Mehmet Acet
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan EYT konusunda, “Beni bu yola asla teşvik etmeyin. Milletimin zararına olan bir şeyde asla yokum. Seçim kaybetsek de yokum” diyor.
Bu açıklamalar CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sorulunca, şöyle yanıt veriyor:
“Seçimi kaybetme noktasına gelmesi tabii Erdoğan’ın başarısızlığını gösteriyor. EYT’liler hiç meraklanmasınlar, onların sorunlarını çözeceğiz.”
İki açıklamayı yan yana getirince sizce hangisi daha ‘erdemli’ duruyor?
Hangisinde toplam menfaati gözeten, hangisinde grup çıkarlarını önceleyen bir tutum var sizce?
Ya da hangisi ‘popülizme’ daha yakın duruyor diye soralım.
Çıkış noktası itibarıyla emeklilikte yaşa takılanlar sorunu, 1991 seçimlerinde “Kim ne diyorsa ben 5 fazlasını vereceğim” diyen Süleyman Demirel’in ülkenin başına bela ettiği bir konu.
Taşınabilir bir yanının olmadığı en baştan biliniyordu.
Ama önemli olan günü kurtarmaktı.
Sonuçta 8 yıl sonra sistem iflas etti, devlet emeklilerin maaşını ödeyemez hale geldi.
Öyle olunca da, 1999 yılında Yaşar Okuyan’ın Çalışma Bakanı olduğu üçlü koalisyon hükümeti döneminde çıkarılan kanunla ‘erken emeklilik’ devri kapanmış oldu.
Bazı tabularla açık yüreklilikle yüzleşmek gerekiyor.
Türkiye’de emekli sayısı zaten olması gerekenden çok daha fazla.
Sağlıklı bir sosyal güvenlik sisteminde 5 çalışana 1 emekli düşüyor.
Türkiye’de bu oran 2’ye 1 bile değil.
Devletin vergi olarak, prim olarak çalışanlardan topladığı gelirlerin yaklaşık üçte biri emekli maaşlarına gidiyor.
Tabii her yıl zam dönemi geldiğinde “bir puanlık artış ne kadar maliyet üretiyor” sorusu akıllara düşüyor.
Tahmin edersiniz, sadece bir puanlık artış, birkaç milyar Türk Lirası ediyor.
Ama ortalık, emeklilerin sırtından ‘popülizm’ yapanlardan geçilmiyor.
Muhalefet, oy deposu olarak gördüğü için emeklilerimizin temiz duygularıyla oynuyor.
Gazeteler, alıp okusunlar diye birçoğu uydurma haberlerle emeklinin paçasından tutup çekiştiriyor.
Çalışma uzmanı olup da ‘kesesini doldurma’ peşinde olanlar, zaten çoğu zaman yangına körükle gidenler güruhunu oluşturuyor.
Yunanistan yakın zaman öncesi krize girdiğinde emekli maaşlarını yarı yarıya düşürmek zorunda kalmıştı.
100 bin memur işten çıkarılmıştı.
Nüfusla karşılaştırırsanız bu rakam Türkiye’de 800 bin çalışana tekabül eder.
Bu örnek bize ne anlatıyor?
Yanlış politikalar, popülizm, ayakları yere basmayan sosyal güvenlik politikaları, gün gelir çok daha acı reçeteleri önünüze bırakıverir.
İnsanlar, gençler, devleti tek iş kapısı olarak görmekten vazgeçmeliler.
Bu konuda da açık bir yüzleşmeye ihtiyacımız var.
Türkiye’de her yıl iş piyasasına 1 milyon kişi giriyor.
Bu kadar insanın devlette iş bulması mümkün mü?
Devlete memur olmak, emekli olana kadar iş garantisine sahip olmak anlamına geliyor tabii.
Bir telefon başı, masa başı bir iş, çocuklarını devlet işinde görmek isteyen ebeveynlerin hayallerini süslüyor.
Dün, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile sohbet ettik.
Bakan Pakdemirli, gençleri tarıma davet ediyor, şöyle diyor:
“Gençlerimiz AVM’lere gidip sadece sigorta için çalışıyorlar. Bunu kötü bir şey olduğu için söylemiyorum ama köy yerinde elinize bir sopa alsanız ve bir yeri kazsanız AVM’lerden alacağınızdan çok kazanırsınız. Türkiye’de tarım yaşı 55, bu işin içine gençleri sokmamız gerekiyor.”
Tarım Bakanı böyle diyor ama yaptığımız televizyon programına böyle bir teklifin ne anlama geldiğini merak edenler değil, atama bekleyen veteriner adayları hücum ediyor.
Binlerce genç, bütün umudunu buna bağlamış.
Bütçenin gelir kaleminin büyük bölümü, özel sektör çalışanlarından, işverenlerden gelen prim ve vergilerden oluşuyor.
Ama özel sektörde çalışan kimsenin iş garantisi bulunmuyor.
İş sahibi iken işini kaybedenler arasında devlet memurları yok.
Olan özel sektör çalışanlarına oluyor.
Devleti iş kapısı olarak görenler için işin en büyük cazibesi de bu zaten.
Ama bu durum, ülke için ‘toplam fayda’ sağlamıyor.
Yüzleşmeye ve bu konuları açık bir şekilde tartışmaya ihtiyacımız var.
Yusuf Has Hacip diyor ki:
“Kendi menfaatini değil, milletinin menfaatini düşün. Zira milletinin menfaati içinde senin de menfaatin vardır”.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.07.2021
28.06.2021
15.05.2021
17.04.2021
20.07.2020
15.07.2020
24.06.2020
20.06.2020
13.06.2020
8.06.2020