Mehmet Ocaktan
Demokrasilerde iktidarların yaptıkları icraatlarla övünmeleri herhalde siyasetin en fiyakalı taraflarından birisidir. Çünkü her işin külfeti kadar nimetinin de olması doğaldır. Ancak her övünmede belli risklerin olduğunu da unutmamak gerekiyor. Mesela, ülkeyi yönetenler her vesileyle yaptıkları açıklamalarda, memlekete ne kadar çok üniversite kazandırrıklarını, her ilçede bir yüksek okul açtıklarını ballandıra ballandıra anlatmaktan pek keyif alırlar. Elbette her siyasi iktidarın eğitim konusunda yaptıklarını anlatmasından daha doğal bir durum olamaz. Çünkü iktidarların ülkenin eğitim kalitesini yükseltmek, kalkınmasını sağlamak, adaleti tesis etmek, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini temin etmek, özgürlükleri teminat altına almak gibi temel görevleri vardır.
Ancak eğitim konusunda esas mesele, çok üniversite açmak değil, öncelikle mevcut üniversitelerin eğitim kalitesini yükselterek bilimsel alanda dünya ile yarışır hale getirebilmektir.
Evet üniversitelerimizin sayısı o kadar çok ki, neredeyse yarısından fazlası olmasa memlekette hiçbir eksiklik hissedilmez. Dünya Üniversite Sıralaması Merkezi (Center for World University Rankings-CWUR), 2018-2019 yılları için hazırlamış olduğu dünyanın en iyi üniversiteleri listesini yayınladı. Ne yazık ki Türkiye’den hiçbir üniversite ilk 100 içine girmeyi başaramadı.
Bu liste hazırlanırken hiçbir sorgulama veya anket yapılmıyor. Üniversitelerin sıralamaları belirlenirken öğretim kalitesi, iş gücü piyasasında mezunlara olan talep, akademik personelin kalitesi, yayın sayısı, yayın kalitesi, bilimsel ortamdaki etkisi ve kaynak gösterilmesi gibi kriterlere bakılıyor.
Kabul edelim ki bu tablo, üniversitelerimiz açısından dramatik bir duruma işaret ediyor. Çünkü bizim üniversite anlayışımız bilimsel özgürlüğe, kaliteli eğitime değil, görkemli binalara dayanıyor.
Maalesef üniversitelerimizden mezun olan binlerce gencimiz, bitirdikleri okullarda hiçbir teknik ve mesleki beceri kazanamadıkları için iş bulma imkanları da bulunmamaktadır.
Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde yöneticilerin, her mahallede bir üniversite açmakla övündüklerini göremezsiniz. Çünkü üniversite kalitedir, bilim merkezidir. Kalkınmış ülkelerdeki eğitimin amacı diplomalı işsizler yaratmak değil, özellikle lise düzeyindeki okullarda gençlere mesleki bir beceri kazandırmaktır. Ayrıca herkesin üniversite eğitimi almasını hedefleyen bir eğitim zihniyeti olamaz.
Türkiye’deki eğitim sisteminin perişan halini çok net olarak anlayabilmek için, geçtiğimiz günlerde gazetelerde çıkan şu haberi dikkatle okumakta yarar var. Kastamonu’da etkili olan dolu yağışı sebebiyle büyük hasar alan arabaları tamir için Brezilya’dan kaporta ustası ithal etmiş bulunuyoruz.
Brezilya’dan göçük tamiri için gelen Douglas Sabastiao Nunes Dasilva diyor ki: “Işık ve çubuklar yardımıyla arabaları eski haline getiriyoruz. Kastamonu dolusu çok ağır olduğu için onarım süresi 4 ya da 6 gün sürebiliyor.”
İstanbul’dan Kastamonu’ya gelen kaporta ustası Erkan Küçükkurt ise diyor ki: “Brezilya’da bunun üniversitelerde de dersi var. Profesyonel şekilde orada öğreniyorlar ve eğitimden sonra da dünyanın çeşitli yerlerine dolu yağdıkça çalışmaya çıkıyorlar. İstanbul’da yaklaşık 4 bin araç tamir ettik. Kastamonu’da bizim serviste 10 kişilik Brezilyalı ekibimiz var.”
Artık şunu biliyoruz; uçaklarımızı, arabalarımızı, dijital teknolojileri ithal etmek zorundayız, çünkü bilim ve teknolojideki halimiz ortada... Bu konuda çok sayıda mazeret üretebiliriz, iyi güzel de kaporta tamircisi ithal etmeyi kendimize nasıl izah edeceğiz?
Aslında eğitim dahil bütün problemlerimizin çözümünü konuşurken, öncelikle yaşadığımız bir zihniyet kirlenmesinin altını çizmek gerekiyor. Maalesef devletin bütün kurumlarında kalite ve liyakati esas alan bir anlayışın çok uzağında bulunuyoruz. Eleştirel düşünce zihniyetini kaybettiğimiz için eğitimdeki perişan halimizi tartışamıyoruz, neredeyse bütün gelecek perspektifini yitirmiş siyasetin kan kaybını konuşamıyoruz ve artık liyakatin hiçbir anlam ifade etmediği devlette kurumların sessizce yok oluşunu sadece seyrediyoruz.
Eğer bir ülkede kurumların gelecek tasarımını liyakati esas alan bir zihniyet değil, ideolojik bakış açıları tayin etmeye başlamışsa, o ülkenin her yerini üniversitelerle donatsanız bile bilimde, sanatta, kültürde, teknolojide mesafe almanız asla mümkün olmayacaktır.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025