Mümtazer TÜRKÖNE
Güç ve iktidar, bal kâsesi gibi dalkavukları, kifayetsiz muhterisleri ve ispiyoncuları kendisine çeker. Meslekî olarak rekabet halinde olan birinin daha yetenekli kişileri alt edip öne geçmesinin en kestirme yolu ispiyonculuktur.
Liyakat ve ehliyet değil sadece ispiyonculuk adamın önünü açıyorsa, ilerlemesi için ahlaksız olması yeterli. Totaliter toplumlar aynı zamanda ispiyonculuğun ortak karaktere dönüştüğü toplumlardır. İktidar toplum hayatını düzenlemeye kalkıyorsa, inançlarına ve özel hayatlarına müdahale ediyorsa ispiyonlayacak bir sürü ayrıntı çıkar. Komşusunun tavuğunda gözü olan ispiyonculuk yapıp kümese dalar, beriki derdini anlatana kadar öbürü suyuna pilavı bile pişirmiş olur. Rakibinizi, hasmınızı, kıskandığınız, çekemediğiniz komşunuzu uygun bir lisanla iktidar muhalifi olarak takdim edebilirseniz bütün devlet gücü arkanızdadır, sırtınızı kimse yere getiremez.
İşte bu yüzden dikta yönetimleri aynı zamanda ahlaksız yönetimlerdir. Başınıza her şey gelebilir. Namusunuz, dürüstlüğünüz, ehliyet ve liyakatiniz hayatınızı emniyete almanız için yeterli olmaz. Arkanızı kollamanız, etrafınızda çevrilen dolaplara kulaklarınızı açmanız icap eder. En doğrusu güçle aranızı iyi tutmanız, başkalarına fırsat vermeden ispiyoncu olmanızdır. İşte bu yüzden totaliter toplumlarda haysiyet ve ahlak sahibi insanlar yaşama imkanı bulamaz. Denetimsiz ve kontrolsüz iktidar, sahibine sizin hayatınızın her alanına nüfuz edecek ahlaksız bir güç verir. Ahlaksızlık yukarıdan geliyorsa bulaşıcıdır, toplumu toptan ifsat eder. Açık toplum, demokratik düzen, hukuk kurallarının egemenliği işte bu yüzden sadece siyasî bir sorun değil, aynı zamanda bir ahlâk sorunudur. Ahlâk kaybolur, insanlar birbirine güvenmez. Yetenek kural olarak cezalandırılır.
Otokrasi ne düzeyde? Dikta rejimi altında mı yaşıyorsunuz? Her şeyi bir tiran mı belirliyor? Siyasal düzene değil, kendi bireysel hayatınıza ve çevrenize bakmanız yeterli. Güce ve iktidara yakın olmak dışında bir meziyeti olmayanlara göz atın. Çevrenize ne ölçüde güveniyorsunuz? Hakkınızı aradığınız zaman alabileceğinizden ne ölçüde eminsiniz?
Eğer gazeteci iseniz ve yeteneğiniz varsa işinizi kaybedebilirsiniz. Tersine iktidara yakın iseniz, yeteneğe ihtiyacınız yok. Türkiye’nin iyi gazetecileri birdenbire nereye kayboldular? Zorbalığa methiyeler düzerken bile iki kelimeyi bir araya getiremeyenler neden makbul görülüyor? Büyük işler başarmış işadamları neredeler? İktidarla arası iyi olmadan okuyucusuna, izleyicisine ulaşma şansı olan aydın ve sanatçı kaldı mı? Bu kadar yetenek ve birikim sahibi gadre uğradıktan sonra, dalkavukluğun ve ispiyonculuğun müşterisi çoğalmaz mı?
Hafta sonu Star Açık Görüş’te yer alan, “Paralel akademisyenlik ve 17 Aralık...” başlıklı yazı, yozlaşmanın ve teneffüs ettiğimiz dikta atmosferinin derecesi hakkında açık bir fikir veriyor. Bir akademisyen, “paralel” sıfatıyla meslektaşlarını jurnalliyor. Kime? Hükümete. “Paralel akademisyenler” üniversitelerden hemen tasfiye edilmeli. Yazının başlığında geçen “17 Aralık” tarihi, gerekçenin siyasî temeline işaret ediyor. Peki kim bu paraleller? Kanunlarda, yönetmeliklerde yer almayan ve politikacıların yürüttüğü bir cadı avının malzemesi olan bu niteleme hangi akademik ölçünün konusu? Ben de bir akademisyenim. 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı yaşadım. Bir akademik kadro için iki aday varsa, her ikisinin de karşılıklı olarak “mürteci” ilan edildiği çok örnek yaşadım. İnanın rakibi için dün “irticacı” diyen kişi ile bugün “paralel” diyen aynı kişidir. Bu kişilerin ortak özelliği ise hiçbir zaman değişmez: Akademisyen olarak tartıya çıkamazlar. Bugün üniversitelere egemen olan genel yetersizlik ve yeteneksizlik, doğrudan bu jurnallerin ve ispiyonların eseri.
Nitekim “paralel tasfiyesi” için Açık Görüş’e yazan ilahiyat hocasının bulduğu çözüm, Türkiye’nin dikta hevesleri yüzünden ne tür bir belayla karşı karşıya olduğunu ifşa ediyor. Üniversiteler uzun zamandan beri ehliyet ve liyakati gözetmek için ÖYP adı verilen merkezî sınavlarla eleman alıyor. İlahiyat hocası, bu sınavın kaldırılmasını çünkü bu sınavın “paralel”lere yaradığını söylüyor. Demek ki “paralel”ler yeteneğe, ispiyoncular ise tiranlara ihtiyaç duyuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025