırsız şiddet, bu öldürme azmi “kötü”yle ilgili akıl sınırlarını zorlayacak, ona yeni anlamlar katacak, tarifler ekleyecek nitelikte.
Temel insanlık değerlerinden soyutlanan şiddet sınırsız bir yıkıcılığa, rafine bir kötülüğe dönüşüyor. Yoksa bir yaşındaki Almina Melisa’yı, Gülperi’yi ve diğerlerini havaya uçurabilmek mümkün olmasa gerek. PKK’nın Antep’te sergilediği şiddetin özü biraz böyle.
Şiddetin ve öldürmenin alışılagelmiş biçimleri vardır. Devletin korkunç şiddet yüzü vardır, Doğu’da bunu yediden yetmişe her yaşta insan görüp tecrübe etmiştir. Bir zamanlar JİTEM, Güneydoğu’da Kürtlerin kalbine büyük korku salmıştır. Hizbullah şiddeti de keza öyle; öldürme biçimleri, kurbanlarını katlederken sergiledikleri sıradışı yöntemler 30 yıldır devam eden Kürt savaşında “kötü”nün sınırlarına ilişkin bizlere önemli ipuçları vermektedir. Ancak Kürtlerin hakları ve özgürlüğü için isyan edenlerin bugün “kötü”nün anlam sınırlarını genişletmekte JİTEM ve Hizbullah’la yarışır hâle gelmelerine ne demeli? PKK onları misli misli aştı. Bebek, çocuk, genç kız demeden kurşunlamak, havaya uçurmak, onları araçlarda cayır cayır yakmak vahşetin zirvesi değilse nedir?
Gaziantep gibi sivillere dönük kanlı saldırıları örgütün üstlenmekten kaçındığını biliyoruz. Ancak bu saldırıların sayısındaki artış nedeniyle inandırıcılıklarını da tümüyle kaybetmiş durumdalar. Mütemadiyen yalan söylüyorlar. Onlara yakın olan çevreler de bu yalanın kuyruğuna takılmaktan bir türlü kendilerini alamıyorlar. Kürt siyasi hareketi de öyle. Geçen yıl Batman’da, Siirt’te, Tunceli’de, Ankara’da tamamen sivillerin katledildiği olaylarda Kürtler PKK’ya insani bir tepki göstermedi. Kürt siyasetçiler bu gücü gösteremedi. Fakat bu kadar insanlıkdışı bir eyleme göz yummanın, sindirmenin, sessiz kalmanın da hayatta bir karşılığı var. Doğamız, ortak kültürümüz bir yaşındaki çocukları öldüren bir örgütün kuyruğundan çıkmayan siyasetçilerin ruh sağlığını bozar. Bu kadar büyük vahşeti sindiren bir siyasi aklın, bunu küçümseyen veya kısa sürede unutan bir partinin kendi haklarını savunduğu topluma sağlıklı katkılar yapması mümkün değil. Siyaseti çok ahlaksız bir işe dönüştürmek normal olabilir, bunun siyasette elbette bir yeri vardır ama bununla Kürtlere hak, adalet ve özgürlük getirmek maalesef imkânsız.
PKK’nın Kürt köylülerine yönelik gerçekleştirdiği katliamlar hafızalardan silinmiş olmasa da örgütün az-çok istikrarlı bir gerilla hareketi olduğu da inkâr edilemez. Silahlı mücadelenin günümüz Türkiye’sinde savunulacak bir yanı olmamasına rağmen Kürtlerin haklarının hâlâ tanınmadığını da vurgulamak şart. Kürt siyasi hareketinin yapması gereken PKK kaynaklı bu insanlıkdışı şiddetin önüne geçmek, sınırlamak olmalı. Bebek, çocuk, kadın katleden bir örgütü sınırlamak da sanıldığı kadar çok zor değildir; örgüte insanlık değerlerini hatırlatmak, bundan taviz vermemek, gerektiğinde vicdanla karşı çıkmak yeterli olabilir. Kürt sorununun insanlıkla bağını koparıp şiddeti bu kadar sınırsızca geliştirerek “bağımsız Kürdistan” elde edilse bile ne değeri olabilir ki? Sivilleri katledenlerin getireceği özgürlüğü, adaleti hangi Kürt ister? Bunları örgüte hatırlatmak öncelikle Kürt siyasetçilerin işi.
Antep’te cenaze başında namaz kılan devlet protokolünün acizliği hakkında da birkaç söz söylemek gerekiyor. Bu zihniyetle ölen vatandaşları son yolculuklarına —acı ve üzüntüyle elbet— uğurlayabilirsiniz, ama başkalarının da toprağa düşmesini bir türlü engelleyemezsiniz. Kürtlerin haklarını vermeden bu kör şiddete bir son vermek mümkün değil. PKK’yı lanetlemenin hiçbir işe yaramadığını geçen yıllar yeterince öğretmiş olmalıydı. BDP bile lanetlese yine de PKK şiddetini ortadan kaldırmak için Kürt sorununu çözüme kavuşturmak zorundasınız. Meclis, köklü bir Kürt reformu yapmadan akan kan durmaz, Kürtlerin hakları tanınmadan anaların gözyaşı dinmez; eğer hâlâ bunu göremiyorsanız zaten çoktan kör olmuşsunuz demektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019