Markar ESAYAN
Soğanın zarını soyarcasına, sabırlı, güçlü, akıllı ve soğukkanlı olmanın gerektiği bir özel süreçte ülke.
Sorumluluk devredilemez.
Ülken kısa bir süre sonra, ikinci bir Japonya, Güney Kore olması ile Suriye veya Irak olması arasında sarkaç gibi sallanırken, X, hadi vaktimiz varsa Y, hadi sorumluluk sahibi isek Z köşe yazarlarını, kanaat önderini okuyayım da görüş oluşturayım denemez.
Ülkemiz ve çevresinde yaşananlar, dünyanın şu an içinden geçtiği kırılmalar ciddi ve sürekli ilgiyi talep ederken, pek çok alandaki bilgileri toparlamayı, bunları değişik kaynaklarla kontrol etmeyi ve resmi tamamlamayı gerektiriyor.
Bu sorumluluk devredilemez.
Çünkü en nihayetinde, bu süreçler sonucunda hareketlerimize, tercihlerimize ve kararlarımıza yön veriyoruz.
Ama karar almak, tercihte bulunmak, bir görüşü serdetmeye hazır hale gelmek sadece bir bilgi işleme süreci değildir. Çünkü ne kadar çabalasak da, bilgimiz, kaynaklarımız, hakikati kavramanın modern yöntemleri, kısıtlıdır.
O zaman, insan bir trajediye mi mahkum? Yani, hakikati, bilgi ve çaba ile tamamen kavramamız mümkün değilse, insan uygarlığı nasıl yolunu bulabilir, sürekli yanlış yapmaktan nasıl kurtulabilir?
Bir trajedi içinde debelendiğimiz doğru. Ama bu içinden çıkılabilecek, kader olmayan bir trajedidir.
Biz farkında olalım olmayalım, kararlarımıza, duygularımız, geçmişimiz ve inançlarımız da etki eder. Bizler bilgilerin içimizden akıp gittiği, lüzumlu/doğru olanların yakalandığı elekler değiliz. Aklımız ve kalbimiz, doğrudan o bilgileri inceler, seçer ve işler. Ancak modern tanımların aksine, o süreçte başka parametreler de devreye, iyi ki, dahil olurlar.
Yani, bilgimizin, çabalarımızın, algılarımızın eksik bıraktığını, Kant'ın duyusal akıl/düşünme biçimi dediği, modernler için metafizik kaçan kabiliyetler ile tamamlarız. Yani eğer vicdanımızı temiz tutma gayretindeysek, bilinçdışı ve ruhumuzun arkaplanda sürekli veri topladığını biliyorsak, bunun ne büyük bir imkan olduğunu anlar, eksik kalanı, “hissederek” tamamlarız.
Maddi düşünme, bilgi toplama süreçlerini akıl idare eder ve onun hakkını vermeli, okumalı, gezmeli ve öğrenmeliyiz. Ancak kararlarımızı vermeden, işin diğer yüzde ellisini duyu ve hislerimizin yapmasına izin vermeliyiz.
Bir diğer tamamlanma süreci ise, öteki insanlardır.
Biz, monolojik değil, diyalojik yaratıklarız. Yani insan, sadece düşünen değil, ilişkiye geçen, konuşan da bir hayvandır ve bu harika birşeydir.
Kararımızın, mümkün olan en büyük hakikat parçasına dayanması için, diğer insanlardaki küçük hakikat parçalarını bir koleksiyoncu gibi toplama mecburiyetimiz vardır.
Başkalarıyla muhabbet ederek hem kendimizi inşa ederiz, hem de kararlarımızı verirken, tek başına asla ulaşamayacağımız bir bilgi/duygu havuzuna erişmiş oluruz. Batı uygarlığının en büyük trajedisi, bireyi atomize ederek bu hayat damarını kesmesi olmadı mı?
Tabii, bu tüm yapıp etmeleri anlamlı kılan, Yaradan ile olan kişisel ilişkimizdir. Bilgi, ilişki ve çabaların anlamlı olabilmesi, ancak yaratılış içindeki fonksiyonda yerini alması ve çabaların ölümle anlamsızlığa mahkum edilmemesi ile mümkün olur.
Aslında işin Yaradan kısmına kadar olan bölümünü insan kendi çabasıyla yapabilir, bunun için aklı ve sağduyusu yeterlidir. Yaradan “sermaye” benim diye patronluk taslamaz, fişi çekmez, serbest iradeye hürmet eder.
Ancak, benim itikadımca, tüm bu süreçler Yaradan'ın çıpası ve korumasına sahip değilse, her an dağılma, bozulma riski altında olduğu gibi, kişiye de huzur vermez.
Huzursuz insan da doğru fikirler, eylemler üretemez. Ölümün tehdit ettiği herkes, zaten rehindir.
Hiç aklınıza geldi mi bilmem, karar verme sürecinin bilgi, öğrenme, muhabbet aşamalarından sonraki bence son parametresi huzurdur.
Doğru bir yaşamın, doğru kararların verdiği huzur...
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019