Mehmet Ocaktan
Koronavirüs salgınıyla mücadele ettiğimiz şu günlerde hayatımızı doğrudan ilgilendiren en önemli konu; hangi aşıyı kullanacağız, ne zaman aşı olacağız? Şu an itibariyle tek seçeneğimiz sadece Çin aşısı gibi görünüyor. Bu ifadenin Çin aşısına güvensizlik gibi algılanmasını istemem, kuşkusuz o da önemli bir aşı. Esas sorulması gereken, Türkiye gibi büyük bir ülkenin böylesine tek aşı seçeneğine mahkum olmasıdır.
Neden Türkiye’nin böyle bir çaresizlik görüntüsü sergilediğini anlayabilmek için galiba bu konuda kısa bir özete ihtiyaç var.
Biliyoruz ki şu an itibariyle iki Türk bilim insanının buldukları ve Amerikan Pfizer firmasıyla ortak ürettikleri “Biontech aşısı”nın üçüncü faz testlerinin ara sonuçları açıklandı. Aynı şekilde İngiliz AstraZenca ve Amerikalı Moderna firmalarının aşı çalışmalarının da üçüncü faz ara sonuçları açıklandı. Şimdilik en muteber aşılar da bunlar...
Dolayısıyla ülkelerin büyük çoğunluğu bu aşılara yönelmiş bulunuyor. Başta ABD olmak üzere, AB, İngiltere, Japonya, Kanada gibi ülkeler Çin ve Rusya’nın ürettiği aşılar dışındaki bütün aşılardan siparişlerini vermiş durumdalar. Bize ise kala kala Çin aşısı kaldı. Buradan da şimdilik alabildiğimiz sadece 50 milyon dozluk bir miktar... Bu miktarın tamamı geldiğinde bile ancak nüfusumuzun yüzde otuzuna ancak aşı yapabileceğiz.
Gelişmiş ülkeler dışındaki ülkeler bile zamanında planlamalarını yapıp alternatifli bir şekilde aşı sözleşmelerini bir iki ay öncesinden imzalamışlar ve aşılama çalışmalarına başladılar. Artık kendimizi gelişmiş Avrupa ülkeleriyle kıyaslamaktan vazgeçtik... Ama bir gerçek var ki en muteber aşıların alımı konusunda Meksika, Şili, Peru, Ekvador ve Kostarika gibi ülkelerin bile zamanında sözleşmelerini yapıp siparişlerini vermeleri Türkiye adına gerçekten hüzün verici. Demek ki “yerli ve milli masalları” anlatarak ‘büyük devlet’ olunamıyormuş...
Eğer salgınla mücadele stratejinizi akıl-bilim ve şeffaflık üzerine bina etmemişseniz, meseleyi “70 ülkeye maske yardımında bulunduk” gibi bir gösteriye dönüştürmüşseniz, daha da önemlisi paranız yoksa zamanında aşı siparişi yapamaz ve sonunda Çin aşısıyla yetinmek zorunda kalırsınız. Evet yoksullar ligine hoş geldiniz...
Peki neden böyle oldu?
Çünkü biz memleketin bütün kurumlarının tek lidere bağlandığı, sorunların çözümü için yukarıdan talimat beklendiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi garip bir rejimle yönetiliyoruz. Bu rejimde kurumlara ihtiyaç yok... Eğer gerçek anlamda bir parlamenter sistem ya da kuvvetler ayrılığının, denge-denetlemenin olduğu bir başkanlık sistemiyle yönetiliyor olsaydık Sağlık Bakanlığı daha işin başında salgınla mücadele stratejisini belirler, şeffaf bir şekilde yönetir ve ülkenin ihtiyacı olan aşıların alımını bütün medeni ülkeler gibi zamanında yapardı. Ama bizde rejim böyle işlemiyor, zira ne kadar ve ne zaman aşı alınacağına ancak cumhurbaşkanı karar verebilir.
Eğer gerçek anlamda demokratik bir hukuk devleti olsaydık kimin ne kadar özgürlüğe ve de adalete ihtiyacı olduğuna devleti yönetenler değil, hukuk karar verirdi.
Eğer demokratik bir sistemle yönetiliyor olsaydık ülkenin ekonomi politikalarını tek kişinin talimatlarıyla değil, ekonomik gerçekliklere hakim, piyasa şartlarını bilen liyakatli ekonomistlerin ortak aklıyla belirlerdik.
Galiba herkesin bildiği bir gerçeğin altını tekrar tekrar çizmek gerekiyor; eğer bir ülkede kimin ne kadar demokrasiye, ne kadar özgürlüğe, hangi kalitede ve ne miktarda aşıya ihtiyacı olduğunu tek bir kişi belirler hale gelmişse o ülkenin ne kendi halkı nezdinde, ne de dünya ülkeleri arasında bir saygınlığının ve itibarının olması mümkün değildir.
Unutmayalım ki enflasyon ve işsizlik rakamlarını kağıt üstünde düşük göstererek, vaka sayılarının açıklanmasında şeffaflığa riayet etmeyerek itibar ve güven kazanamayız. Doğru haber yapan gazetecileri, yazarları, düşünce ve sivil toplum insanlarını cezaevine atarak, akademide farklı düşünenleri, konuşanları susturarak ülkenin itibarını arttıramayız. Yargıyı siyasallaştırıp mahkemelerin bağımsızlığına gölge düşürerek Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğuna kimseyi inandıramayız. Toplumun belli kesimlerini ötekileştirip düşman ilan ederek güvenilir bir ülke olamayız. Neredeyse dünya ülkelerinin büyük bir bölümüyle kavga ederek, düşman ilan ederek yalnızlıktan kurtulamayız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025