Mümtazer TÜRKÖNE
99’un bahar aylarıydı. Ankara’dan kalkıp, Pınarhisar Cezaevi’nde Tayyip Bey’in ziyaretine gitmiştim.
Hafıza duyguları, somut gözlemler ve tecrübeler gibi saklamıyor. Duygular uçuyor, derinlerde isim koyamadığınız, kararlarınıza sebebini kavrayamadığınız biçimde yön veren tortulara dönüşüyor. Pınarhisar bu yüzden hafızama, demokrasi ve özgürlük eksikliğinin sembolü olarak kazınmış. Halkın oyları ile seçilmiş bir adamı yok etmeye karar veriyorsunuz, okuduğu, üstelik ders kitaplarında yer alan bir şiirden dolayı hapse atıyorsunuz.
Pınarhisar Cezaevi’nde Tayyip Bey’in kaldığı hücreye kadar gitmiş ve orada görüşmüştüm. Halkın sevgisini ve desteğini kazanmış bir politikacıyı bu hücreye tıkarak doğrudan halka ceza vermişlerdi. Ülkesi için adalet isteyen herkes için yapacak şey belliydi. Zulme ve aleni bir haksızlığa uğrayan bu adama destek olmak. “Acaba?” diyorum, “Pınarhisar Cezaevi bir zamanlar kısa bir süre için ağırlamış olmasaydı Erdoğan diye bir adam kendisine benzeyen diğer politikacıların önüne geçer ve bugün bulunduğu yere gelebilir miydi?”
Aradan tam 15 yıl geçmiş. Tamamen benzer duygular. Ülkeniz adına umutsuzluk, bir kişinin şahsında herkese yapıldığını düşündüğünüz haksızlığa uğramanın kırgınlığı ve öfkesi. “Ne geçiyor ellerine, bu ülkeye zarar vermekten başka” diye düşünüyorsunuz. Tamamen aynı duygular ve ben bu duyguları altı gün boyunca gittiğim Çağlayan Adliyesi’nde tekrar yaşadım. Fazlası bu sefer zulmü, o gün o tek kişilik hücrede kalan adamın, bir zamanlar siyasî yakınlığınız olmamasına rağmen sahip çıktığımız adamın yapması. Kendilerine yapılan zulmü, aynı nobranlık ve zorbalıkla başkalarına yapacak kadar bir insanı bozan şey nedir? Güç ve iktidar mı?
Bir senaryodan, iki yazıdan silahlı örgüt çıkartmak için, şiir okuduğu için hapse atılmış adamın çok büyük bir istihale geçirmesi gerekirdi. 2010 yılı bitip, 2011 seçimlerinde Erdoğan ustalığını ilan ettiği zaman hepimiz, şiir okuduğu için artık kimsenin hapse atılmayacağından emindik. Olmaz mıydı? Bugün dizi senaryosundan dolayı basın mensuplarının gözaltına alındığı, hapse atıldığı bir Türkiye’yi kim tahmin edebilirdi? Allah aşkına dün Tayyip Bey’i hapse attıran Bir generalle, Ekrem Dumanlı’yı Hidayet Karaca’yı suçlu ilan eden adam arasında ne fark var? Bugünün duyguları da geleceğe kalmayacak. Kırılmış camdan kalplerimiz onarılamayacak. İktidarın bir zamanlar zulme uğramış bir politikacıyı bile nasıl zalimleştirebildiğini hatırlayacağız sadece. Bir de iktidar etrafında pozisyon alanların görgüsüzlüğünü. Onlar bir ideolojiyi, bir prensibi değil sadece iktidarı savundular. Sadece gücü savunmanın, sadece güçlü olduğu için birini haklı çıkartmanın zavallılığına mahkum oldular. Ne nezaketten, ne nezahetten, ne mertlikten eser kalmadı. Güç sahibini bozarken, o güce yakın duranları da ahlaken çürütmüş, demek ki.
Bütün hikâye bir iktidar hesabından ibaret. Ortada rakip kalmadığını görünce iktidarı kendi ellerinde toplayabilmek için dünkü yol arkadaşlarını, destekçilerini yok etmeye çalışan bir despotun hesapları bunlar. Gücün ve iktidarın ideal ve hizmet aracı olmaktan çıkıp, başlı başına bir amaca dönüştüğü durumda, güce yakın duranlar da her şeylerini kaybediyorlar. Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca için “oh olsun” yazısı yazanların üslubundaki düşüklüğe, ekranlardan aynı lafları söyleyenlerin yüzlerinden akan riya ve sahteliğe dikkat ettiniz mi?
15 yıl önce girdiği hücreye, aynı suçtan masumları sokmaya kalkan biri birçok şeyi kırıp dökmek zorunda. Ona destek olanlar da. Neyse ki bizim sadece kalbimiz kırık. Azmimiz dimdik ayakta.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025