Mahmut ÖVÜR
Siyasette gerçek başarının yolu sahici ve samimi olmaktan geçiyor. Elbette güçlü bir fikre, siyasi öngörüye sahip olmak koşuluyla...
Bu tür siyasi aktörlerin karşısına, siyasi mühendislik ürünü aktörlerle çıkanların hiçbir şansı yok. Kaybetmeye mahkumlar. Kısmi başarı yakalamaları sonucu değiştirmez.
Türkiye AK Parti iktidarları döneminde tam da böyle kısır bir döngü yaşadı. Karşısına çıkan bütün muhalefet partileri, ülkenin temel sorunlarında "eleştirel yol arkadaşlığı" yapmak yerine, "düşmanlık" denebilecek bir karşıtlık üstlendi. Daha özgürlükçü, daha demokrat olmak dururken, o rolü AK Parti'ye bırakarak statükoya sarıldılar. Bu yüzden de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun AB'de ısrarla seslendirdiği gibi, şiddet ve darbeyle arasına mesafe koyan "demokratik" bir muhalefet aksı gelişmedi.
Bunun en çarpıcı örneği CHP. Tek partiden kalma yüklü bagajı yetmezmiş gibi seçtiği siyasi aktörler de risk almadıkları gibi değişimi de savunmuyor. Bu CHP sosyolojisini de içe kapatan bir durum.
Alın 15 Temmuz kanlı darbe ve işgal girişimini... O gece, kanlı bir geceydi ama aynı zamanda içinde sivil siyasetçilere tarihi bir fırsat sunan bir geceydi.
Ne yazık ki o fırsatı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu değerlendiremedi. Ya da değerlendirmek istemedi. Ama daha ilginci sonrasını da iyi yönetemedi.
Bir süredir aHaber'de "Politika Nedir?" başlıklı çok başarılı bir haber analiz yayımlanıyor. Her rastladığımda oturup izliyor ve izlerken de ülke adına, siyaset adına, demokrasi adına üzülüyorum. Siyasal bilgiler fakültelerinde ders olarak gösterilmesi gereken bir analiz bu.
Darbelerle CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ilişkisi analiz ediliyor. Kılıçdaroğlu o gece ne yaptığını anlatarak başlıyor söze:
"Saat 11'i 4 geçe, biz merdivenlerden iniyorduk. Gece 23.04. Ve o akşam oteller kapalı olduğu için ve bizi oteller almadığı için Bakırköy Belediye Başkanımızın evine gittik."
aHaber, doğal olarak konuşmayı sonradan ortaya çıkan görüntüler eşliğinde veriyor. Görüntüde önce Atatürk Havaalanı VİP salonu önünden tankların çekildiğini, sonra da Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının ayrıldığını görüyoruz.
Ama gece burada bitmiyor. O gece, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım milleti meydanlara, havaalanlarına çağırıyor. Peki Kılıçdaroğlu ne yapıyor?
Bunu da NTV'de Oğuz Haksever'in sıcağı sıcağına sorduğu sorudan öğreniyoruz. "Başbakandan, Cumhurbaşkanından sokağa davet geldi Sayın Kılıçdaroğlu."
Kılıçdaroğlu'nun cevabı kısa: Evet
Haksever devam ediyor: "Sizin planınız programınız nedir?"
Kılıçdaroğlu: Ben şu anda İstanbul'dayım.
Uçaktan iner inmez bu olaydan haberimiz oldu. Şimdi dikkatle izliyorum.
Bir süre sonra bir başka tv sunucusunun sorusunu duyuyoruz. O da Kılıçdaroğlu'na daha önceki önemli bir sözünü hatırlatıyor:
"Darbe olursa tankın üstüne ilk ben çıkarım demiştiniz. Sayın Cumhurbaşkanı tankın üstüne neden çıkmadınız sorusunu soruyor size"
İşte Kılıçdaroğlu'nun tarihin utanç sayfalarına yazılacak cevabı: İyi de tank getirselerdi bari, nerede tank...
Tankların orada olduğunu bile bile bunu söylemesi ilginç değil mi? Dünyada acaba böyle cevap veren bir siyasi aktör var mı? Çıplak bedenleriyle tankların önüne yatan bir halkla bu cevabı veren siyasetçi arasında nasıl bir gönül bağı olabilir?
CHP'ye oy verenler çaresizlik yaşamasın da ne yapsın...
Not: Önümüzdeki hafta izin kullanacağım, haftaya görüşmek dileğiyle.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.08.2020
28.05.2019
6.05.2019
3.05.2019
2.05.2019
28.04.2019
21.04.2019
19.04.2019
18.04.2019
13.04.2019