Murat Sevinç
3 Haziran 2007 Pazar günü Radikal 2’de fotoğrafsız tam sayfa bir yazı yayınlanmıştı. Fakültedeki idare ve insan hakları hukukçusu iki meslektaşla birlikte kaleme aldığımız özel yazının başlığı ‘Zana, Sadak, Doğan ve Dicle’ idi.
DEP üyesi bir grup siyasetçi 1991 seçimlerinde SHP listelerinden Meclis’e girmiş, yemin töreninde Leyla Zana üç renkli saç bandıyla çıktığı kürsüdeki yeminini Kürtçe sözcüklerle tamamlamıştı. Bu, 1990’lar Türkiye’sinin Meclis’inde herhalde ancak Zana’nın yapabileceği bir eylemdi ve ne yazık ki bedeli çok ağır oldu.
TBMM, 2 Mart 1994’te DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırdı. Aynı gün gözaltına alınan milletvekilleri tutuklanarak cezaevine konuldu. Haklarında TCK’nın eski 125’nci maddesi uyarınca dava açıldı. Nihayetinde hepsine ağır hapis cezası verildi. Yargıtay bu kararı onadı (Ekim 1995).
Yıllarca cezaevinde kalan Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak’ın başvurusu üzerine AİHM, başta ‘DGM’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme sayılamayacağı’ olmak üzere muhtelif gerekçelerle, ‘adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine’ hükmetti.
Her ayrıntıyı anlatmak gereksiz, söz konusu isimler 2007 erken seçiminde bir kez daha aday olmak istedi. Bizim yazımız da adaylıklarının hukuken mümkün olduğunu savunuyordu. Olamadılar. Yeri gelmişken, ola ki ‘Kürt sorunu nedir?’ sorusunun yanıtını bir türlü alamadığını düşünen varsa, Mart 1994’te TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin genel kurul görüşmelerinin tutanaklarını okumasını öneririm. İnternette mevcut, bir dakika içinde ulaşılabiliyor…
Hakaret ve linç
Leyla Zana uzun süredir aktif siyasette görünmeyen bir siyasetçi. Herhangi biri değil, Kürtlerin azımsanmayacak kesimi bakımından, cesaret edilemeyeni yapmış biri. Hal böyleyken, Kürt siyasi hareketinin simge isimlerinden Zana’ya stadyumlarda hakaret edilmesi birilerince ölçülüp biçilmeden yapılacak bir iş olmasa gerek.
Gözde Şeker ise akşamları bağırarak konuşan erkek konuklarıyla değil, nitelikli kadın sunucuları-programcılarıyla fark yaratan Halk TV’nin en aklı başında, demokrat ve mesleğinin hakkını veren emekçilerinden. Tutarlı bir insan hakları savunucusu. Her zaman haksızlığa uğrayanın yanında sözünü sakınmadan durdu. Günlerdir hakarete, cinsiyetçi sosyal medya linçine maruz kalıyor.
Neden?
Adını anmaktan hazzetmediğim ve tarihimizde muadili hiç eksik olmamış malum erkek siyasetçiyi haklılıkla eleştiren birkaç cümle kurduğu için. Bir yurttaş ve seyirci olarak aklı başında tutumu nedeniyle Gözde Şeker’e teşekkür ederim.
Gazozcu siyaset esnafı
Türkiye’de, varlığını biçim ve mecra değiştirerek her zaman sürdüren linç hevesini, ‘hassasiyet’ sözcüğünün ne anlama geldiğini, topluma yıllarca zerk edilen ideolojinin beklenebilir sonuçlarını, herkesin malumu eğitim tornasını vs. tekrar tekrar anlatmaya gerek yok. Bir küsur yıldır şu ya da bu gerekçeyle yürütülen yeni sürecin ‘yürütülme’ şeklinin, böyle bir ülkede ve hele ki şu siyasal-toplumsal atmosferde hangi akımları/zihniyeti besleyeceğini, hangi terminolojiyi harlayacağını tahmin etmek için müneccim olmaya da. Irkçı, ayrımcı ve cinsiyetçi söylem buralarda yeni-sürpriz değil. Buna mukabil, şimdi tanık olduğumuz gibi kolaylıkla ortaya saçılıp alıcı bulmasında, güncel gelişmelerin, dağıtılmayan sis perdesinin payını yadsımak pek güç.
Bir kadın siyasetçiye yönelik hakaretleri dert edinmediğini ve Leyla Zana’yı diline dolayan taraftar gruplarına desteğini sergilemekten çekinmeyecek tıynetteki gazozcu siyaset esnafı ise ne biliyorsa onu yapıyor. Hep böyleydiler ve çıkarları aksi yönde davranmayı gerektirmediği sürece böyle kalacaklar. CHP’de yer alan, herhalde marifetlerindeki boncuk nedeniyle partiye buyur edilip o çatı altında barındırılan kimi erkek siyasetçiler, hiç kuşkusuz CHP’nin tasası olmalı.
İnce çizgi
Yinelemekte zarar yok, faşizm öncelikle dildedir, zihniyettedir, gündelik tutumdadır ve bu yüzdendir ki yaşamın herhangi bir ânında, herhangi bir ilişkide, herhangi bir mekânda ortaya çıkıverir. Peki, Zana ve Şeker’e yapılanın yanında, son haftalarda yürütülen bazı soruşturmalar esnasında iyice ayyuka çıkan kadına yönelik süfli dilin, faşizmin mütemmim cüzü ‘maçizm’in en bilinen özelliklerinden olduğunu hatırlatmaya gerek var mı?
Irkçı-ayrımcı ve cinsiyetçi söylem, hangi kılıfa girmiş olursa olsun (örneğin hassasiyet sahibi yurttaşın protestosu) makul karşılanmamalı. Hepimiz toplumsallığımızın ürünüyüz, doğru. Ancak koşulları hesaba katmak ve onu dönüştürmeye çalışma gerekliliğini savunmak ile ayrımcılığı mazur gösterme riski taşıyan ifadeler sarf etmek arasındaki çizgi sanılandan incedir.
Hiç kuşkusuz bu illetlerin ana nedenlerinden biri, cezasızlık. Ancak ‘yaptırım’ her zaman ve koşulda hukuksal olmaz, olamaz. Toplumsal tepki çoğu zaman ‘yasa’nın öngördüğünden daha büyük etkiye, dönüştürücü güce sahiptir. Bu yüzden bir siyasetçinin, bir yazar çizerin, kamuoyunun ciddiye aldığı insanların ifadeleri hayati ve zaman zaman hukuksal yaptırımdan daha belirleyicidir.
Eşit, insanca yurttaşlık ideali, Gözde Şeker’in üslubundadır. Küfürbaz korolarının Leyla Zana’ya ve Gözde Şeker’e yönelik vahim ifadelerinde ve onları cesaretlendiren siyaset esnafının, mahcubiyet hasletini yitirmemiş her yurttaşı rahatsız eden tavırlarında değil.
Küfür küfredeni küçültür, yüzü kızarması gereken küfürbazdır. Yurttaşı ilgilendiren ve asıl mücadele edilmesi gereken, ırkçılık ve ayrımcılığın hizmetine koşulmuş kem sözün teşvikçileridir.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025