Mehmet DOĞAN
GENÇLİĞİN VEBALİ KENDİNE
28.02.2013
1651
Her ne kadar korkutulmuş da olsak, 1960 ve 1970 kuşaklarının mücadele hikâyeleriyle büyüdük. Onları tek tek saymak da yetmez, onlara tek tek teşekkür de... Türkiye tarihinin en coşkulu mücadelesini, başrollerini “Onların” oynadığı belgesellerle izledik. Bazıları “Deniz’ler” diyerek adlandırsa da, bence denizler bile yetmez onları tanıtmaya. Evet, geçmişimizde sadece halklar için, “insan” için kendisini sokaklara dökmüş, siyasetin gücünü kırmak için kendini tüketmiş gençlerden bahsediyorum. Saygıyla anıyorum.
Sonrasında ne mi oldu? Hak aramak anarşizm oldu. Sokakta olmak asi olmaya yetti. Bağırmak, asker ve polis tarafından seslerimizin kısılması için bahane oldu. Tüm Türkiye pembe tablolara hapsoldu. Apolitize oldu. Siyasetten uzaklaştı, kalplerimiz karartıldı.
Bu durum, öngörülemeyecek sonuçlar doğurdu. Bir kaç örnek vereyim. İstanbul 2010 Kültür Başkenti Projesi için, İstanbullulardan ek vergi toplandı; proje bitti, hala toplanıyor. ÖSYM’de hileli sınavlar yapıldı, polis okulu sınavlarında hile tespit edildi. 2004’te “Hızlandırılmış tren” kazası yaşandı, 41 kişinin öldüğü dava zamanaşımına uğradı, suçlular cezasız kaldı. Onlarca siyasetçi, özel alanlarına gizlice koyulmuş kameralarla şantaja uğradı, suçlular cezasız kaldı, hükümetimiz kazandı. Yıllardır öğrenci bileti alıp, toplu taşıma araçlarını kullanmak için Paso alınması zorunluluğu uygulanıyor, Ankara’da öğrenci olduğumuzu ispat için bir de 22 TL ücret ödüyoruz. Elektriğe, benzine, doğalgaza yapılan zamlar her ay kademeli olarak arttırılıyor. “Güncelleme yapıldı” deniyor.
Tüm bu saydığım olaylar sadece yüzlerce problemden bazılarıdır. Dünyanın her yerinde, bu tür sorunlara dik durabilmenin yolu sokaklardan, meydanlardan geçer. Anayasal haktır. Anayasanın 34. maddesiyle: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” garanti altına alınmıştır.
Ne yazık ki bazı haklar anayasa ile verilmiş olsa da, toplumun ruhu, o dirilişe sahip olmadığında, anayasa maddesi bile etkisiz kalır.
Peki, vatandaşların, özellikle gençlerin mücadeleci ruhunu sindirmesinin nedeni nedir? Bana göre bunun nedeni, haklı mücadelelerinde, siyasi irade tarafından ya da toplumun zihninde haksız konuma düşürülmüş gençlerdir. Vatandaşlarını maddi ya da siyasi düzenlemelerle daha kötü konuma hapseden iktidara, dönem dönem genç örgütler tarafından protestolar düzenleniyor. Ancak başarılı olmak bir yana, gençlerin üzerlerine etiketlenen: “anarşist” tanımı daha da güçleniyor. Çünkü öyle ya da böyle, olaylar sürekli olarak şiddet ile sonuçlanıyor. Ya kolluk kuvvetleri öğrencileri kışkırtıyor, ya da öğrenciler sinirlerinin şiddete dönüşmesini engelleyemiyor. Bu nedenle hem katılım çok azalıyor, hem de yapılan haklı gösteriler marjinalleşiyor (kabul görmeyecek sınırlar dışarısına çıkarılıyor). Bu işten en çok siyasi iktidar kârlı çıkıyor. Gösteri yapan gençler için, kolaylıkla anarşist, asi, provokatör sıfatları yakıştırılabiliyor. Haliyle gösteriler amacına ulaşmak şöyle dursun, gençler yakalandıklarında cezai işlem uygulanabiliyor.
Ankara’da, siyaset bilimi son sınıf öğrencisiyim, benim de birçok siyasi uygulamaya karşı, içim içime sığmıyor, çıkıp dışarı “hükümet yanlış yapıyor” demek istiyorum.
Muhalif olmak iyidir, insanın ufkunu açılmak zorunda bırakır, sorgulamak ihtiyacı yaratır, yarar getirir, zarar götürür. Ancak şu an uygulanan yöntemleri, hem toplum hem de biz öğrenciler adına, zararlı buluyorum. Çünkü bana göre: Direniş zekâyla olur, ilimle olur, toplu bir şekilde ve inanarak olur, haklı direnişte şiddet olmaz, haklı direnişte sivri olan tek şey: zekânın ürettiği argümandır.
Zekânın ürettiği argümanları, yine zekânın sınırları zorlanarak hazırlanmış, meşru, şiddetten uzak, insanların haklı söylemlere dikkatini çekecek eylemlerle duyurmak gerekir. Belki bağırarak değil, insanlara yaptıklarımızı yüksek tonlarda duyurarak. Belki kavgayla değil ama haklarımız için gerekirse, fikirlerimizle kavga edecek kadar dik durabildiğimizi göstererek. Şiddeti dışlayacak kadar sakin, şiddeti utandıracak kadar zekice ve yeni yollar çizerek. Siyasetin ürettiği zararlara küfrederek değil, siyaseti yararlı hale getirecek alternatif siyaseti üreterek var olmanın üstün yararlarını görmeliyiz.
Aksi halde günümüzde ve gelecekte siyaseten atılan tüm yanlış adımlara “ses” verecek kitleler çoktan sindirilmiş olacak. Gençler sokaklara indiğinde iş işten geçmiş olacak. Haklı mücadelelerinde sokaklardakiler, hem anayasal düzenlemelerle hem de toplumun zihninde anarşist olacak. Unutulmasın, demokrasiyi daha güçlendirecek olan siyasetçilerin kendileri değil, genç fikirler ve meşru adımlardır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2014
22.07.2014
11.07.2014
5.06.2014
25.04.2014
24.04.2014
4.04.2014
1.04.2014
12.03.2014
7.03.2014