Mümtazer TÜRKÖNE
Henüz oluşmadı; ancak gidişat o yöne doğru.
Erken Seçim iki temel değişkenin eseri olacak. Birincisi iktidarın sistematik hatalarla umutsuzluğu, ikincisi muhalefetin bir seçim ile her şeyin düzeleceği umudunu topluma yerleştirmesi. Temel odak noktası ise ekonomi.
İşin teknik kısmı, yani çoğunluğa sahip iktidarın seçim kararı alması, bir seçim takviminin açıklanması tamamıyla teferruattan ibaret. Şartlar olgunlaşınca seçim kaçınılmaz olur.
Senaryoyu kaba hatlarıyla şöyle tasavvur edebilirsiniz. Güç kaybeden iktidar hükmünü sürdürmek için otoriterleşecek. Hukuk, güçlüden yana tek taraflı işleyecek. Toplumdaki açlık-sefalet algısı ile iktidardan yayılan adaletsizlik duygusu aynı potada eriyip tunç gibi sertleşecek. Böylece güç kaybı iktidara can havliyle daha fazla hata yaptıracak. Otoritenin meşruiyetini içine çekip yok eden bir anafor oluşacak. Zincirlerinden başka kaybedecek varlıkları kalmayan halk ile, zincirden başka hükümranlık aracı kalmayan iktidar karşı karşıya gelecek. İçi boşalıp kâğıttan kaplana dönen iktidar muhalefetin üflemesi ile yıkılacak.
Meşruiyet kaybı:
Yargı eliyle muhalefeti hedef alan bütün operasyonlar iktidarın altını oyuyor, muhalefetin değirmenine su taşıyor. Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan yargı tasarruflarının, CHP’nin iç sorunlarını çözen ve halk desteğini arttıran güçlü rüzgârlar yaratması bu durumun göz önündeki çarpıcı örneği. 12.5 yıl geride kalan Gezi olaylarını, müflis tüccarın eski defterleri karıştırması gibi gündeme getirmek bir acziyet, çaresizlik ve endişe işareti. Derinleşse, gündeme yerleşse iktidar daha da fazla güç kaybeder.
Bütün iktidarlar, ellerindeki araçlar nispetinde kendilerini koruyacak, karşılarındakini ise durduracak tedbirler bulurlar. Yargı ve polis gücü, baş vurulacak en son çaredir; zira ancak zayıf iktidarlar çıplak güç gösterisine başvurmak zorunda kalırlar. Gücün en etkili hali hissedilmeden hüküm sürmesidir. Çıplak güç ve açık kaba güç gösterisi her zaman akılsızlığın ve çaresizliğin işaretidir. Örnek olarak hep 1957’nin Demokrat Partisi’nin tahkikat komisyonları gibi zulme varan uygulamaları gösteriliyor. O günün şartlarında bu hukuksuzlukların darbenin şartlarını olgunlaştırmasına takılmayın. Allah’a şükür bugün böyle bir ihtimal yok. Olsa, muhalefet dahil herkes bütün gücüyle karşı koyar. Sadece şunu hatırlatmak gerekir. 1961’de darbe olmasaydı, 1962’de normal genel seçimler olacaktı ve o dönemi yaşayanların iddiasına göre DP iktidardan düşecekti. DP’nin oylarının erimesinin CHP’nin yıldızının parlamasının en önemli sebebi bugünkü gibi ekonomik zorluklardı. Ekonomik kriz, DP’nin hukuksuz tasarrufları ile birleşince iktidar hızla irtifa kaybetmiş, bu sefer daha fazla hukuksuzluğa, özellikle muhalifleri tutuklamaya yönelmişti.
Meşruiyet kaybı, iktidarların toplum nezdinde ahlâkî üstünlüğünü kaybetmesine, o da çarenin muhalefette aranmasına yol açıyor.
Bizans entrikaları ve yargı operasyonları ile muhalefetin iddialı isimleri devre dışı kalırsa neticesi ne olur?
İktidar kanadı bütün ahlâkî üstünlüğünü kaybeder ve muhalefet hem erken seçimi zorlar hem de sandalye koysa kazanacak seçmen desteğine ulaşır.
Muhalefetin gücü:
Mehmet Şimşek’in yönetiminde ekonomi bir buçuk yılı geride bıraktı ve krizden çıkış için hala cılız bir ışık bile görünmüyor. Vatandaşın gündelik hayatında hissettiği yoksulluk ve iktidara çıkartılan fatura diğer siyasî konulara benzemiyor. İktidar kaybediyor, muhalefet kazanıyor. Her hafta başı siyasî liderlerin masasına konan anketler bu durumu berrak bir şekilde gösteriyor.
Koruyucular paniğe kapılıyor ve onlara verilen yetkiyi güç kullanarak devreye sokuyor. Ayşe Barım’ın, Ümit Özdağ’ın, Suat Toktaş’ın tutuklanması, Gezi hayaletinin yeniden çevremizde dolaşması, İmamoğlu soruşturmalarına hızla yenilerinin eklenmesi, Kartalkaya faciasında düğmelerin ısrarla yanlış iliklenmesi, 5 teğmenin atılması doğrudan erken seçim baskısına verilen tepkilerle şekillendi.
Sırada muhalefetin hamleleri var. Söz konusu erken seçim ise ve şartlar olgunlaşmışsa, asıl güç muhalefetin elindedir. Tek mesele hukuksuzluklar ile yoksulluk arasında, adaletsizlik başlığı altında kurulacak özdeşlikten ibaret.
Seçimi getirecek basit bir senaryo: Yoksulluk derinleşiyor ve iktidar baskılarını arttırıyor, haksızlık-hukuksuzluk durumu derinleşiyor. Muhalefet Meclis’i terkediyor, iddialı bir sine-i millet hamlesi devreye giriyor.
Söyleyin: Seçimden başka ne çare kalır?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025