Metin Gürcan
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) hedef istihbarat ihtiyaçlarını coğrafi kısıtlama olmaksızın dünyanın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsüyle karşılayacak Göktürk-1 uydusu 5 Aralık’ta fırlatıldı.
Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında fırlatılan Göktürk-1 Türkiye’nin uzaydaki ikinci aktif askeri uydusu ve uzaydaki beşinci faal uydusu olacak.
Türkiye’nin toplam bütçesi 1 milyar doları bulan uydu projelerinde çok iddialı hedefleri var. 2015’de Ankara Kazan’da 112 milyon dolar harcanarak kurulan uydu üretim tesislerinde yabancı ortaklarla birlikte üretilmesi planlanan Türksat 5A ve Türksat 5B uydularının 2018'de, yüzde 100 yerli imkanlarla üretilmesi planlanan Türksat 6A’nın da 2019’da fırlatılması öngörülüyor.
Hedef 2023 yılına kadar uzaydaki uydu sayısını 10’a çıkarmak. Ayrıca Muğla’nın Datça ilçesinde bir uydu fırlatma istasyonu kurma konusunda çalışmalar yürütülüyor.
Türkiye böylelikle Avrupa, Asya, Afrika'nın tamamı; Güney Amerika ve Kuzey Amerika'nın doğusu ve Avustralya'nın batısını kapsayacak bir uydu filosu kurmayı amaçlıyor. Proje tamamlandığında Türk uyduları dünya nüfusunun yüzde 91'ine erişim imkanına sahip olabilecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uydu fırlatma töreninde ABD ve diğer Batılı devletlere yüklenerek, Türkiye’ye bilhassa da terörle mücadelede askeri ambargo uygulandığını söyledi: “Dost olduğumuz, NATO'da beraber olduğumuz bir çok dostlardan bırakın silahlıyı, 'silahsız İHA'lardan almak istiyoruz' talebimizi kendilerine iletiyoruz. 'Bugün git yarın gel, bugün git yarın gel...' En son söyledikleri ne oluyor, 'Kongreden müsaade çıkmadı.' Ya biz NATO'da beraber değil miyiz? Aynı cephede beraber değil miyiz? Bize bu yaptığınız nedir? İşte bunlar bizi sonunda hacet sahibi yaptı. Şimdi artık kendimiz üretiyoruz. Hem de çok daha ucuzuna üretiyoruz.”
Aslına Türkiye uzay alanına ilk olarak haberleşme ihtiyacını karşılamak amacıyla 1968’de İran ve Yugoslavya uydu istasyonlarını kullanmaya başlayarak girdi. Türksat Milli Haberleşme Uyduları Projesi’nin 1994 yılında hayata geçirilmesiyle, 1994’te ilk Türk uydusu Türksat-1B, 1996’da ikinci uydu Türksat-1C ve 2001’de Türksat-2A yörüngelerine yerleştirildi.
Ancak bu iddialı hedeflere rağmen Türkiye halen bir ulusal uzay ajansı kurmuş değil. Bu alandaki çalışmalar ise yılan hikayesine dönüşmüş durumda. İlk olarak 1990’da kurulması planlanan ajansın kuruluşu ilk önce 1995’e sarktı sonra da uzun süre rafa kalktı. 2000 yılında Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir Uzay Şube oluşturuldu. 2001’deki bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sırasında Türkiye’deki uzay faaliyetlerinin Başbakanlığa bağlı üst seviyeli bir kurum vasıtasıyla yürütülmesi amacıyla Türkiye Uzay Ajansı’nın (TUA) kurulması kararlaştırıldı ama karar hayata geçirilemedi. Proje 2011’de bir kez daha raftan indi ancak Türkiye Uzay Ajansı halen kurulabilmiş değil.
TUA’nın kurulamamasının temel nedenleri arasında askeri mi yoksa sivil bir kurum mu olacağına dair belirsizlik var. Hazırlanan taslağa göre, TUA'nın dünyanın bu alanda gelişmiş çeşitli ülkelerindeki uzay teşkilatlarına benzer bir yapıda, tamamen sivil bir kuruluş olması, siyasetten uzak, kendi kendine yeterli, icra ve en yüksek seviyede koordine yetkisine sahip bir teşkilat olması hedefleniyor.
Bununla beraber kurumun bünyesinde ulusal güvenliğe ilişkin askeri ve sivil uzay faaliyetlerinin planlandığı ve koordine edildiği bir birimin de yer alması planlanıyor. Dolayısıyla askerlerle siviller arasında yetki ve sorumluluk paylaşımı açısından tartışmalar söz konusu.
Bir diğer eksiklik ise Türkiye’nin henüz bir uzay politikasının olmaması. Aslında kurulması çok geciken uzay kurumunun öncelikli görevi ülkenin uzay politikasını oluşturmak olmalı. Uzay politikasının oluşturulması için ise ülkenin uzay konusundaki temel anlayış ve beklentilerinin belirlenmesi gerekiyor. Ayrıca TUA’nın sadece uzayla ilgili kurumlarla değil, sanayi kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum örgütleriyle de eş güdümü olmalı. TUA projelerine finansman sağlanması da bir diğer mesele.
Bir diğer yapısal sorun ise nitelikli insan sermayesi. Türkiye'de halihazırda uzay alanında çalışan kişi sayısı yaklaşık 500. Bunların yaklaşık 150’si mühendis. AR-GE alanında çalışma sayısı yok denecek kadar az. İddialı uzay projelerinin gerçekleştirilebilmesi için nitelikli personel yetiştirme konusunda uzun vadeli bir plana ihtiyaç var.
Bir diğer sorun da bütçe. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) verilerine göre Rusya gelirinin yüzde 0.25'ini, ABD yüzde 0.23’ünü bu alana ayırırken Türkiye bu listenin sondan ikinci sırasında yer alıyor ve uzay çalışmalarına sadece yüzde 0.01'lik bir pay ayırıyor. Euro Consult 2014 verilerine göre Türkiye’nin 2013 yılı sivil uzay programı harcamaları sadece 67 milyon dolar.
Uzay çalışmalarını sekteye uğratan son gelişme ise 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Hava Kuvvetleri F-35 projesini Türkiye’yi uzaya taşıyacak bir köprü proje olarak görüyor. Ancak darbe girişiminin ardından tasfiye edilenler arasında uzay projeleri alanında çalışan nitelikli personel de yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin uzay konusundaki tek yüksek lisans enstitüsü olan Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü (HUTEN) de darbe girişiminin ardından kapatıldı.
Türkiye’nin uzay çalışmalarının önündeki son ve belki de en önemli yapısal engel ise sosyolojik boyut yani uzay çalışmalarının toplum geneline yayılmamış olması. Toplumda buluşçuluk, bilgi ve teknoloji geliştirmenin bireyler bazında teşviki henüz tam anlamıyla sağlanmış değil. Bu noktada, akademideki uzay çalışmalarının eksikliğine de dikkat çekmek gerekiyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin uzaya uzanan adımlarının kurumsallaşabilmesinin başkanlık sistemiyle inşa edilmesi hedeflenen “yeni Türkiye”nin kurumsallaşabilme becerisiyle paralel olduğunu belirtmek gerekiyor. “Yeni Türkiye”nin kurumsallaşabilme becerisini test etmek isteyenlere naçizane tavsiyem uzay çalışmaları alanındaki adımları yakından takip etmeleridir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.09.2021
9.09.2021
11.08.2021
5.04.2021
2.01.2021
16.03.2020
23.11.2019
31.08.2017
12.08.2017