Mehmet Ocaktan
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana muhafazakar kesimler, 1930 ve 40’lardaki CHP’nin tek parti iktidarını her vesileyle sert bir şekilde eleştirdiler.
Kuruluş yıllarının şartlarını elbette dikkate almak gerekir ama, tek parti iktidarının otoriter uygulamalarını da yok sayamayız. Dolayısıyla bugünden bile baktığımızda haklı olarak o yılları rahatlıkla eleştirebiliriz.
Nitekim AK Parti de kurulduğu günden beri ve özellikle de bugünlerde hala 70 yıl önceki CHP uygulamalarını eleştiriyor. Elbette o yılları eleştirmesinin hiçbir mahsuru yok, herkes de eleştiriyor zaten... Ama talihsizlik o ki bugünkü AK Parti iktidarı, kuruluş ilkelerindeki reformist kimliğini bir tarafa bırakarak yıllarca eleştirdiği 30’lu-40’lı yıllardaki tek parti CHP’sine doğru hızla ilerliyor.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, geçtiğimiz günlerde Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında Yavuz Oğhan’ın sorularını cevaplarken AK Parti’nin bu yeni haline dikkat çekmiş ve şöyle bir değerlendirmede bulunmuştu: “İnsanlar düşündüğü zaman doğru ve yanlışı, iyi ve kötüyü görür.
CHP iktidardayken hatalarıyla ortaya çıkar. Şu anda CHP’yi tenkit etmek mümkün. Erdoğan 70 sene önceki uygulamalarıyla tenkit ediyor. Doğru ben de tenkit ediyorum. Ama aradan 70 sene geçmiş. Tayyip Bey onların tek parti sistemine özeniyor. Hoşuna gitmiş. Tek parti olursa istikrar olur!”
2020 Türkiye’siyle 1940’lı yıllardaki tek parti dönemini karşılaştırmaya itiraz edenler olacaktır, bunu biliyorum. Eğer 2011 yılına kadar olan AK Parti iktidarından söz ediyor olsaydık açıkçası ben de karşı çıkardım. Çünkü o yıllardaki AK Parti gerek demokrasinin kalitesini yükseltmek, gerekse hukukun üstünlüğü konusunda reformist bir kimliğe sahipti ve Türkiye’yi demokratik anlamda bir üst lige taşımanın mücadelesini veriyordu.
Ama ne yazık ki bugün aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Maalesef her şeyin Ankara’da toplandığı ceberrut zihniyeti eleştirerek bugünlere gelen muhafazakarlar, şimdi 1940’lardaki ‘kutsal devlet’ anlayışını adım adım hayata geçiriyorlar. Tek parti döneminde illerdeki valiler aynı zamanda CHP’nin il başkanlığı görevini de yürütüyorlardı. Bugün de vali ilin tek yetkilisi. Bazı illerde belediye başkanlığı görevini de yürüten valiler, kaymakamlar tutuklama talimatı verebiliyorlar, seçilmiş belediye başkanlarının halka bedava ekmek dağıtımını yasaklayabiliyorlar, hatta bazı illerde sadece iktidarın il ve ilçe başkanlarıyla o şehrin sorunları konusunda çözüm toplantıları bile yapabiliyorlar. Tıpkı 1940’larda olduğu gibi... Kaldı ki o yıllarda henüz çok partili hayata da geçilmemişti.
70-80 yıllık demokrasi mücadelesinin sonunda, yani 2020 yılında parlamentonun neredeyse hiçbir işlevi kalmamış, sivil toplum kuruluşları, vakıflar devletin yan kuruluşu haline dönüşmüş ve her şey Ankara’da tek merkezde toplanmış bulunuyor.
Uzun demokrasi yürüyüşünün sonunda başladığımız noktaya geri dönmek, herhalde olsa olsa bize has bir durum olabilir... Aslında bu durumu çok da yadırgamamak lazım, zira itaat kültüründen beslenen bir toplumun gerçek manada bir demokrasi inşa etmesi çok kolay olmuyor maalesef.
Değişim kavramı daha çok pozitif anlamda kullanılmaktadır ve istikameti de hep geleceğe dönüktür. Bu çerçeveden bakıldığında AK Parti’nin 2011’e kadar gerçekleştirdiği değişim ve dönüşümler pozitif istikamette atılmış reform adımlarıdır. Her ne kadar AK Parti’nin bugünkü uygulamalarını ‘değişim’ kavramıyla tanımlamak mantıken çok doğru olmasa da, bu durumu da bir bakıma geri vitese takılarak 1940’la dönüş istikametinde bir değişim olarak görebiliriz.
Kaderin cilvesine bakın ki Kemal Kılıçdaroğlu, 1940’ların otoriter uygulamalarının mirasçısı olan CHP’de değişim rüzgarları estirerek partiyi demokratik bir çizgiye çekmeye çalışırken, iktidarının ilk iki döneminde demokratik reformları hayata geçiren AK Parti, 1940’lı yıllar Türkiye’sine geri dönüyor. Meğer yıllarca tek parti dönemi hayali kurmuşuz da haberimiz yokmuş...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025