Mahmut ÖVÜR
Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekâtı, küresel ve bölgesel aktörlerin ilişkilerini yeniden biçimlendirirken, içeride siyasi partiler arası ilişkileri de derinden sarsıyor. Çünkü harekât, sadece terör üreten PKK-PYD'ye karşı bir duruşu değil, aynı zamanda Türkiye'yi bölgesel aktör olmaktan çıkartmak isteyen, geleceğini tehdit eden, Kürtlerle bütünleşmesinden rahatsız olan ABD'ye karşı bir duruşu da zorunlu kılıyor.
Bu da iç siyasette bazı partileri net tavır almaya zorluyor. Başta CHP olmak üzere partilerin bundan kaçışı mümkün değil. Ya Türkiye'ye sahip çıkacaklar ya da Türkiye'yi terör kuşağıyla boğmaya çalışan küresel kuşatmanın yanında yer alacaklar. Muhalefetin işi zor. Çünkü siyaset üretmeden sadece AK Parti karşıtlığı üzerinden siyaset yapmanın sonu çıkmaz sokak. Şimdi kara kara düşünüyorlar; "Türkiye'ye sahip çıksak AK Parti'ye yarayacak, çıkmasak toplum bizi boğacak..."
CHP ve İP'nin yaşadığı derin sancı bu. ÖSO'yu terör örgütü ilan etmeleri, TSK ile hükümeti karşı karşıya getirme çabaları, Esad'la görüşmeyi dayatmaları bu sancının savrulmaları. Ama en büyük savrulma "hayır" cephesinde yaşanacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bütün umudunu referandumda farklı nedenlerle bir araya gelen yüzde 48.6'lık "hayır cephesi"ne bağlamıştı.
Oysa hafta sonu gerçekleşen HDP kongresi bir kez daha bu cephenin gerçekleşmeyeceğini gösterdi. Yaşananlardan ders çıkartmayan HDP yönetimi, kongrede Afrin harekâtına karşı çıkmakla yetinmedi, onu "direniş" olarak niteleyip selamladı. CHP şimdi buna ne diyecek bilmiyorum ama bu durum CHP'nin HDP ile ittifak yapma umudunu tamamen bitirdi. Aslında zaten yoktu. Sadece siyaset üretememenin üstünü örtmeye yarayan beyhude bir çabaydı, o kadar...
Tehlikenin büyüğü ise bundan sonrasında saklı... CHP kamuoyuna toplumun yüzde 48.6'sını kucaklayacağına dair bir söz verdi ama kurultayda bunun tam tersini yaptı. Birçok marjinal siyasi aktörü öne çıkartarak partiye aldı.
Bu işte bir gariplik vardı. CHP gibi hem devletin kurucusu hem de bir kitle partisi nasıl olur da toplumun ezici çoğunluğunun değerlerine hakaret eden, ötekileştiren siyasi aktörleri partinin en yetkili kurumu Parti Meclisi'ne alır? Ya da Türkiye'nin rol modeli İstanbul'un il başkanı yapar? Sera Kadıgil'in şu sözlerini marjinal bir parti bile üstlenmez: "Hayatta hiçbir laftan tiksinmedim, 'şehitler ölmez vatan bölünmez'den tiksindiğim kadar."
Hangi birini sayalım, Canan Kaftancıoğlu'ndan Selin Sayek Böke ve Eren Erdem'e kadar çok sayıda böyle marjinal isim var CHP'de. Şimdi soralım: Peki, CHP ve genel başkanı Kılıçdaroğlu bunu bilmez ve bunları tanımaz mı? Bile bile bu isimleri neden partiye alır? Bir yandan yüzde 50 artı 1 alabilmek için toplumun muhafazakâr- dindar ve milliyetçi kesimlerine sesleneceksin, öte yandan toplumun ezici çoğunluğunu irrite eden, öfkelendiren siyasi aktörleri partiye ve parti yönetimine alacaksın...
Bu iş bilgisizlikle açıklanamaz. Toplumdan oy almayı düşünen, aklı başında bir siyasetçi bunu yapmaz. O zaman başka bir hesap var işin içinde... CHP'li Hurşit Güneş'in şu tespiti de aynı kaygının ürünü: "Giderek CHP'de CHP'yi arar hale geldik. Nedeni de giderek CHP'ye dışarıdan tavsiye üzerine getirilen kişiler..."
Tehlike, farklı fikirlerin partide olmasında değil, tehlikeli fikirlerin ve bunları pervasızca söyleyenlerin partiye alınmasında... Acaba tüm bunlar önümüzdeki süreçte sokakları hareketlendirmeyi mi amaçlıyor?
Onca yenilgiye rağmen pusuya yatmış kirli güçlerin direnişi boşuna değil. Toplumun dikkatli ve sağduyulu olmasında yarar var.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.08.2020
28.05.2019
6.05.2019
3.05.2019
2.05.2019
28.04.2019
21.04.2019
19.04.2019
18.04.2019
13.04.2019